GÜNEŞ ÜLKESİ

   Biliyorum, bu Covid 19'dan sonra evde seyretmediğiniz dizi ya da film kalmamıştır. Kitap okumanız artmış, can sıkıntınız tavan yapmıştır. Ancak ben bunlardan bahsetmeyeceğim. Bu aralar yapılmamış bir şey yapıp size gerçek bir hikaye anlatacağım.
 
  Bir varmış, bir yokmuş. Çok eski zamanlarda, demir çağında bir krallık varmış. Kralın yaşadığı halka 'Medler' deniyormuş. Medler, demir çağında şimdiki İran ve Azerbaycan sınırları içinde Pers denilen halkla beraber yaşıyorlarmış.

 
  Medler ve Persler beraber yaşıyor, beraber savaşıyorlarmış. Med kralı bu iki topluluğa altın çağını yaşatıyor ve beraberce yaşattıkları toprakları büyütüyorlarmış.
 
  Med kralının güzel mi güzel bir kızı varmış. Bu dünya güzeli kız atları çok seviyor ve söylenenlere göre de onlarla konuşuyormuş.
 
  Bir gün bir gezgin, Med ülkesine gelmiş ve Anadolu'da bulunan güzel atlardan bahsedince bu anlattıkları kralın dünyalar güzeli kızının kulağına gitmiş. Kız bu güzel atları duyunca babasına:
 
"Babacığım ne olursun o güzel atlardan bahseden gezgini bulur musun?" deyince, babası kızını kırar mı, hemen muhafızlarını yollatıp pazar yerinde bulunan gezgini saraya getirtmiş. Kralın yanına apar topar getirilen gezgin tir tir titriyormuş. Kral yüksek sesle:
 
"Korkma gezgin! Kızım senin anlattığın güzel atları merak etmiş. Onun için seni buraya getirttim." demiş.
 
Gezgin bunu duyunca titremesi geçmiş ve rahat nefes almaya başlamış. Kralın kızı gezgine:
 
"Söyler misin gezgin; bu güzel atları her yerde anlatıyorsun, bu atlar nerede yaşıyor?"
 
Gezgin, korkudan dudakları kuruyunca bir bardak su istemiş. Su içtikten sonra derin bir nefes alarak anlatmaya başlamış.
 
   Anadolu'da bir yerin olduğunu, vadi yamaçlarından inen sel sularının ve rüzgarın, yumuşak olan kayaları aşındırarak şekil verdiği, uzaktan dev bir insan gibi göründüğünü ve bu şekillenen kayaların içinde yaşandığını anlatmış. Oradakiler de hayretle dinliyormuş. Uzun uzun konuştuktan sonra bu toprakların Asurlulara ait olduğunu söyleyerek konuşmayı sonlandırmış.
 
  Kral hemen emir vermiş ve büyük bir ordu hazırlatmış. Gezgini de yanına alarak bu güzel atların olduğu topraklara doğru yola çıkmışlar. Büyük bir savaştan sonra Anadolu'da bulunan bu güzel atların olduğu toprakları almışlar (MÖ 625).
 
Gezginin anlattığı gibi atlar çok güzelmiş. Kralın kızı, bu alınan toprağa Pers dilinde 'güzel atlar ülkesi' manasına gelen Katpatuka adını vermiş. Zamanla bu ad, şimdi bizim kullandığımız Kapadokya halini almış.
 
Aynı toplulukta yaşayan Pers kralı oğlu için Med kıralının dünyalar güzel kızını istiyor, ancak prenses Pers kralının oğlunu istemiyormuş. Bu yüzden iki krallığın arası açılmış ve bu büyük bir savaşa tutuşmuşlar. Savaşta Med kralı ölünce kızı da Kapadokya'da bulunan en yüksek peribacasından kendini aşağı atarak intihar etmiş.
 
Artık güzel atlar ülkesi Kapadokya, Pers krallığının yani İranlıların eline geçmiş (MÖ 519). İranlılar, Karadeniz kıyısının da içinde bulunduğu bölgeyi ayrı bir eyalet yaparak Kapadokya'yı ikiye ayırmışlar. Bu bölgeye de 'Deniz Kapadokyası' anlamına gelen 'Pont Kapadokyası' demişler.
 
Daha sonra zaman ilerledikçe bu bölgeye sadece Pontus demeye başlamışlar. Karadeniz'e kıyısı olan şehirler artık Pontus eyaleti içinde yer alıyormuş. Pers kralının oğlu sevdiği prensesin onu istemeyişini bir türlü içine sindiremediği için Kapadokya'yı terk edip Pont Kapadokyası şehirlerine gitmek için yola çıkmış.
 
Uzun bir yolculuktan sonra dik yamaçlardan ve ormanların içinden geçerek bir şehre gelmişler. Orman neredeyse deniz dalgasına değiyor, gökyüzünde parlayan güneş, gözünün görebildiği kadarıyla baktığı meviliği altın rengine çeviriyordu.
 
Adını bilmediği, ama ormanın denize kadar indiği, güneşinin ise tüm denizi kapladığı bu şehre uzun uzun baktıktan sonra Pers kralının oğlu prensesin onu istemediğini de hatırlamış olacak ki avazı çıktığı kadar bu şehrin adı 'Hurşid Abad'tır.' diye bağırmış.
 
İşte o 'Hurşid Abad' dediği yani 'Güneş Ülkesi' dediği şehir, ormanların denize kadar indiği, güneşin dağlardan doğduğu ve denize battığı Trabzon'du!
 
İster inanın, ister inanmayın; karar sizin! Benim size tavsiyem, kolayı seçip bana inanmayın! Araştırın ve okuyun! Çünkü Trabzon tarihi derya deniz!


Önceki ve Sonraki Yazılar