Gazeteden tarihe bakış!

  Yeniçağ Gazetesi genel yayın yönetmeni, eski mesai arkadaşımız Hayri Köklü aradı ve ‘Zaman zaman tarihi yazılar yazıyorsunuz. İstanbul Üniversitesi çok önemli bir iş yaptı. Üniversite kütüphanesi, 1928-1942 yılları arasında yayınlanmış 580 bin küsur sayfa gazeteyi PDF formatında erişime açmış. Yakın tarihe ilgi duyanlar için birebir’ dedi ve ardından internet adresini gönderdi.
İstanbul Üniversitesi’nin Gazeteden tarihe bakış projesi, gerçekten güzel bir hizmet. Aynı işi Trabzon’da KTÜ veya Trabzon Üniversitesi yapabilir. Trabzon’da Cumhuriyet öncesi ve sonrası yayınlanan gazeteleri PDF formatında erişime açabilir. Gerçi, iki üniversite de bu işi yapabilecek öğretim üyesi, teknik bilgiye sahip çalışan yok denecek kadar az. Biz yine de, KTÜ ve Trabzon Üniversitesi rektörlerine çağrıda bulunalım ve böyle bir projeyi hayata geçirmelerini isteyelim.
 

Ayasofya, Ayasofya olmaktan çıktı!
  f3f820f6-c726-4110-8942-d4ec6352f9a0.jpg  Demokrat Parti hükümeti döneminde merhum Başbakan Adnan Menderes’in oluru ve talimatıyla, aslına uygun olarak restore edilen ve müze haline getirilen tarihi Ayasofya, Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfı olduğu gerekçesiyle bir süre önce Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçmişti. Vakıflar Genel Müdürlüğü de, müzenin içinde düzenlemeye gitmiş ve tarihi mekanın yarısını cami haline getirmişti. Daha sonra da Ayasofya ve çevresinin restorasyonu ihalesi yapılmıştı. Bu süreç içerisinde Mimarlar Odası, müzedeki restorasyona itiraz etmiş, Trabzon idare mahkemesi itirazı ret etmiş, Mimarlar Odası bir üst mahkeme olan Samsun Bölge İstinaf Mahkemesine gitmiş, Samsun’daki üst mahkeme de kesin kararı vermiş ve Ayasofya’daki restorasyonu iptal etmişti. Mahkeme bu şekilde karar vermesine rağmen, Ayasofya’daki restorasyon devam etmiş. Müzenin ve çan kulesinin duvarlarındaki paha biçilmez freskler vs. kapatılmış. Müzenin bahçesindeki patika yollar da beton kaplanarak yeniden düzenlenmiş. Müze ve bahçesinde yapılan düzenlemeler medyaya yansıdı. Her kesimden tepki gelmeye başladı. İşte bu tepkilerden sonra Trabzon Valiliği zevahiri kurtarmak için dün bir açıklama yaptı ve her şeyin proje dahilinde, uzmanların gözetiminde yapıldığını, eleştirilerin doğru olmadığı savundu.
Müzenin önceki ve bugünkü görüntüleri ve bahçede yapılan işler ortada iken Valiliğin bu şekilde açıklama yapması gerçekten ilginç…
Ayasofya ne durumda diye soran olursa, ‘Ayasofya Ayasofyalıktan çıktı’ diyoruz… İnanmayan giden yerinde inceler... Yazık, günah…
 

Atatürk Köşkü de yakında çöker!
  
Trabzon’un en önemli tarihi mekanlarından biri olan Soğuksu’daki Atatürk Köşkünün, bakımsızlıktan yakında yıkılma ihtimali olduğu önü sürüldü. Mahalle sakinlerinden Hasan Kandaz, Köşkün iç bölümlerindeki döşemelerin yoğunluk nedeniyle çökebileceğini iddia ederek, ‘Avrupa’da bu tür mekanlara girişler kontrollüdür ve üçerli beşerli gruplar halinde mekanların gezilmesine izin verilir. Atatürk Köşküne ise yıllardır bir anda onlarca kişi giriyor. Köşkün özellikle iç kısmı kesinlikle yeniden elden geçirilmelidir. Yoksa yakında çökme başlar’ dedi.  
Hasan Kandaz’ın feryadı herhalde karşılık bulur.
 

"Kuzeyin Öyküleri" ve Dr. Kemal Küçükali!
  94617741_228537331738977_3481066277533908992_n.jpg Trabzon’un doğu ilçelerinin en sevilen hekimlerinden biri olan Dr.Kemal Küçükali, iyi bir yazardır. Dr. Küçükali’nin, nüktelerine ve bazı hastalıklar hakkında yazdığı yazılara zaman zaman köşemizde de yer veriyoruz.  Trabzon’un eski doktorları arasında şairler ve yazarlar da vardı.  Mesela merhum Dr. Gündoğru Sanımer…
Kemal Küçükali, belirli dönemlerde kaleme aldığı hikayeleri geçenlerde bir kitap haline getirdi. Küçükali’nin ‘Kuzeyin Öyküleri’ adını verdiği eseri büyük beğeni aldı. Kitap ile ilgili yorum yapan okurlardan Baki Yurttuş, ‘Çocukluğumuzda yaşadıklarımızı yeniden yaşatıyor bu kitap’ derken, Taliha Güven, ‘Karadenizli olup da bu hikayelere yabancı olacak birini düşünemiyor’ dedi. Hasan çakır ise, ‘İnsan kitabı okurken yaşamanın ne kadar güzel bir şey olduğunu anlıyor’ dedi.
Dr. Kemal Küçükali’yi tebrik ediyoruz.
 

Metin Kondel’den inciler!
 
Eskimo’ya; ''Ne düşünüyorsun?'' diye sormuşlar, ''Ne düşüneceğim, evde yeterince balık var!'' demiş.
5a878940-740b-4bb9-9624-e05e1fe47b66.jpgÇinli’ye sormuşlar; ''Ne düşünüyorsun?'' diye. ''Ne düşüneceğim, evde bir çuval pirinç var!'' demiş.
Hintli’ye sormuşlar; ''Ne düşünüyorsun?'' diye. ''Ne düşüneceğim, dün evde ekmek yoktu, bugün var'' demiş.
Rus'a sormuşlar aynı soruyu; ''Ne düşüneceğim, dün gece evde gördüğüm votka şişesi boş muydu, dolu muydu onu hatırlamaya çalışıyorum'' demiş.
Afrikalı'ya sormuşlar bu kez; ''Ne düşüneceğim, kabilemizin dilinde yağmur ne demekti onu düşünüyorum'' demiş.
Ve nihayet sıra Türk'e gelmiş. ''Sen ne düşünüyorsun?'' diye sormuşlar. ''Ne hakkında ne düşünüyorum, neyi merak ediyorsunuz?'' diye sormuş Türk. ''Efendim pek tabi ki dünyanın gidişi hakkında ne düşünüyorsunuz?'' diye üstelemişler. ''Vallahi ben ne düşüneceğim, dünyayı başkan yönetiyor, bu sorunun muhatabı o, gidip ona sorun!'' demiş.
                                     *****************************

  Din insan var olalı var olan sosyal bir olgudur. Bir insan olarak dine karşı olmak insana karşı olmaktır.
Din konusunda eleştirel yazılarımı okuyan insanlar dine karşı olduğumu düşünebilirler. Evet dine karşıyım. Ama hangi dine?
İnananların tertemiz inançlarını geçim aracı yapan, bilinmeyeni pazarlayan, kendilerinin insanla ALLAH arasında aracılık vazifesi yaptığını iddia eden örgütlenmelerle şekillenen her türlü dine karşıyım.
İnsana ve insanlığa yararlı işler yapan, doğruyu söylemeyi teşvik eden, iyi insan oluşturmaya talip olan, hakkı gözetmeyi, yardımlaşmayı emreden Allah'a teslim oluşa kim hayır diyebilir, inançsız bile olsa!
İnsanın en büyük korkusu ölüm korkusu üzerinden tehdit ve şantaj yolu ile kurumlaştırılan din anlayışı hatalıdır, ibadetleri abartarak hayata üstün tutan ibadet görüşü insanı köleleştirir, özgürleştiremeyen inanç kulu kula teslimiyete götürür.
Din sadece ve ancak Yaratan ALLAH'a teslimiyettir. Ve bu din güzeldir.
Not; Ben din adamı değilim, bu görüşler benim dini anlayışımın özetidir, kimseyi bağlamaz, benden başka!
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

Önceki ve Sonraki Yazılar