GEZİNTİ ve DÜŞÜNCE

     Değerli dostlar bir- iki haftadır Burhaniye-Ayvalık-İzmir çevresindeyim. Çoluk-çocuk gezinti ve dinlence amaçlı bir yolculuk beni yeni dostlarla bir araya getirdi. Yeni dostların taze, sıcak ortamları beni sardı-sarmaladı. Gençleştiğimi ve güç kazandığımı duyumsadım. Dostlarımın arkadaşlarını tanıdım, tanıştık kaynaştık, yeni dostluklar edindim; sevdim, sevildim de.

      İnsancıl yanlar öne çıkınca, dostluk geniş düzleme yayılıyor. Değişik dönem ve farklı koşulların, çevrelerin sakinleri ortak sevinç ve mutluluklar yakalıyor. Ortak kaygıların yanı sıra, ortak özlemler dillendiriliyor. Bunun sağladığı etkenlik, yeni enerjiler üretebiliyor, bu anlamda gençleşebiliyor insan. Zaten istenen ve aranan “gençlik” de bu değil mi? Sevgi sözcükleri, arkadaşlık, dostluk, değer bilirlik –vefa ki çok önemserim- öne çıkıyor. Bunlardan uzak kalışın eksikliği ve “ezikliği”, aranırlığı büyük oranda gideriliyor. Deyim yerindeyse taze kan alarak rutine dönüş keyifli olacağa benzer.

      Kuşkusuz güzel anıları yinelemek sizi mutlu ederken zaman zaman da hayıflanıp durabilirsiniz. Ancak bu kısa muhasebe yeni güzellikleri de yakınlaştırır diye düşünüyorum. Kimi “sığ” ya da “dar” sayılabilecek tutum, duygu ve düşünceler esner, genişlik kazanır, daha çok insana ve çevreye ulaşır. Böylece özlemleriniz çoklarının gündemine girer, başarı ve gerçekleşme olasılığı daha yakına gelir. Bu yakınlaşma yaşamın geniş alanlarına ne denli yayılırsa sosyal ve toplumsal etkileşim artar, güçlenir. Sanırım, güçlü örgütlenme ve birliktelik sağlamanın önkoşullarından biri de bu –yıllarca çabalanan, aranan, pek başarılamayan-.

      Buradaki güçlü örgütlenmeyi siyasi birlikteliğin dar kalıplarına hapsetmesin lütfen kimse!  Siyasi oluşumların, partilerin “adam kazanma”, “benden olsun nasıl olursa olsun” vb. değil benim kastım. Toplumsal önceliklerin, gereksinimlerin, ortaklaşmanın gerektirdiği olmazsa olmazları akıl ve bilim yoluyla kabul edip, buna uygun adım atmaya evet diyenlerin bir araya gelmesi, getirilmeye çalışılması çabası. Egemen siyasi anlayışların ve yönlendiricilerinin çok da öncelemediği, uzak ve yabancı kaldığı bir durum.  Ancak toplumumuzun, ulusumuzun büyük yüzdesini ilgilendiren bir amaç, on yılların özlemi. İnsanın ve insanlığın nesnel talebi; güzel yaşamak, mutlu olmak, eşit ve adil toplumsal ilişkilerle donanmak. Buna benzer duygu ve düşüncelerle insanlığa katkı sunmak, kalıcı olmak…

      Güncel siyaset ölçütleriyle kaygılananlar, düşünüp davrananlar, “durumdan görev çıkaranlar”, altmış-yetmiş yıldır “vurulan” Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün düşünsel kalıtını yok etmeye çalışanlarla aynı kulvara düşmezler mi? Geçmişin reddi ve sorumluluğundan kaçma kolaycılığı kişiyi ve öncüyü yanlış adreslere götürmez mi?

      (…)

      Mizahla, şiirle, edebiyatla, bütünüyle sanatla insanı anlama ve anlatmaya çalışmak… Felsefeyle, toplumbilim ve sanatı ilişkilendirme, bu düzlemde birliktelik sağlamaya çalışmak… Kalıcı olan ve “iş yapan”, “sonuç alan” kitleler böyle büyük başarılara imza atarlar. Büyük toplumsal dönüşümlerin öncülleri hep entelektüeller olmuşlardır. Bunlara ayak uydurabilen siyasi oluşumlarda, sürekli kendilerini yenileyerek yeni ufuklara yelken açabilirler ancak. Tarihin sınırlı sayfalarında kalmamak için bu bilimsel öngörüyü dikkate alan siyaset ve entelektüel erbabı elbette diğer bileşenlerle birlikte yeni yaratılar ortaya koyup, devrimler tarihine adlarını yazdıracaklardır diye düşünüyorum.

 

                                                                 -Yarınlar güzel olacak-

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.