Gereksiz değil, asli görev olarak görmelidirler!

6360 sayılı yasa kabul edilmeden 2012’de Türkiye’nin kırsal nüfusu %22,7 iken, kent nüfusu 77,3’tü. 2014’teyasanın yürürlüğü girmesinden sonra kırsal nüfus %8,7,kent nüfusu %91,3 oldu. Büyükşehir olan 30 ilde 16 bin 220köyün tüzel kişiliği kaldırılarak mahalle statüsüne dönüştürülmüştür. Türkiye’deki 34 bin 434 olan köy sayısı 18 bin 214 köye düşmüştür. Aynı zamanda 1053 belde mahalleye dönüştürüldü. 
Büyükşehir yasası ile 2014’ten sonra Türkiye’de yeni bir idari yapılanma sürecine girilmiştir. Kırsal kesime hizmet eden İl Özel İdareler kaldırılmış, bu görev il mülki sınırları içerisinde büyükşehir belediyelerine verilmiştir. Bu düzenleme büyükşehir ve ilçe belediyelerinin yükünü arttırmış ve tarımın hizmetten yeterli payı alamayacağı endişesi gerçeğe dönüşmüştür.
6360 Sayılı Büyükşehir Yasası’nın 7. maddesinin (f) bendinde “Büyükşehir ve ilçe belediyeleri tarım ve hayvancılık destekleri için her türlü faaliyette bulunabilirler” denilmektedir. Kanunda da belirtildiği gibi tarımsal üretime sahip çıkmak sadece Tarım ve Orman Bakanlığı’nın görevi olarak düşünülmemelidir. Yerel yönetimlerinde elini taşın altına koymaları, üretenin yanında ve yakınında olmaları çiftçileri motive edecektir. Sonuç olarak büyükşehir ve ilçe belediyelerine tarım ve hayvancılığı desteklemek için kanunun verdiği her türlü faaliyet ve hizmet yetkisini kullanmalıdırlar. Büyükşehir ve ilçe belediyelerinde norm kadroda kırsal alana ilişkin birimler oluşturulmalı ve bu birimlerin ayrı bir bütçesi olmalıdır. Belediyelerin tarımsal hizmetlere ilişkin deneyimli personel ile hizmet üretmeleri için yapısal olarak düzenleme yapmaları zorunludur. Öncelikle belediyeler tarımsal faaliyetleri gereksiz değil, asli görev olarak görmelidirler.
Tüm il sınırlarının merkezden yönetilmesi ve merkezde ne varsa en ücra köşeye de aynı hizmetin verilerek kırsal kesimden göçün önüne geçilmeli. Kırsalda üretimde kalarak ülke ekonomisine katkı vermeye devam etmesi sağlanmalıdır. Aşırı nüfus artışı ve şehirleşmenin doğurduğu en önemli sorun ‘verimli tarım arazilerinin betonlaşması’ sorunudur. Aşırı ve dengesiz bir şekilde kırsaldan şehirlere göç, kentlerde içinden çıkılmaz sorunlara neden olmaktadır.  Şehre her gelen bireyin oluşturacağı sorunlar arasında konut, trafik, eğitim, sağlık, güvenlik, altyapı, üstyapı, iş talepleri ve bunlara benzer pek çok talepleri olacaktır. Bireylere şehirde yapılacak yatırımın çok küçük bir miktarı ile doğduğu yerde doyması, hem de üretime devan etmesi sağlanmalıdır. 
Son yıllarda hızla artan dünya nüfusu kontrolsüz kentleşmeye neden olmaktadır. Şehirleri çevreleyen alanların plansız ve kontrolsüz genişlemesiyle tarım alanları, su kaynakları ve orman alanları üzerinde geri dönüşü imkânsız tahribatlar oluşturmaktadır. Bu baskıdan en çok etkilenen tarım alanları olmuştur. Verimli topraklarınızın kaybı hem ekonomik hem de ekolojik sonuçlarla karşılaşmamızın yanında, tarımsal ürünlerde dışa bağımlı duruma gelinmesine neden olmaktadır.
Gerçekçi nüfus projeksiyonlarına göre tarım alanlarının ve kırsal alanların planları bir an önce hazırlanmalı. Tarım arazilerinin yok edilmesinin önüne geçecek kurallar planlara işlenmeli ve tavizsiz bir şekilde uygulanmalıdır.
İmar uygulamalarına ilişkin düzenlemelerin,  hayvancılık yatırımlarına engel olmayacak şekilde yapılmalı. Sabit hayvancılık yatırımları ( ahır, ağıl, samanlık, depo, hangar vs.) için proje ve imar izinlerinde gerekli kolaylığın sağlanması gerekmektedir. İmar planlaması dışında hayvancılık faaliyetlerine ilişkin diğer bir husus, hayvancılık yapıları için belediyeler tarafından tarımsal yapı ruhsat harçlarından muaf tutulmalıdır. Ayrıca çevre duyarlılığı nedeniyle köy yerleşim alanlarında bulunan ahırların köy dışına çıkarılması gibi baskılarında önüne geçilmelidir.
Çiftçinin sosyalleşmesini sağlayacak, köy-kent arasındaki yaşam standardını azaltacak Örnek Köy modeller geliştirilmesi gerekmektedir. Yapılacak model uygulamalarla başarılı uygulamalar diğer mahallelerde de uygulamaya konulmalıdır.
Kırsal turizmin bir kolu olan tarım turizmiyle şehirde yaşayan insanların, kırsal kesimdeki yaşamı daha fazla hissetmeleri, yerel kültürleri yakından tanımaları ve toprakla yakınlaşmaları sağlanmalıdır. Öğrencilerimize toprak sevgisini ve önemini belletmek için kendin üret, kendin tüket uygulamalarıyla üretim ve tüketim alışkanlığı kazandırma gibi bilinçlendirme projeleri uygulamaya koyulmalıdır. Ayrıca, kırsal nüfusa ek gelir sağlayarak köyden kente göç ve buna bağlı olarak ekonomik, sosyal ve kültürel sorunların önüne geçilmiş olacaktır.
Büyükşehir, il ve ilçe belediyelerinde tarımsal hizmetlere ilişkin boşluğun doldurulmaması durumunda, ülke olarak önümüzdeki yıllarda gıdaya erişimde sorunlar yaşamak kaçınılmaz olacaktır. İlgili kurumlar bir araya gelerek yarının planlarını hazırlamalı ve uygulamaya koymalıdırlar. Çiftçilerimize verilen destekle sadece üretime değil aynı zamanda tüketicilerin taleplerini de yerelden karşılamış olacağız. İklim değişikliğinden kaynaklı önümüzdeki yıllarda gıda üretiminde ve dolayısıyla erişiminde sorunlar yaşanacağı kaçınılmaz bir gerçek. Bu sorunla yüzleşmemek için hiç vakit kaybetmeden gerekli yatırımlar ve tedbirleri bir an önce almalıyız. 
Her kurum üzerine düşeni yaparsa, çok küçük dokunuşlarla çok büyük işler başarabiliriz!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.