GÜNCEL‐GÜNDEM VE SORUMLULUK ÜZERİNE

Amaçlar kişi, kurum ve toplumlar için kısa ya da uzun erimli olabilir. Günümüz insanları çoğunlukla kısa süreli, kolay elde edilebilir, fazla emek, çokça sabır gerektirmeyen hedefler belirleyerek biran önce ulaşmak istemekteler.

Uzun erimde büyük ütopyalar, sosyal dönüşümler, insanlık için özlenen ve beslenen güzel duygu ve düşünceler birçok etkenin yanında kararlılık ister, direnç ister. Bunlar genellikle yaşamımızla sınırlı düşünülmeyen, insanlık adına yapılmak istenenlerdir. Süre sınırı yoktur, dönemsel değildirler. Tartışılarak, irdelenerek, olgunlaştırılırlar. "Dayatma"ya gelmezler. Güncellenen sadece yöntem, teknik koşullar, olanaklar ve gereksinimlerdir aslında. Öze ilişkin, insan ve canlıya, doğaya ilişkin değişmeyecek olan sürer gider... Bazen duraklayıp gerilese de hep ileri hep ileri...

Güncel yazmak gerekli de kuşkusuz. Okuyucunun isteği de bu yöndedir. Ancak "güncel"i belirleme hakkınız, gücünüz yok ise —ki durum öyle — var olana uymanız bir bakıma zorunlu oluyor. Bu durum yazma özgürlüğünüzü etkiliyor. Sizi konu seçiminde de anlatımında da zorlayabiliyor. Oysa duygu ve düşünce dünyanızın seyri başka akıyordur. Asıl ondan söz etmek, onu paylaşmak istersiniz dostunuzla, okuyucunuzla. Çoğu zaman buna fırsat bulamazsınız. Küçük dost meclislerinde bunları dillendirmek, büyük keyif olarak kalır sadece. Aslında duymasını çok istediğiniz binler, milyonlar vardır kafanızda. Bunlara ulaşma isteği her eli kalem tutanın özlemi değil mi? Hele toplumsal anlamda ciddi, büyük iddia taşıyorsanız, böyle bir kimlik, beyin ve yürek taşıdığınızı düşünüyorsanız, çoklarının sizi duyması, okuması istediğinizden daha doğal ne olabilir...

Ancak "güncel" sözcüğü günümüzde çok görece bir anlam kazandı gibi geliyor bana. Ülkenin ve dünyanın haber tekellerinin, siyasal tekellerin, egemen kültür ve anlayışların gücü bu günceli belirliyor. Bu "güncel"de çoğu zaman ben kendimi yabancı görürüm yerel ya da bölgesel gündem daha "dar" olmakla birlikte yine belirlenen güncelin dışına pek çıkamamakta —özel, tüzel kaygıları pek anlayamıyorum galiba—.Böylesi bir çelişkide, egemen ya da yaygın anlayışta sizin varlığınızın anlamı ne acaba, düşündürücü değil mi?

Sizin için öncelikli olan bir sabah kalkınca önemsiz sayılabiliyor, güne ilişkin sıralamanız alt-üst olup değişebiliyor. Bakkal-market yerine, gezmek- söyleşmek, eğlenmek yerine hastaneye gitmek zorunda kalıyor ya da evden hiç çıkamaz durumda olabiliyorsunuz. Yaşamın içinde çok daha olumsuz örnekler var, beklenmedik, bizim irademizi aşan... Bunlar anlaşılabilir.

—Sözü edilen "gündem" dahilinde yazan, sosyal ve görsel medyayı yaygın kullanan, sırası gelince popülist davranmada zirve yapan kişi ve çevreleri yazımın dışında tutuyorum. Onların çoğu her akşam televizyonlardadır, "çok okunanlar", "çok satanlar" listesindedir. Müdür, genel müdür olurlar. Vakıf, holding yönetim kurulu üyesi ve başkanı olurlar, bir de bakmışsınız bakan olmuşlar!..—

Kendimizle çelişkiler yaşamamız, gel-gitlerin bizi sarsması yorucu ve yıpratıcı. Bundan korunmak ciddi bir sorun. Gel gör ki DUYGU YÜREKTE, DÜŞÜNCE BEYİNDE TUTSAK kalmak istemiyor... Açılmak, paylaşmak, çoğalmak, ulaşmak ister başkalarına, başka başka yerlere. Yazmak ister kalem; sorumluluğu budur, görevi budur diye.

Öncelikleriniz dururken, ertelene ertelene ötelenirken "gündem"e sıkışıp kalarak konuşmak, yazmak, bunu sürdürmek ne yaman bir sıkıntı! Gerçi "kendin çalıp kendin oynamak"ta bir seçenek; ne kadar keyif verirse artık!

Sadece seninle kalan "gerçek" zaman içerisinde kaybolmaya mahkûmdur. Koruyamazsınız onu, sizinle o da dışlanır, senin gerçeğin olarak kalır, ölebilir de! Oysa paylaşılarak çoğalması her koşulda farklılık gösterse de aranıp bulunmalı. Koşullar ve olanaklar, somut gereklilikler ölçüsünde yol almak bu olsa gerek.

Önce iki olmak gibi... Beş-on olmak, sizi anlayanların sürekli olmasa da artması... Bunun sağladığı hoşluk ve giderek paydanızın büyümesiyle güçlenmeniz...Bu gücün çevreye etkisi ve bu etkinin oluşturduğu "sinerji” Büyük dönüşümleri sağlayan "BİZ"in getirdiği "SİNERJİ" değil mi ?

                          

                                                                                            — Yarınlar güzel olacak —

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.