Gerçek beka sorunu!

  Türkiye’deki siyasi kamplaşmanın, ayrışmanın, Cumhuriyet karşıtlığının omurgasını, dünden bugüne devleti yönetim ve iktisadi açıdan ele geçirme ve daha da ileri aşamada rejimi değiştirme olarak görenlerdenim. 
  Sistemi oturmuş, hukuku rehber edinmiş, vatandaşlarına her alanda eşit haklar tanıyan, anayasalarına ve kuruluş felsefelerine sadık kalan ülkelerde, Türkiye’de yaşananları göremeyiz…
Türkiye kuralsız bir ülkedir. Kuralı bozanlar da, anayasayı ve kuruluş felsefesini çiğneyenler de dünden bugüne siyasettir, ülkeyi yönetenlerdir. 
  Türkiye’deki siyasi mücadelenin temeli iktidarı ele geçirme ve bir daha bırakmama üzerine inşa edilmiştir. İktidarı ele geçirenler, bırakmamak için her kesime taviz vermektedir. Bu olay, AKP iktidarı ile birlikte ideolojik bir eksene oturtulmuş ve yönetim sistemi hatta kimilerine göre rejim değiştirilmiştir.
Bu değişiklik, devletteki işleyişi ve kurumsal yapıları da alt üst etmiştir.  Denetim mekanizması ve hukuk rafa kaldırılmıştır. 
Prof. Dr. Osman Can’ın dediği gibi kurumsal yapı çökmüştür. Eğitim sistemi iflas etmiştir. 
 Türkiye’nin kesinlikle normalleşmeye, batı standartlarında bir yönetime ihtiyacı vardır. Bunu gerçekleştiremezsek işte o zaman beka sorunu gündeme gelir. Ve bu yıkıntı, bu çöküş herkesi, hepimizi, 80 milyonluk Türkiye’yi perişan eder. Ülkenin güvenliği bile tehlikeye girer.
                                                                            Hasan KURT

***********

Haçkalı ve Kemik Hastaneleri!

hackali.jpg  Trabzon’da Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerle, KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’nden şikayetlerin ardı arkası kesilmediğini yazdık. Hastanelerin çoğunda bazı branşlarda doktor bulunmadığı tıbbi malzemelerin ve araç- gereçlerin yetersiz olduğunu belirttik.
MHK üyesi Hamza Mısır, Boztepe sırtlarındaki Kemik Hastalıkları Hastanesi ile Akçaabat Hackalı Hastanesi’nin, özel hastanelerden daha iyi durumda olduğunu söyledi. Mısır, Haçkalı’da bir iki branş doktorunun eksik olduğunu belirterek, ‘Kemik ve Akçaabat Haçkalı hastaneleri, gerçekten övgüye değer’ dedi. 

Usta Gereğini Yaptı!

 usta-geregini.jpeg Karadeniz Medical Park Hastanesi doktorlarından beyin cerrahı Mahmut Arslan’ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllar önce vefat eden annesine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yönelik sosyal medyada yaptığı hakaretler ve utanç verici söylemler kamuoyunda büyük tepkilere neden olmuştu.
Dr. Arslan hastane genel müdürünün ikazı ve kamuoyundan gelen tepkilerin ardından paylaşımlarını sildi ve göstermelik bir özür yayınladı.
Dr. Arslan’ın paylaşımlarına tepki gösterenler sosyal medyada ‘MedicaPark boykot’ kampanyası başlattılar. Twitter üzerinden başlatılan kampanyaya kısa süre içerisinde binlerce kişi destek verdi. Kampanyanın artarak devam ettiği saatlerde Medical Park hastanelerinin patronu Trabzonspor eski başkanı Muharrem Usta devreye girdi.
Usta, twitter de yaptığı paylaşımda olayın incelendiğini belirtti ve kısa bir süre sonra da, ‘İnsan kaynaklarımız birimimiz konuyla ilgili kişinin savunmasını alarak hukuk birimimize aktarmıştır. Kurum içi yaptığımız değerlendirme sonucu ilgili kişinin işine son verilmiştir’ paylaşımını yaptı.
Muharrem Usta’nın, bu açıklaması sosyal medyada büyük beğeni topladı.  Bu sefer Usta’ya teşekkür ve tebrik mesajları yağmaya başladı.
Sanatçı Mehmet Aslantuğ, ‘Bir inanç grubuna ve bir siyasi lidere yönelik çirkin saldırıyı cezasız bırakmayan bu kurumu kutluyorum. Biz eğer hassasiyete sahip olursak bizi kimse ayrıştıramaz. O yüzden Medical Park Boykot demeyi bırakıp, Medical Park Alkış diyorum’ dedi.

*************

  Refah Partisinin Doğru Yol Partisi ile koalisyon hükümeti kurduğu yıllarda Refah Partisi önce mecliste Tansu Çiller hakkında önceki hükümet döneminde kullandığı örtülü ödenekle ilgili önerge verdi ve Doğru Yol Partisini Yüce Divana göndermekle tehdit etti ve koalisyona zorladı. Bu hamle, politik olarak ne kadar doğru olsa da Milli Görüşün öteden beri savunduğu ahlak anlayışıyla çelişiyordu.
Diğer bir konu denk bütçe ve vergi havuzu kullanılması ve işçilere, memurlara ve emeklilere yapılan % 100’ün üzerindeki zamlardı. Ekonomi okuduğum için bu politikayı eleştirme hakkım var. Vergi havuzu oluşturmak yani devletin gelirlerini tek merkezde toplamak sistemin bütününe karşı duyulan güvensizlikle alakalı bir şeydi. Oysa devletin gelirlerini tek bir havuzda toplamak yerine var olan sistem üzerinden etkin bir denetleme ve kaynakların doğru yerlerde kullanımını sağlamak gerekirdi. Bu durum ileriki iktidarlara devlet kaynaklarının tekelleşmesinin yolunu açtı ve sistemi daha kontrolsüz hâle getirdi. Ücret politikalarıyla ilgili popülist yaklaşımlara gelirsek; bu durum kısa vadede insanlarda belli bir rahatlama sağlar ama uzun vadede ekonomide öngörülemeyen yapısal sorunlara sebep olur. Yani bugün iktidar asgari ücreti 4000 Lira yapacak olsa zannedildiği gibi toplumun alt kesimleri için çok fazla bir değişiklik olmaz. Çünkü ekonomi dediğimiz şey sayısal bir şey olmaktan çok siyasal güven ve oturmuş bir hukuk sistemi içinde var olabilen bir şeydir. Onun için ikide bir Refah-Yol döneminde ekonomide şöyle destanlar yazıldı, türünden dillendirilen şeylerin çoğu ekonomi disiplini içinde çok fazla anlamlı değildir. Sosyal olaylarda mucize yoktur; mucize olduğunu söyleyenler ise sosyoloji ve siyaset özürlü cahillerdir. 
(Metin Kondel)

*************

  Bir şey çocuğu(!) İstanbul’da bir üniversitede Atatürk’e hakaret ediyor ve salondaki rabiacılar da alkışlıyor. Buna şaşırdık mı? Asla! Bizi şaşırtan(beni şaşırtmıyor ya) milliyetçi ve ülkücü olduklarını iddia eden bir yapının bu yapıyla olan ortaklığı!
Akıl eden her ülkücü ve milliyetçi apaçık görür ki bu güruh Türklüğün olduğu kadar islamın da düşmanıdır; hele ahlakın baş düşmanıdır.
Evet, sorumuz yeni yetme ülkücülere değil hayal perdesinin ülkü devlerinedir: Bu güruhla ortak paydanız nedir? 
(Temel Kahveci)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar