GARİP BİR ÜLKE OLDUK…

Garip bir ülke olduk.

Olabilecek en saçma, en akıl dışı şeyleri bile normal karşılıyoruz…

Ülkemizi getirildiği kamplaşma, kutuplaşma ortamında; olguları bağımsız, yansız; akıl ve mantık çerçevesinde değerlendirmekten uzaklaştık…

Dün beyaz denilene bugün kara denilmesini, bunun bize “siyaset” diye yutturulmasın kabullendik…

Ünlü bir sözdür;

Nereye gideceğini bilmeyen yelkenliye rüzgâr yardım edemez

Ülkemizin içinde bulunduğu durum bundan daha iyi tarif edilemezdi…

Rotası belli olmayan, dümeni kontrolden çıkmış dev bir gemi gibiyiz…

Birbirine taban tabana zıt, biri diğerini yalanlayan iki söyleme dikkatinizi çekmek istiyorum…

Siz Nazilerin zincir halkalarısınız, siz gerçek manada faşistsiniz

Kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa’da görüyoruz. Geleceğimizi Avrupa ile kurmayı tasavvur ediyoruz

Avrupa’yı aşağılayan sözlerin sahibi kişi ile Avrupalı olmayı arzulayan, ona hayranlık duyan kişi, aynı kişi; Ülkenin Cumhurbaşkanı…

Hani, aradan yıllar geçti, insanlar zamanla görüş ve fikirlerini değiştirebilir diyeceksiniz…

İki konuşma arasında aylar, yıllar değil; yalnız 25 gün var!

Üzüntü verici olan, ülkeyi tek başına 18 yıldır yöneten kişinin, henüz kendisine bir istikamet belirleyememiş olması…

Ne yapılacağı, nasıl bir yol izleneceği hususundaki belirsizlik, yalnız genel konularda değil ki, her sorunda karşımıza çıkıyor…

Ekonomide örneğin…

Yıllardır “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” dedi…

Önceki Merkez Bankası Başkanını sözünü dinlemeyip, faizi yükselttiği için görevinden aldı… Yerine getirdiğini ise, sözünü dinleyip faizi yükseltmediği için aldı görevden… 

Ekonomistlerin dediğine göre; sırf Erdoğan’ın inadı yüzünden Merkez Bankası dövizi dizginlemek için, 120 ile 140 milyar tutarındaki dövizi heba etti…

Bir hafta önce, “ekonomimiz pik yaptı” diyen de kendisi, şimdi “halka acı reçete içireceğiz” diyen de…

Türkiye İstatistik Kurumu diye bir kuruluşumuz var(TÜİK)…

Yüz küsur yıl önce İngiltere Başbakanı Benjamin Disraeli, “üç çeşit yalan var; yalan, kuyruklu yalan, istatistik” demişti…

Disraeli bile, istatistiğin bu kadar desteksiz atabileceğini tahmin edememiştir…

Bahane üretmenin bir mantığı, minareye kılıf uydurmanın da bir yolu yordamı olmalı…

TÜİK’in İşsizlikle ilgili raporuna bakın şimdi:

İşsizlik geçen yıla göre, 0.8 oranında azalmış, yani bu durumda; geçen yıla göre çalışan sayısı 450 bin kişi artmış.(Pandemi koşullarında üstelik…)

Duy da inanma derler…

Zaten bir sonra açıkladığı veri de kendisini yalanlıyor:

İstihdam oranı, 2,4 puan azalarak 43,9 olmuş yani, 975 bin kişi azalmış…

İş bulan sayısı artmış ama toplam çalışan sayısı ( istihdam) neredeyse onun iki katı düşmüş…

Bu durumda yeni işe giren 450 bin kişi, uzayda işe başlamış oluyor…

Aynı kafa karışıklığı demokrasi anlayışlarında var…

Yargıda, hukukta, demokraside “reform yapacağız” dediler…

Umutlandık, artık kimseye olur olmadık, delilsiz, ispatsız dava açılmayacak, insanlar düşüncelerini özgürce söyleyecek sandık…

Bülent Arınç’a söylediklerine bakın…

Kırk yıl düşünsem, Arınç’ı savunacak olmam aklıma gelmezdi…

Demokraside reform denilince akla ilk; farklı görüşlere, farklı düşüncelere saygı gösterileceği gelmez mi?

Üstelik partilerinin kurucusu, eski TBMM Başkanı, Yüksek İstişare Kurulu Üyesi…

Kendi arkadaşlarının, ağabeylerinin düşüncesine tahammül edemeyenler, başkasına nasıl tahammül edecekler?

Sağlıkta olanlar da diğerlerinden farklı değil…

TÜİK verilerindeki tutarsızlık burada da karşımıza çıkıyor…

Gerçek olmadığını bile bile her akşam veri tablosu yayınlıyorlar…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Mezarlıklar Müdürlüğünün verilerini halkla paylaştı…

Geçtiğimiz Pazar günü yalnız İstanbul’da bulaşıcı hastalıktan ölenlerin ayısı, 189

Sağlık Bakanlığının tablosuna göre, tüm Türkiye’de Covid-19’dan ölenlerin sayısı, 139…

Peki, Sağlık Bakanı halka neden yalan söyler?

Nedeni basit, diğerlerinde de olduğu gibi…

Halka, “salgında diğer ülkelerden daha başarılıyız” diyebilmek için…

Çünkü ne kadar insanı inandırırlarsa,  oyları o kadar artacak sanıyorlar…

Zavallı Trump, seçim çantada keklik görüyordu; korona tüm hesaplarını bozdu…

Korona verilerini gizleyip, “salgını dünyada en iyi ben yönettim” deseydi, şimdi seçimi kazanmıştı...

Gariplikler bununla da kalmıyor,

Sağlık Bakanı, Çin’den 50 milyon doz aşı siparişi verildiğini söyledi…

Oysa Cumhurbaşkanı, “eli kulağında, yerli aşımız çok yakında kullanımda” demişti. Hatta “yoksul ülkelere bedava vereceğiz” de demişti…

O halde Çin’den neden aşı satın alınır?

Belli ki söylediklerine kendileri bile inanmıyor…

Gel de Ahmet Kaya’nın şarkısını hatırlama:

“Nerden baksan tutarsızlık”

Garip bir ülke olduk vesselam!

 

ÜNAL ÇEVİKÖZ

CHP İstanbul Milletvekili, Genel Başkan Danışmanı, tecrübeli  diplomat Ünal Çeviköz, kendisine yöneltilen; “Jeo Biden yönetiminden ne bekliyorsunuz?” sorusuna, “Türkiye’de demokrasiye, insan hakları ve basın özgürlüğüne vurgu yapmasını ” şeklinde yanıt verdi…

Ünal, iyi bir diplomat ve uluslararası ilişkiler uzmanı olabilir ama belli ki iyi bir siyasetçi değil…

Bu sözlerinin nasıl yorumlanacağını tahmin edememiş…

Benim aklıma, Kurtuluş Savaşı öncesi “mandacılık” akımı geldi…

Bakın Mustafa Kemal, 1922’de “manda”isteyenlere ne demiş:

“Artık hayat bulmak için, ıslahı hal etmek için, insan olmak için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın ameline göre tedvir etmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler küşayiş buldu… Halbuki hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nesayihi ile planları ile yükselebilsinTarih böyle bir hadise kaydetmemiştir…”

Bütün siyasiler sözlerine dikkat etmeli, hele Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin sözcüleri; daha bir dikkat etmeli… 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.