Geç kalmadan…

17 günlük tam kapanma, korona salgını boyunca ülke olarak bugüne kadarki en büyük sosyal ve fiziksel eylemimiz oldu.

Bence de doğru ve yerinde bir karar. Belki daha önce yapmalıydık, belki biraz daha uzun yapmalıydık gibi sorular ve fikirler ortaya atılabilir ancak bu saatten sonra bir faydası olmayacağı için tartışmaya gerek olmadığı kanaatindeyim.

Göçebe bir yaşam tarzını benimsemiş, yüzyıllardır yerleşik düzene geçmemize rağmen hâlâ yaylacılık, Yörüklük yaşamından ödün vermeyen, en azından imkânları dahilinde yazlık ve kışlık ikamette yaşayan daha olmadı yılın bir bölümünü köyünde geçirmek zorunda hisseden bir milletin 17 gün ev hapsinde kalması inanılır gibi değil elbette.

Sonuçta tahminleri yanıltmayacak şekilde gelişti ve insanımızın büyük bir kesimi evine kapansa da azımsanmayacak bir kesimde metropollerden Anadolu’ya, şehirlerden köylere veya yaylalara akın etti.

17 günlük yasağın tamamında yaşayacağımız yayılmayı nerede ise birkaç gün içinde hallettik. Tüm vakaların yüzde 40’ını kendinde barındıran İstanbul doğal olarak da en büyük göçü veren il oldu.

 Her şeye rağmen birkaç gün sonradan başlayacak şekilde vaka ve hasta sayılarımızın düşeceği düşüncesindeyim.

Tedbirler kapsamında bir de ekonomik tedbir ve yaptırımlar hayata geçirildi. Vatandaşa destek mahiyetinde yapılan ekonomik desteği yeterli bulmamakla birlikte iyi niyetle ve samimiyetle atılmış adımlar olarak değerlendiriyorum.

İş hayatına ve ticaret sahasına yapılan desteğin ise yetersiz ve iş bilmezce yapıldığını düşünüyorum. Aynı kapanma ve aynı tedbirler pandeminin hemen başında hayata geçirilse idi hatta belki daha ağır bir şekilde yüklenilseydi dahi bu yükün altından kalkabilecek küçük ve orta ölçekli iş insanları bir yıllık defansın arkasından gelen kapanma ile oldukça sert düşüş yaşayacaklardır.

Büyük sanayici devlet ve ekonomi kurmaylarına çok rahat bir şekilde ulaşıp sorunlarını çözerken, maalesef küçük ve orta ölçekli iş insanları biraz da kendi meslek temsilcilerinin ağalık sistemi yüzünden sorunlarını aşmakta daha büyük zorluklar ile karşılaşıyor.

Türk toplum yapısının temel taşı ve sigortası konumundaki esnaf uzun zamandır hatırlanma dahi hatırlanmıyordu. İlk kez maruz kaldığı haksız rekabetin müsebbibi olan zincir marketlere karşı küçük de olsa bir koruma alanı kazandı.

Önce kapanma içinde pazar günleri zincir marketlerin kapalı olma kararı, ardından temel gıda malzemeleri dışında satış yapılmaması bir nebze de olsa Küçük esnaf dediğimiz Bakkallar başta olmak üzere ayakkabıcı, konfeksiyoncu, züccaciye gibi temel meslek gruplarını korur kararlardır.

Bu kararları alan hükümet aslında konunun bilgisi dahilinde olduğunu da göstermiştir.

Doğru olan davranış, kapanma dışı dönemlerde de buna benzer uygulamaların hayata geçirilmesidir. Hiçbir sınır tanımadan aklınıza gelebilen her şeyi tek çatı altında ve sınırsız şube sayısında satma serbestisi Türk ticari hayatı bakımından sorunlu bir durumdur.

İmalatçıdan başlayan, çalışan üzerinden gelişen ve tüketiciyi koruyor gibi görünürken kalite ve gramaj oyunları ile sömüren sistem bir an önce ele alınarak sınırları çizilmelidir.

Bir de buna üç beş markanın kendi arasındaki rekabet eklenince her mahallede her markanın birkaç market zinciri oluşmaya başladı.

Ülkenin ticaret anlayışı ucuzcu market zincirleri, ne alırsan bir veya beş liracı Japon pazarları, çiğ köfte büfeleri, tavuk dürüm salonları ve cep telefon mağazaları olmaya başladı.

Bu konu gerek ticari gerekse de sosyal bakımdan incelenmeli ve gereken tedbirler bir an önce alınmalıdır.

Hani hep deriz ya ‘’ bu kadar şeye rağmen hâlâ ayakta kalan bir ülkeyiz’’ evet hakikaten de biz inançları güçlü, zor günlerde biri birine sımsıkı sarılmayı bilen bir milletiz.

Temel taşlarımızın başında Türk ve Müslüman aile yapımız vardır. Esnaf ve Ahilik geleneğimizde dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek şekilde çevresine, müşterisine sahip çıkmak vardır.

Sadece güven duygusunun teminatında, sıfır faiz ve paran olduğunda ödersin vadesi vardır.

Bu yapıyı bozmanın kimseye faydası olmayacaktır.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum