Gerçek şerefsiz, şahsiyetsiz kimlerdir!

   Osmanlı imparatorluğu paramparça edilmiş. Padişah Sevr antlaşmasını imzalamış, Anadolu işgal edilmiş, Yunanlılar İzmir’e çıkmış, İstanbul İngiliz ve müttefiklerce ele geçirilmiş. Doğuda Ermeniler, Karadeniz sahillerinde Rumlar baş kaldrmış.
Padişah İstanbul’da İngilizlerin esiri…
Mustafa Kemal. Milli mücadeleyi başlatmak için Bandırma vapuru ile İstanbul’dan Samsun’a gelir. Tarih 19 Mayıs 1919.  Samsun tütün rıhtımı ana baba günü… Mustafa Kemal’i karşılayanlar arasında Trabzonlular ön saflarda…

Milli Mücadelenin fitili ateşlenmiştir. Samsun, Havza. Amasya ve Erzurum’da kongre. Ardından Sivas ve nihayetinde Ankara.. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışı, Ankara hükümeti ve sonrasında Anadolu’yu işgal edenlerin İzmir/de denize dökülüşü…Padişah’ın kaçışı  Ardıdan 29 Ekim 1923’de Cumhuriyetin kuruluşu… Hilafetin kaldırılışı…
Mustafa Kemal ve arkadaşları bu kısa süre içerisinde dünyada eşi benzeri görülmemiş ve de mazlum milletlere örnek teşkil edecek bir mucizeyi gerçekleştirmişlerdi…
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, büyük asker, büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk, milli mücadelenin başlangıç tarihi olan 19 Mayıs’ı Türk Gençliğine armağan etmişti…
Ve gençliğe de ‘Ey Türk Gençliği’ başlığıyla birde öğütte bulunmuştu…
                                                            **
 
Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar dönem dönem, cumhuriyet ve kazanımlarına karşı mücadele eden bedbahtlar oldu. Bu bedbahtların en büyük özlemi padişahlığın ve hilafetin geri gelmesini istemeleri ve Türkiye’de islami bir yönetimin kurulması hayalidir. Bu hayalin peşinde koşanların en büyük silahı din ve cahil halk olmuştur..
 

     f0d7cfc9-9c26-4db6-ab49-1e2d69eddaa1-003.jpg Şerefsiz, şahsiyetsiz din düşmanı kim?
  Yukarıda son paragraftaki değerlendirmemizin ne denli doğru bir tespit olduğunu dün Trabzon’da hem de Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin nimetlerinden faydalanarak doktor diploması alan bir zavallının paylaşımında şahit olduk.
Trabzon Kaşüstü Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Onkoloji Uzmanı, aynı zamanda Çaykara ve Dernekpazarı Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı olan Dr. Ahmet Zengin, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı için, “Buna bayram diyen şerefsiz ve şahsiyetsizdir, din düşmanı zihniyeti kınıyorum” dedi. Bu söylemini de sosyal medyada paylaştı.
Koltuk için, rütbe için tahminimiz o ki; Meczup ayağına yatan birilerine hoş görünmek isteyen, mesaj veren bu zavallı doktora yalnız Trabzon’dan değil ülkenin dört bir yanından çığ gibi tepki yağdı… Doktorun hemşerisi Çaykaralı Ortahisar Belediyesi Meclis Üyesi Cüneyt Zorlu , ‘'Sen ne biçim adamsın, çabuk istifa et Çaykaralılar dernek başkanlığından. Yoksa senin ipliğini pazara çıkaracağım. Sonra git nerede yazarsan yaz utanmaz adam” ifadelerini kullandı.
İşgalcilere karşı vatanını savunanlara, Milli Mücadelenin fitilinin ateşlendiği ve bayram olarak kutlandığı bir milli güne ve bu günü kutlayanlayanlara  ‘şerefsiz, şahsiyetsz, din düşmanı’ deme cesaretini gösterenler olsa olsa işgalciler ve bu topraklarda gözü olanlardır. Ve bu ülkede ne yazık ki bu tür şizofrenler  yaşamaktadır..
Ama ne yaparlarsa yapsınlar, emellerine ulaşamayacak ve Türkiye Cumhuriyeti ebediyen payidar kalacaktır.
 
    Doktorunuz diyor ki!
 
(Türkan Saylan'ın anısına)
Cüzzam(Lepra); Hansen basili denilen bir mikrobun neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Ağız ve burun salgılarıyle yakın ve uzun süreli temas sonucu bulaşır. Bulaşma genellikle çocukluk çağında aynı aile içinde uzun süre temas edilen hastalardan kaynaklanır. Vücuda giren mikrop derideki sinirlere yerleşir, burada uzun süre(2-5 yıl) hastalık yapmadan kalır. Zamanla sinirde zarara ve deride duyu kaybına neden olur. Duyu kaybına uğrayan kişiler elleri ve ayakları yaralandığında acı hissetmezler. Acısı duyulmayan yaralar gittikçe büyür, dokuların ölümüne neden olur, sonunda el ve ayak parmaklarının şekli bozulur. Eller pençe, ayaklar çomak şeklini alır. Yüzde yumrular oluşur, burun kıkırdağı çöker, körlük meydana gelir. Cüzzam insanları çirkinleştirdiği ve sakat bıraktığı için çağlar boyu çok korkulan bir hastalık olmuştur. Cüzzam tedavi edilebilir bir hastalıktır, erken tedaviyle hastalığın neden olduğu şekil bozuklukları ve sakatlıklar önlenebilir.
                                                                       (Dr. Kemal Küçükali)
 
                                               ******
 
    Türkler devlet kurmayı hep tepeden tabana gerçekleştirmiştir. Bir nevi mafia çeteleşmesini andırır devlet kuruluşu. Toplum tabanından örgütlenerek devlet nizamına ulaşmaz. Tavandaki güçlü kişi aşağıya doğru aşiretleri, boyları, kabileleri zaptu rabt altına alarak devleti kurar. Bu nedenle bizim toplumumuzda devlet babadır. Baba yani cezalandırıcı ve ödüllendirici.
Modern devlet baba misyonundan uzaktır. Modern devlet toplumsal uzlaşma metinleri ile her tür yetkisi sıkı denetlenen hizmetçi devlettir. Halk ceza veya ödül beklemez, işini yapmasını ister, bu isteğini dillendirir ve dayatır.
   Türk toplum yapısı daha çok kabileyi andırır ve bireylerin kafa yapısını inanç sistemleri belirler. Demokrasi ile idare edilebilmek için halkın modern devlet özelliğini benimsemiş olması, orta sınıfın güçlendirilmesi gerekir. Olmazsa ne olur? İnanç sistemleri üzerinden siyasal kamplaşmalar ve toplum yapısında çatlamalar meydana gelir. İnançlar esnetilemediği için yok edilmesi yani birinin diğerine galebe çalması şarttır. Halbuki demokrasilerde toplumun ürettiği artık değerin paylaşma modeli üzerinden siyasi partiler oluşur. Bugün A partisi size uygun şeyler söyler yarın B. Çıkarınıza uyan siyasi hareketi desteklersiniz. Bunu yaparken de kendinize ihanet etmiş olmazsınız.
Tepeden tabana toplumsal örgütlenmemizde tepedeki kudret kendi söylediği şeylere karşı çıkan toplum kesimini hain olarak nitelendirmekte haklıdır. Taraftarlarının kendi reislerini korumak için muhalifleri yok etmesi kaçınılmazdır.
Atatürk'ün yapmaya çalıştığı ve ömrü yetmediği için yarım kalan modernite devrimi, tepeden tabana devlet yerine tabandan tepeye devlet modelini eğitim yolu ile yerleştirmekti.
Çoban ve sürüye devam kararı Türk Milletinin seçimidir. Hayırlı olsun.
                                                                         (Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum