GÜNDEM ÖYLE OTURMUŞ Kİ DIŞINA ÇIKMA OLANAĞI YOK

Hangi kanalı açsanız, hangi gazeteye baksanız konu aynı. Anayasa değişikliği… Evet konu çok önemli. Dışına çıkma olanağı yok. Ancak ondan çok daha önemli konular olduğu halde bu konu gündeme oturmuş. Oysa güneydoğumuzda olanlar, batımızda olanlar, AB ile ABD ile olanlar bundan önemli de bu konular arka planda kalmış. Evet Anayasa çok önemli de bugün gündemdeki Anayasa böyle değil. Anayasa devletin temeli, sistemin temeli. Öyle dar bir açıdan ele alınacak bir konu değil. Halkın tamamını kapsayamasa bile tamamına yakınının kabullenebileceği bir yasa olmalı. Birçok kez yazdım. Çok yazanlar oldu, söyleyenler oldu hala da söyleniyor. Anayasa bir baş tacı. Adeta devletin bir kutsal kitabı. Şimdi öyle mi? Bir tek adam için hazırlanmış  bir yasa. Yanına başka maddeler de konulmuş, bu maddeler bu ana maddeyi süslemek için konulmuş. Evet demek zorundayım da aslında söz kocaman bir Hayır. Tek adamın yönetimine Hayır. Dünyada demokrasiler gittikçe gelişirken, halkın egemenliği ve gücü daha çok sisteme yansıtılırken bu tek adam yönetimi nasıl demokrasiye monte ediliyor. Demokrasilerde kuvvetler ayrılığı esas alınırken  kuvvet birliği nasıl demokrasi olur. TBMM kürsü arkasını yüzyıla yakın bir süredir “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” özdeyişi aydınlatır. Bu yazı süs değil, ışıktır, uyarıdır.

ANAYASA NASIL HAZIRLANIR

Ülkemizde nerdeyse bine yakın üniversite var. Hukuk fakülteleri var. Hukuk fakültelerinin Anayasa Hukuku kürsüleri var. Bu anayasa hazırlanırken bu bilim yuvalarından hiç bir ses çıktı mı? Ülkede birçok Anayasa hukukçusu var, sesi çıkmış mı bu görüşmeler sırasında. Yo hakkını yemeyelim birçok değerli hukukçumuz bu kurumların dışından seslerini çıkarmaya çalışmış ancak ne anlayan ne dinleyen olmuş. O beğenilmeyen darbe dönemlerinde bile anayasa hazırlanırken üniversitelerden, ünlü bilim adamlarından demokratik kuruluşlardan yararlanılmıştır. Kurulan komisyonlara bu kurumlardan üye alınmıştır. Sendikalardan, fakültelerden tüm partilerden temsilciler alınmış ve öyle düzeyli görüşmeler olmuştur ki son görüşmelerdeki görüntülere hiç rastlanmamıştır. Bu anayasalar darbe anayasası idi zorla kabul ettirilmişti de sonuç  % 85-90 düzeyindeydi. Şimdi seçim kampanyaları demokratik mi? Madem bir seçim, madem demokrasi nasıl olur da bir tarafta devlet tüm olanakları ile taraf oluyor, diğer taraf adeta vatan hainliği ile itham ediliyor. Tüm bunlara karşın seçim sonunda sonuç % 51 hatta  % 60 Evet çıkarak kabul edilse % 40’ın, % 49’un kabul etmediği bir Anayasa toplumda nasıl kabul görecek? Zaten özellikle son on yılda anayasa ihlalleri en olağan eylem sayılıyor. Anayasayı ihlal suç sayılmıyor. Oysa bu suçla ne fidanlar darağacında  sallandırıldı. Hem de gerçekte anayasayı ihlal etmedikleri halde. Anayasa böyle hazırlanmaz böyle halkoyuna sunulmaz ve bu ve benzeri sonuçlarla gerçek anayasa olmaz.

DEVLET GELENEĞİMİZDE TEK ADAMLIK YOKTUR

“Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür” sözü Atatürk'ün çok önemli özdeyişlerinden biridir. Çok önemlidir. Ancak anlaşılıyor ki anlamı pek anlaşılmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti bir kültür birikimi üzerine inşa edilmiştir. Bakın ilk Türk Devletlerindeki devlet adamlığı kültürüne. Yükselme devirlerinde devlet adamları sadece otoritesi ile değil kültürü ile yönetim anlayışı ile devleti yüceltmiştir. Ve bu devirlerde padişahların yanında vezirleri de anılmıştır. Önemli kararlar hep divanda alınmıştır. Hem de Padişah oldukları halde. Onlar seçimle gelmez, babadan oğula geçerler ve kendilerinde ilahi bir güç kabul ederlerdi. Ancak inançlı padişahlar inançları gereği tek adamlık değil  aklın, bilimin ve değişik görüşlerin önemine inanırlardı. Türk tarihinde çok ünlü padişahlar olduğu gibi çok ünlü vezirler de vardır. Devleti yöneten güçler padişaha yol gösterir, ışık tutarlardı. İşte kuvvetler ayrılığı buydu…

Dünyamız değişiyor, her alanda bilim aydınlatıyor insanlığın yolunu da biz hala tek adamlıktan söz ediyoruz. Devlet gemiye benzetiliyor, tek kaptandan söz ediliyor. Gemiyi tek kişi yönetmez bu biline. Bir de devlet mekanik bir araç değildir. Devlet insanları yöneten bir düzendir. İnsanlar sürü de değildir, gemi ya da uçak değildir. Bu benzetmeler devlet kültürünün ne denli yozlaştığını, kısırlaştığını gösterir. Eğer bir devlet adamı Çanakkale Geçilmez özdeyişini ‘Köprüsüzlük nedeni ile geçilmediği’ biçiminde anlarsa devleti kimlerin yönettiği anlaşılmış olur. Yazık, tarih boyunca ne devletler kurduk ne başarılara imza attık. Yunusların sevgi mayası, Mevlana’nın hoşgörüsü, Edebali’nin devlet yönetme ilkeleri ile. Siyasetname adlı eserini hakanına sunan vezir devlet adamı idi. O hangi köprüden nasıl geçileceğini bilirdi. Ortaasya’da ebedi kitabelerde bakın devlet adamı nasıl olur. Son olarak bakın Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi’ne Devlet nedir nasıl yönetilir.

GERÇEK BİR ANAYASA HAZILAMAK VE KABUL EDİP BAŞIMZIN ÜSTÜNE KOYMAK

Darbe Anayasası dendi, asker anayasası dendi, birçok yeri değişti şimdi de iyice  benzeyecek ve hemen  referandumdan sonra yine aynı tartışmalar daha da ateşli sürecek. Yine Anayasa’ya gereksinim duyulacak. Bu halk bu yüce ulus en demokratik anayasaya layıktır. Çağdaş ölçütlere uygun kültür birikimimiz  üzerine oturmuş bir anayasa  hazırlanmalı ve kabul edilerek Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olarak  kabul edilip dünyaya onurla sunulmalıdır. Bu mutlu olayı bekliyoruz. 100. yıla bu onurla girelim. Bırakalım bu kısır döngüyü. Normal yasaları tartışalım, onlar için kavgalı gürültülü görüşmeler de yapıp kabul edelim de elbette her yasayı bu yüce anayasamıza uygun yapalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.