07.10.2021, 10:11

Geçen haftadan devamla…   

Takip edenler biliyordur pandemi nedeniyle uzun bir zaman sonra hem ticaret hem ziyaret babında bir hafta kadar karayolu seyahatimiz oldu.

   Bu çerçevede Kocaeli-İstanbul-Bursa şehirleri arasında seyahat ederken dönüş yolunda da çıkışı kaçırdığım için mecburu bir Kırıkkale güzergâhım oldu.

   Şunu açık ve net söylemeliyim iktidar yol konusunda bana hikâye anlatmasın.

   Marmaray’ı da kullanma imkânım oldu, bu seyahatin yollar bakımından en mutluluk verici kısmı da Marmaray bölümüydü. Yapanları tebrik ve takdir ediyorum.

   En mutsuz olduğum an ise Kocaeli’nden Bursa’ya normal yollardan 1,5 saatte giderken dönüşte ise navigasyon yönlendirmesiyle girdiğim Osmangazi Köprüsü’ne 195,50 TL ödemek zorunda kalarak aynı süre içinde Kocaeli’ne dönmek oldu.

   Kırıkkale yolunun rezalet üstü kötü olduğunu, Bolu- İstanbul arasındaki yolun kamyon ve otobüs servis yoluna döndüğünü, 4 şerit ful dolu seyahat etmenin otoban mantığına uymadığını, Bursa otoyolunun neredeyse tamamının, İstanbul otoyolunun ise bazı bölümlerinin sıfır aydınlatmanın yanında yol çizgi ve işaretlerinin yok ya da çok yetersiz olduğunu belirtmeliyim.

   Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi satıh kaplamanın çok kötü olduğunu ve gerektiği şekilde yama dahi yapılmadığını hemşerimiz olan Şehircilik Bakanımıza belirtmek isterim.

   İlçe ve il girişlerindeki kontrol noktaları çirkin görüntünün yanı sıra turizm mevsiminde yabancı turistlere güvensiz bir ülkeye geldiği hissi vereceğini yönetenlere hatırlatmak isterim.

   Yağmur ve çamurun etkisiyle kirlenen kum ya da beton bariyerlere hemen yanında duran zırhlı araçlar da estetik bir kombinasyon sağlamadığı kesin.

    Ülkemizin bir güvenlik sorunu olduğunu bilecek kadar tecrübeye sahibim. Bölgemizde yaşanan gelişmelerden payımıza düşenden fazlasını aldığımızı da biliyorum.

   İnancımız, kültürümüz ve misyonumuzun gereği bu yükü yüklendiğimizi de görüyorum ancak önce kendi milletim ve kendi devletim.

   Mazlumlara çare olacaksa ta önce devlet ve millet olarak güçlü olmalıyız.

    Bütün sınırları yol geçen hanına çevirip sonra İstanbul otoyolunda 2 jandarma askerine kimlik kontrolü yaptırmak, sabahın 9 unda meydan parkında oturan vatandaşa polis memurunun, akşam 5 de tanjantta yürüyen vatandaşa bekçilerin GBT sorgulaması yapması kendini dünya sıralamasının üst sıralarında gören bir devlete ve yönetimine yakışmaz.

   Biraz da ekonomiye girip bu haftayı da kapatalım.

   Yeni bir yapılandırmayla kamu alacakları tahsil edilmeye çalışılıyor. Ortalama iki yılda bir yeni bir yapılandırma kanunuyla devlet alacaklarının peşine düşüyor. Bir yıl kadar önce 7256 sayılı kanunla yapılan yapılandırma yeniden 7326 sayılı kanunla güncellendi.

   Doğru ve yanlış yönleri olan bu yapılandırmalar sorumluluklarını zamanında yerine getiren vatandaşın güven ve moralini bozarken zaruri nedenlerle ödemelerini aksatan vatandaşın sorumluluğunu yerine getirmesine imkân tanımaktadır.

  Kötü niyetli olana ise ne yapsan nafile.

   Benim tavsiyem bu yapılandırmaları devletin sıkıştığı ya da arzu ettiği ancak vatandaşın hazır olmadığı dönemlerde yapmak yerine tıpkı bedelli askerlik kanununda yapıldığı gibi kural ve şartları belirlenmiş bir şekilde borçlu vatandaşın kendini hazır hissettiği zamanlarda başvuracağı şekle dönüştürülmelidir.

   Son olarak, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin satış mağazalarıyla ilgili olarak sayın Cumhurbaşkanımız tarafından yapılan açıklamaları eleştirmek istiyorum.

   Öncelikle ülkemizde kooperatifçilik, sendikacılık gibi sivil toplum hareketlerini örgütleyecek kurumlar vatandaşa çare olmak yerine vatandaşın üzerinden geçinen küçük bir kesimin AĞALIK sistemidir ve sayın Cumhurbaşkanımız da bunu çok iyi bilmektedir. Bu konuda Cumhurbaşkanımıza danışmanlık yapanların durumu gözden geçirilmelidir.

   Benzer bir trajikomik tecrübeyi soğan ve patates olayında yaşamışken benzer bir hatayı tekrarlamak ne derece doğru olur?

   84 milyon nüfuslu bir ülkede bin adet market, amiyane tabirle 3 harfli diye isimlendirilen marketlerin dahi  “dişini doldurmaz.”

   Yine bataklığı kurutmak yerine, ‘sivrisinek avına çıkıyoruz.’

   Çiftçiye ucuz yakıt, ucuz tohum, ucuz gübre vermeliyiz.

   Dönüm başına destek vermek yerine, çiftçinin ürününü alım garantisi ve ürününe destek vermeliyiz.

   Kentsel alanlara yığılan nüfus yoğunluğunu yeniden köylere ve tarımsal üretime yöneltecek teşvikler çıkarmalıyız.

   İnsan temel ihtiyaçları olan HUHUBAT ve HAYVANSAL üretimi gerektiğinde dışa bağımlı olmaktan çıkana kadar devlet desteklerine devam etmeliyiz.

Yorumlar (0)
14
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 26 Ekim 2021
İmsak 05:13
Güneş 06:38
Öğle 12:10
İkindi 15:04
Akşam 17:33
Yatsı 18:53