Turhan Eyüboğlu

Turhan Eyüboğlu

HAMAMTASI

Geçen haftaki yazımda Trabzon tarihini nasıl el birliğiyle yok ettiğimizi yazmıştım. İnanın içime bir türlü sindiremiyorum! Bu yöneticiler, bu şehri yok ederken bizler ne yaptık? Hemen söyleyeyim; deve kuşu taklidi yaptık! Kafamızı kuma gömdük ve hiçbir şey yok gibi davrandık!
Bu şehir yedi şampiyonluk kazanmış, tarihini altın harflerle Türk futboluna yazdırmıştır. Yazılmasının istenmemesine rağmen yazdırmıştır! Türkiye'de bulunan futbol severleri kendine hayran bırakmış tarihini yıktı, yok etti! Yıkanlar 'Bina yıkıyoruz!' diye algılamış olabilirler! Trabzonspor'un tarihini yaşayanların anılarını yok ettiler! Biz ne yaptık? Koca bir hiç!
Evet, Avni Aker ve Yavuz Selim statlarından bahsediyorum! Şehri yönetenler bunu büyük bir zevkle yaptılar. Trabzonspor'u yönetenler ve bizler büyük bir hayranlıkla seyrettik. Torunlarımız 'Şampiyonlukları kazandığınız yeri bize gösterin!' dediklerinde utanmadan ne olduğu belirsiz bir yeri gösteririz artık! Bu da bize yeter!
Neyse, çok uzatmak istemiyorum! Nereden girdim bu konuya? Ben sizi çocukluğunuza götüreyim, derken bu konuya girmeden çocukluğunuza inemeyeceğimi anlamış olmamdandır herhalde! Kusura bakmayın! Ancak bu konuyu ilerleyen günlerde yazıp yüzümü ve yüzünüzü kızartacağım!
Çok sıcak dediğinizde, hiç kafanıza hamamtası vuruldu mu? Ben her pazar kafama hamamtası vurulmadan banyo yapmayı beceremedim!
Bizim nesil hiçbir pazar akşamı, komşuluğa gidememiştir. Nedenini biliyorsunuz, pazar akşamı banyo zamanıdır. Kendim komşuya gitmeye kalksam, hemen arkamdan annem bağırmaya başlar 'Ayıptır oğlum, şimdi onlar banyo yapıyorlar; hemen geri dön,” derdi. Çünkü pazar akşamı ilk olarak çocuklardan banyo yapılmaya başlanır, daha sonra büyükler banyosunu yapar, daha sonra yıkanacak çamaşırlar yıkanarak bu seremoni, takriben kışın saat on sekize, yazın saat yirmiye kadar devam ederdi.
Banyonun kapısını açtığımda, bacanın altında, banyonun tek hakimi dimdik önümde dururdu. Uzansam tutabileceğim yerdedir; ama o beni uzanıp tutmayı hiç düşünmedi. Bu banyonun tek hakimi benim dercesine, bir heykel heybetinde hep aynı yerindeydi. Ateşi altında, şapkası üstünde duran, bakır banyo kazanımızın altındaki soba dökümdü. Bir sürü sırrı ve ailenin tüm çıplaklığıyla görüntüsünü kendinde saklardı. Hiç kimseye ihanet etmedi ve hiç kimsenin sırrını bir başkasıyla paylaşmadı.
Banyomuzun hemen ortasında, yekpare mermerden oyulmuş hamam kurnası ve kurnanın kulakçık gibi olan kısmının üstünde, yıllarca annemin sıcak suyu üstümüze dökmek için kullandığı hamamtası bulunurdu. Gözüm hamamtasına gittiğinde bana yaramaz bir arkadaşımın bakışı ile bakardı. 'Sen hele bir yerine otur, bak sana neler yapacağım!' dercesine, yüzünde muzır bir gülüşü barındırırdı. Ya kurnanın diğer kulakçığında duran bir parke taşı görünümde bulunan sabuna ne demeli? Sanki 'Sen buraya otur, bak senin kafana ne işler açacağım!' dercesine bakardı.
İşte bu düşüncelerle küçük sandalyeye otururdum. Sonra en çok sevdiğim kadının iki bacağı sarar beni 'Çok kıpırdama!' diye. Çünkü henüz ikinci bir kadınla tanışmamışsındır. (Onun için en çok sevdiğim kadın diye belirttim.) Sen istersen sıralamayı kendin yaparsın.
İşte serüven burada başlar. Hamamtası sana bir gıcıklık yapacaktır ya, şeytanla iş birliği yapmaya başlar. Ve ben de hep o oyuna gelirdim. Annem her başıma su döktükçe, 'Sıcak!' diye bağırırdım. Kadıncağız 'Oğlum bak suyu aşladım, (Sıcak suya, soğuk su karıştırmak), daha kafana su değmeden bağırıyorsun! Çok yoruldum, yorma beni.' 
Şeytan işini yapacak ya, beni hep dürter dururdu. 'Sabun gözüme kaçtı! Su sıcaktı! Kafamı çok kazıdın.' Bu sözlerin ardından annemin o parke büyüklüğündeki sabunu, kafama sertçe vurmasından, sabrının taştığını anlardım!
'Anne, yeter daha su dökme! Tırnakların kafamı acıttı! Bu ne biçim sabun, gözümü yaktı! Uuuf ayaklarınla beni sıkıştırıp durma!' dediğimde finali yapardım. O yüzünde muzır gülüşü olan bakır hamamtası, son suyu kafama taşıdıktan sonra, bir yarışın başlaması için atılan silah sesi gibi ses çıkarırdı, annem hamamtasını kafama vurduğunda!
Bütün annelerin eli dert görmesin! Anneler melektir!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.