GÖREV VE SORUMLULUK

  Günlük, haftalık ya da dönemlik planlar-izlenceler uygulanamaz oldu artık. Kişilerin tasarımları ve düşündükleri elde olmayan nedenlerle gerçekleşemez oluyor. Koşulların çok hızlı değişmesi, kişisel ve sosyal önceliklerin yetişilemez oluşu, ekonomi gibi birçok etken, artık bizden önce belirleyici. 
Üstüne üstlük, bir "el" müdahale edebiliyor gündem olağanüstüleşebiliyor. Siz de o gündeme istemeye istemeye uymak zorunda kalıyorsunuz. Can sıkıcı da olsa sosyal çevrenizle ilgili gündemle konuşup, söyleşip, yazışırken, yaşamaya çalışırken siz de kendinizi bundan alıkoyamıyorsunuz. 
Birlikte yaşamayı pek umursamamak, hele dışlanmışlık sosyal ve toplumsal yaşam için tehlikeli bir durum. Bu hastalıklı dönem ya da süreç kişisel becerilerinizle, ilgilerinizle, dayanışma kümelerinizle ve ancak dostlarınızla aşılabilir. Bilim böyle diyor demesine de uygulama, bunu yaşama birebir yansıtabilme çoğu zaman sıkıntı yaratıyor. Çünkü bir "gündem" var karşınızda, size sorulmadan hazırlanmış; gündüzünüze-gecenize, rüyanıza-hülyanıza uymayan. İlgilerinize, önceliklerinize, isteklerinize bütünüyle olmasa da beklentilerinize açık olmayan bir "gündem". En kötüsü de toplumsal kesimlerin çok büyük bölümüne ve onların gereksinimlerine uzak bir dayatma! Ne konuşup ne söyleyeceğinize ne okuyup ne yazacağınıza ilişkin bir dayatma!.. Bunların içinde olmamak yaşamın dışına itilmişliği, uçuk-kaçıklığı çağrıştırıyor çoklarına. Bu nitelendirme sizin hareket yeteneğinizi, etki alanınızı daraltmakla kalmıyor giderek sizin yok sayılmanıza varan değerlendirmeler toplumun değişik kesimlerine nüfuz ederek yaygınlaşıyor. Kişisel varlığınız, kültürel ve düşünsel kimliğiniz, sosyal konumunuz, saygınlığınız zarar görebiliyor, yaşam alanınız engellenebiliyor. 
Bu bezdiri (mobbing) yıldırmada diyebileceğimiz durum, canım güzelim insanları kıyıya-kenara itmektedir. Özellikle çocuklar ve gençler yaşamı ve dünyayı, insan ve insanlığı yanlış algılamakta, kötücül duygu ve düşüncelere kapılabilmekteler. Kin, öfke, nefret, düşmanlık gibi duygular ve bunların doğurduğu eylemler, sonuçlar rastlantı mı acaba? 
Yetişkinlerin -çağın gerisinde kalmış dinozorların- tutumu ve tavrı, o çocuk ve gençlerin geleceği için belirleyici olacaktır. Ancak bunu sürdürebilmek bezdiriye ya da yıldırmaya direnip, örnek davranış gösterebilmekten geçiyor galiba. Değişik devlet kurumlarını, birçok özel, tüzel kimlikleri örnek vermek olası. Böylesi yerlerde çalışan kadın-erkek, genç-yaşlı (deneyimli) kişilerin çok "cesur" sayılamayacak tutumları bir ölçüde anlaşılabilir. "Ürkek" ve "çekingen" gösterilen yapıları hoş görülebilir. Milyonlarca işsizin varlığı, kıvranışı, yokluk ve yoksunluğun toplum için oldukça tehlikeli bir noktaya geldiği düşünülürse...
Belirli yaş dilimine gelmiş, deneyim sahibi, nitelikli, birikimleriyle örnek olabilecek bir kuşağa sözü getirmek yeridir artık. 
Bu kuşak ki alanlarında "en iyi"yi arayan, yapmaya çalışan insanlardır. Bilimsel donanıma sahiptirler ama bununla yetinmeyip sürekli irdeleyen, üreten, topluma ve toplumsal yapıya katkı sunan, öneren, yürek ve beyinlerini ortaya koyan, sosyal savaşımın gönüllü erleridirler. Altmışlı, yetmişli, seksenli yaşlarına karşın diri beyin yapılarıyla ve ölmez yürekleriyle, sayıları azalsa da varlar hâlâ. Kendilerinin dışında çevrelerine de iyimserlik yayan, mutlu olmayı koşullar dahilinde bilen-beceren, ⁸karamsarlığa panzehir olabilen olumlu düşünce ve eylemlerin insanları; yılgınlığa kapılmayan, bıkkınlığa ödün vermeyen...
Elde ettikleri sıfatları sözcüğün tam anlamıyla alın teriyle, bileğinin hakkıyla kazananlar...
Günümüzün kimi "yükselme" ölçütlerini utanç ve ayıp gören onurlu insanlar...
Var olan olanakları çok iyi kullanarak kendine, yaşadığı topluma ve tüm insanlığa karşı sorumluluğunu yerine getirmeye çalışan, "...az zamanda çok işler başardık..." diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukları, arkadaşları eli öpülesi canlar...
Sorun gördüğüm, dertlendiğim bu güzel örnekler dururken kimi arkadaşlarımın, dostlarımın, tutumu. Karamsarlık pompalayarak her şeyin çok kötü olduğunu, bunların düzelmesinin ya da düzeltilmesinin artık olası olmadığını kendilerine ve çevrelerine yaymaları, FELÂKET TELLALLIĞI'na soyunmalarıdır! 
Bu boyutta olmasa bile kimi arkadaşlarımızın ve ÇEVRELERİN suskun kalışları da düşündürücüdür! Köşelerine, daraltılmış dünyalarına yönelmeleri kabul edilemez! Bağ- bahçe işleriyle sessiz, sakin yaşam tercihleri anlaşılabilir. Eş-dost, torun ziyareti, sevgisi vazgeçilemez kuşkusuz. Fakat yaşamı bütünüyle bu kefeye koymak, bunun avuntusuyla "MUTLU" olmaya çalışmak ne derece yeterli ve doyurucu.
Hele haramiler orta yerde gezerken, talan-tufan ayyuka çıkarken... Gerçekten emin değilim. 
  
    
—Yarınlar güzel olacak —

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.