HALKIMIZ KUTU AÇMACA İZLİYOR..

Çok tuhafıma giden bir şey var sanırım bir yıl olmuştur televizyonda bir yarışma programı var. Bu yarışmada insanlar kutu açarak şanslarına gelen parayı alıyorlar ya da teklif edilen tutarı. En kötü filimde, en berbat dizide bile insan bir şeyler öğrenebilir ama formatı psikolojik gerilime ve şamataya yaslanan bir program insana ne verebilir? İşin daha tuhafı eğitimlilerde bunu izliyor diye bir cümle kuracaktım ki ne alakası var diyip düzeltiyorum. Tıp ya da mühendislik fakültesi veya Eğitim bölümleri insana yaşam kültürünü vermiyor ki. Alan bilgisi farklı bir şey kültürlenmek bambaşka bir şey var insanlar bunu ancak kendileri başarabilir.


ÜSTÜN DÖKMEN VE DOĞAN CÜCELOĞLU


İkisi de Psikoloji profesörü ama o kadar çok profesör var ki onları diğerlerinden ayıran yaptıkları bilimi halkıyla paylaşmaları. Doğan Cüceloğlu bir dil psikologu aynı zamanda yıllarca Amerika’da yaşadı ama bütün sevdası ülkesine hizmet içindi. Yazdığı İnsan ve Davranışı kitabı birçok psikoloji bölümünde ders kitabı olarak okutuldu ve okutulmaya devam ediyor. Ailemiz ve birlikte yaşam üzerine ne kadar ince bilgiler paylaşıyor bizimle, birçok aile için başucu programlara imza atıyor. Üstün Dökmen öğrettikleri bilgiler kadar samimi ve içten bir insan. Doğan Cüceloğlunu öğrencisi geçenlerde aynı programda yan yana gördüm aklıma deprem bölgesinde yaşadıklarımız geldi. Bir gün bölgemize Unicef temsilcileri gelmişti Üstün Dökmeni arıyorlardı .İşte orda dedik baktıkları yerde Üstün hoca yaka paça depremzedelerle futbol maçı yapıyordu. Temsilcilerle bu duruma güldük ama orada en doğal iletişimi yine üstün hoca bulmuştu.Bu iki bilim adamına sahip olduğu için ülkemiz çok şanslı.


ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK VE TÜRKLER


Öğrenilmiş çaresizlik bir psikoloji terimi. Anlamı ne yaparsam yapayım başaramam, o halde bir şey yapmama gerek yok duygusunun kişiye yerleşmesi. Bu terimle biz Türklerin matematikteki genel başarısızlığı ve sevgisizliğini de açıklamak mümkün çünkü daha okullu olmadan ne kadar zor olduğu söylenir ve buda bizim bilincimize yerleşir. Bu durumu içselleştiren kişilerinde artık matematiğe daha serin durduğunu görmek mümkündür. Bugün öğrenilmiş çaresizlik olgusuna aklıma getiren vizyondaki Devrim arabaları isimli  film oldu. Tolga Örneğin yönettiği başarılı çalışma ilk Türk otomobilini üreten demiryolu mühendislerini ve işçilerini anlatıyor. Küçüklüğümden hatırlıyorum biz bir toplu iğne bile üretemeyiz yargısını kaç kuşak bu jargonla büyüdü kim bilir. Filimde zamanın devlet başkanın emriyle ilk Türk otomobilini yapmak üzere seçilen mühendislere de bu çok söyleniyor.  Her dönemin etkin medyası (kurtuluş savaşında İstanbul basını denirdi) bu projeye karşı duruyor.Ulu önderin çok iyi kavradığını düşündüğüm bu çaresizlik hissiyatını atmak için ‘Türkler zekidir‘ söyleminde bulunup ulusunu motive ettiğini sanıyorum. Devlet başkanı dışında hemen herkesin başaramayacakları gözü ile baktıkları proje ya başarırsak diyerek demiryolu üzerinde uzmanlaşmış mühendisler ve işçilerle başlıyor. Mühendislerden biri Türkiye nin sanayi tarihini anlatıyor çaylak mühendis arkadaşına. Bu diyaloglar gerçekten ilgi çekici Atatürk ün emriyle kurulan uçak fabrikasında yüzlerce uçağın yapıldığını, hatta Hollanda nın 30 uçak siparişi verdiğini ama dönemin siyasi kadrolarının bunu engelleyip dış güçlerinde biz size daha ucuzunu veririz yalanıyla (her zamanki hikâye) fabrikayı traktör fabrikasına çevirttiğini anlatıyor.Aslında tam bir dram.Düşünün ülkemizde İran, Hindistan ve Çin bile kendi yaptıkları otomobilleri bize satıyor.Sonunda 137 günde iki tane araba yapılıyor ama ne gariptirki siyah renkte olanın benzini yok Devlet başkanını meclisten tören alanına götürecekken duruyor.Sevgili basın ve bu iş olmasın diye uğraşan kadro çok mutlu. Cemal Gürsel tarihe geçen sözünü söylüyor ‘Garp kafasıyla otomobil yaptık  şark kafasıyla içine benzin koymayı unuttuk’. Belki bu ufak aksaklık olmasa bile yine izin vermeyeceklerdi Türk otomobiline hatırlayın sonraki Anodol deneyimini iğrenç dedikodularla nasılda safdışı edilmişti. Sonuçta gördük ki Türkler araba yapabiliyormuş hiç değilse toplu iğne yargısından kurtulmuşuz birde öğrenilmiş çaresizlik duygumuz biraz azalmıştır kanımca.Devrim arabaları filmini çok beğendim oyuncuların performansı da göz doldurdu.Ama en çok etkilendiğim sahne arabanın göstergelerinde yazan Türkçe kelimelerdi.


Söyleyemediklerimi İşitin Lütfen


Bana,
'sen değerlisin' diyecek,
'maskesizken daha bir insansın'
'daha bir bendensin'
'daha yakın, daha bir dostsun'
diyecek bir bakışa
muhtacım...
benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!..
uyarırım seni dost!..
uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
sana kendini kolayca açmayacaktır...
bütün gücümle tutunacağım maskelerime
ne kadar sokulursan yakınıma
o denli şiddetli geri iteceğim seni...
kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme...
Ben çevrendeki
Her erkek ve kadınım...
Maske takan her insanım.


 Doğan CÜCELOĞLU




 


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.