HALA EVİMDEYMİŞ GİBİ…

HALA EVİMDEYMİŞ GİBİ…

‘’ İnsanın gidebileceği her yerde bir Trabzonsporlu var. Burası gerçekten aşık olduğum bir yer. ‘’

‘’ Ünal Karaman’ın kulağına eğildim ve “Saracağız onlara gol” dedim’’ 

‘’Fırtınalı sular içinde giderken doğru ellerde, emin ellerde olmanız gerekir. Ünal Karaman’ın doğru insan olduğunu düşünüyorum’’ 

‘’ Trabzonsporun gönülden elçisi olarak görüyorum kendimi’’ 

-98-99 sezonunda Trabzonspor tarihinde bir rekor kırarak transfer oldunuz. Nasıl bir süreç yaşandı, sürecin aktörleri kimlerdi? 

O yıllarda Nottingham takımında oynarken, santrfor arkadaşımla beraber Avrupa’nın en çok gol atan ikilisiydik. Bir üst lige çıktığımızda kulüpten bana Trabzonspor’un teklifini kabul ettiklerini ve Trabzonspor ile görüşebileceğimi ilettiler. Ben bunun arkasında ne olduğunu çok bilmiyordum açıkçası. Muhtemelen iki başkan oturup konuşmuşlardır. Mehmet Ali Yılmaz, oynadığım kulübe teklifini iletmiş ve Nottingham da bu teklifi kabul etmişti. Bu teklifin kabul edilmesinden sonra İstanbul’a geldim. İnanılmaz bir manzara vardı, birçok taraftar beni havalimanında karşılamaya geldi. İki kulüp anlaşınca ben de Trabzonspor taraftarını görünce sözleşmeyi imzaladım. Benim için çılgın bir deneyimdi. Teknik Direktörümüz Gordon Milne’ydi ve İngiliz’di.  Buranın benim için yeni bir ev olacağını anlamıştım.  

Trabzonspor ismini transferiniz öncesinde hiç duymuş muydunuz? Aklınızda bir Trabzonspor imgesi var mıydı?  

92990382_2565605543718179_8658686817861632000_n.jpgTrabzonspor ile açıkçası ilk tanışmam Nottingham Forest antrenmanında oldu. Trabzonspor taraftarları antrenmanda bir anda ortaya çıkarak benim adımı bağırmaya başladılar. Hatta benim adımı bağırdıklarını bile anlamadım ilk başta. Nereden geldiklerini, nasıl geldiklerini ve kim olduklarını bilmiyordum. Antrenmanda bana destek oldular. Sonra transfer sürecinde önce İstanbul’a geldim, ama hemen Trabzon’a gitmek istedim. Oynayacağım yeri görmek istedim. Trabzonspor’un ne kadar büyük olduğunu Trabzon’a geldikten sonra ve içinde yaşarken bizzat anladım. Şunu da herkesin bilmesini isterim ki her yerde Trabzonspor taraftarı var. İnsanın gidebileceği her yerde bir Trabzonsporlu var. Burası gerçekten aşık olduğum bir yer.  

Trabzonspor taraftarlarıyla ilgili hatıralarını sorsam? İlk aklına gelenler neler olur? 

  Buraya futbolcu olarak geldiğim günden - şu an da dahil olmak üzere- Trabzonspor taraftarları her zaman beni mükemmel hissettirdiler. Burada oynayan oyuncuların ekstra bir sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. Burayı yaratan ve bu kulübü var eden taraftarlar ve bu da futbolcuların üzerinde ekstra bir baskı oluşturuyor. Buraya geldiğimde şehri tek başıma gezmeye ve keşfetmeye çıkmıştım. Calvin Klein mağazasında Seyfi diye bir arkadaşım vardı, onunla birlikte oturup konuşurduk. Takım hakkında, taraftarlar hakkında, şehir hakkında… Takımın geçmişini ve geleceğini konuşurduk. Benim için inanılmaz bir tecrübeydi. Burada çok fazla güzel hatıram var; ama Galatasaray deplasmanındaki tribünü unutamıyorum. İnanılmaz bir sahneydi benim için. Röportajın devamında mutlaka konuşacağız ama çok güzel anılarım olduğunu söylemeliyim.  

Çay içmeyi sevdiğini biliyoruz. Trabzon’un çay gibi birçok karakteristik öğesi var. Balığı, fındığı... Trabzon’dayken nasıl vakit geçiriyordun, çay gibi sevdiğin daha başka Trabzon’a özgü şeyler var mı? 

Karadeniz’de olduğumuzdan dolayı en net hatırladığım şey hamsi. Balıkçılar, mangallar, o mangala beni davet eden insanları unutamıyorum... Karadeniz Fırtınası’nı ve o fırtınayı oluşturan insanları biliyorum. Şehir ve benim aramda güzel bir iletişim oluştuğunu biliyorum. Sonuçta yabancı biriyim, yabancı bir yere geliyorum ve insanlar beni inanılmaz sıcak bir şekilde karşıladılar. Şehir adına hatırladığım çok şey var. Avni Aker Stadyumu’nu hatırlıyordum mesela, görmeye gittim; fakat orada olmadığını fark ettim. O yüzden değişen de pek çok şey var. Trabzon’un adı söylendiğinde kafamda oluşan pek çok imge var.  

20 yıl üzerine Trabzon’a geliyorsun. Burada yeniden görmek istediğin insanlar ve mekanlar var mı?  

20 yıl inanılmaz uzun bir süre. Seyfi’nin beni tanıştırdığı İlker diye bir arkadaş vardı. İlker’i bugün tesadüfen limanda görme fırsatım oldu. Ona hemen Seyfi’yi sordum. Seyfi’nin 15 yıldır İstanbul’da yaşadığını söyledi. Uzun süre geçmesine rağmen tekrar kendimi evimde hissettim. 20 yıl gibi bir zamanın üstüne oturduk ve bir süre sohbet ettik. Eski anılardan, eski günlerden bahsettik. Sanırım bu şehri mükemmel yapan özelliklerden biri de bu. O kadar yıl geçmesine rağmen hala evinizdeymişsiniz gibi insanlarla oturup konuşabiliyorsunuz.  

Ali Sami Yen’deki unutulmaz Galatasaray maçını hatırlayacak olursak, neler düşünüyorsunuz o maçla ilgili? 

Bu maça dair hatırladığım en büyük anılardan bir tanesi, belki de hatırladığım en net şey maçın öncesiydi. Sanırım maçtan üç gün önceydi, şimdi Teknik Direktör olan Ünal Karaman bana “Saracağız onlara gol” demeyi öğretmişti. Ama ben bunu bir türlü telaffuz etmeyi öğrenemediğim için ben her söylemeye çalıştığımda bana gülüyorlardı. Onlara söz verdim ve maçtan önce bunu öğreneceğimi söyledim. Daha sonra sahaya çıktığımızda Ünal Karaman’ın kulağına eğildim ve “Saracağız onlara gol” dedim. Gülüştük, “Haydi çocuklar, başarabiliriz” dedik. Maça çok iyi başladık, çok da gol attık. Hattrick yapma şansım oldu, ama belki daha da fazla gol bile atabilirdik. Bu kadar kısa zamanda, takım içinde geçirdiğim az zamana rağmen bu önemli galibiyettin altında imzamızın olması, takımıma yardım edebilmiş olmam benim her zaman gurur duyacağım bir durum. Üstelik bu inanılmaz kulübün tarihinde küçük de bir yer edinebilmişsem ne mutlu bana!  

Eski takım arkadaşın Ünal Karaman’ın bugün takımın başında teknik direktör olarak görev yapması hakkında ne düşünüyorsun? 

  Ünal Karaman’ın bu göreve geldiğinde hissettiğim şey büyük bir mutluluk ve gururdu. Çünkü fırtınalı sular içinde giderken doğru ellerde, emin ellerde olmanız gerekir. Ünal Karaman’ın doğru insan olduğunu düşünüyorum. Zor zamanlardan geçerken doğru kişi kontroldeyse ve doğru kişi her şeye karar veriyorsa bu fırtınadan çıkabilirsiniz. Trabzonspor gibi büyük bir kulübü olması gereken yere yükseltebilirsiniz. Ünal Karaman’ın göreve geldiğini öğrenince doğru adam, doğru zamanda, doğru yerde dedim. Bunu başaracağına inanıyorum. Çünkü nasıl bir oyuncu olduğunu, nasıl bir insan olduğunu ve ne kadar iyi bir hoca olabileceğini biliyorum. Dolayısıyla şu an inşa ettiği ve üzerinde çalıştığı takım; kalbi için oynayan, takımı ve ruhu için oynayan, arma için savaşan bir takım. Kendisi de futbolcuyken böyleydi. Trabzonspor’un zor zamanlar geçirdiğini biliyorum ama Ünal Karaman’ın kulübü tekrar ait olduğu yere getireceğinden eminim. Takımı tekrar düzlüğe çıkartabilecek kişinin Ünal Karaman olduğuna inanıyorum.  

Yaklaşık 20 yıl Trabzon’dan ve Türkiye’den uzak kaldın. Bu sürede Türk futbolunu ve Trabzonspor’u takip ettin mi? 

Trabzonspor’un sonuçlarını takip ediyorum. Mustafa diye bir arkadaşım var, Trabzon’da olan her şeyden beni haberdar ediyor. Beni güncel tutuyor diyebilirim. Trabzon’da olan olaylardan onun sayesinde haberim var. 

Trabzonspor son yıllarda altyapıya yöneliyor, altyapıdan pek çok yetenek çıkartıyor. Kendisi örneğin Abdülkadir Ömür gibi oyuncuları takip ediyor mu? 

Birçok gelecek vadeden futbolcu olduğunu biliyorum ama özellikle bir örnek vermek gerekirse; kahvaltıda Ünal’a da bahsettim, İngiliz kulüplerinin Uğurcan Çakır’a çok büyük bir ilgisinin olduğunu söyleyebilirim. Çok yakından izliyorlar. Gerçekten çok yetenekleri bir kaleci ve Trabzonspor şu anda uluslararası bir yıldız yetiştiriyor olabilir. İngiltere’nin çok büyük kulüpleri kendisini takip ediyor. Umuyorum ve diliyorum ki ileride İngiltere Premier Ligi’nde kendisine yer bulacaktır ve çok da iyi işler çıkartacaktır.  

Kendi kariyer planında futbolun içinde kalmak istiyor mu? 

  Aslında şu an futbolun ne çok içerisindeyim ne de çok dışarısındayım. Olduğum pozisyonda, o çizginin hemen arkasında bulunduğum yeri seviyorum. İki oğlum var ve ikisi de futbol oynuyorlar. Büyük oğlum Stoke City’de oynuyor. Onları orada görmek güzel. Oynadığım kulüplerin hepsinin bir elçisi olarak görüyorum kendimi. Belki Trabzonspor ile aramızda bir şey imzalamış olmasak da gönülden Trabzonspor’un elçisi olarak görüyorum kendimi. Şu anda çok fazla arkadaşım var teknik direktörlük yapan ve futbolun içerinde olan, ben ise olduğum yeri seviyorum. Çünkü bu yerde istediğim zaman içeri girip, istediğim zaman dışına çıkabiliyorum. Bu şekilde mutluyum. 

Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı? 

  Buraya geldiğimde ne Türk futbolu ne de Trabzonspor hakkında çok fazla bilgim yoktu.  Ama geldiğim ilk andan itibaren Trabzonspor beni kocaman bir ailenin içine kabul etti. Ölene kadar asla bunu unutmayacağım ve ölene kadar buna müteşekkir olacağım. Everton taraftarlarından da aldığım bir mesaj var. Sezonun son 8 maçında Everton’a kiralık göndererek onlar adına da bir şeyler yapabilmemi sağladılar. Dolayısıyla dünyanın her yerindeki Karadeniz Fırtınası’nın taraftarlarına söyleyeceğim bir tek şey var; onlara müteşekkirim. Sonsuza kadar benim için yaptıklarınızı unutmayacağım, teşekkür ediyorum.

RÖPORTAJ: SEVECEN TUNÇ  

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.