HAMSİKÖY'E DİKKAT DOĞALLIĞI TEHLİKEDE

hamsikoy-2.jpeg"Hamsiköy, Zigana Dağı’nın kuzey eteğinde Çin ve Hindistan'dan Avrupa'ya giden İpek Yolu'nun kuzey güzergahı üzerinde Maçka İlçesine 19km uzaklıkta bulunan eski bir konaklama yeridir. İsmi Arapça Hamse köyden (Beş köy) gelmekte olup beş ayrı yerleşim yerinden oluşmaktadır.

Hamsiköy,  vadi boyunca, ırmaklarından akan coşkun suları, sisle kucaklaştığı dağ etekleri, mor çiçekli orman güllerinin yer aldığı ormanları, tarihi konakları ve çeşmeleri ile eşsiz bir doğa güzelliğine sahiptir. Doğal, kültürel ve tarihi değerlerin yanı sıra bölgenin çiçek florasından kaynaklanan lezzetli sütü ile vakum kaşar, tereyağı, telli peynir ve lor peynir üretimli ile Trabzon ve ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Ayrıca dillere destan Hamsiköy Sütlacı ile de ününü korumaktadır.

Hamsiköy Sütlacı : Hamsiköy Sütlacı'nın özelliği, bölgenin çiçek florasından kaynaklanan lezzetli sütünün sadece pirinç, şeker ve tuz kullanılarak özel pişirme tekniği ile bir saat gibi uzun bir sürede pişirilmesidir."

Hamsiköy Maçka Kaymakamlığı sitesinde böyle anlatılıyor.Doğru ve güzel bir anlatım.Son yılların gözde turizm merkezi.Doğası ve özel ürünleri için yurt içi ve yurt dışı gezginleri Hamsiköy'e özel ilgi göstermeye başladı.

Hamsiköy sadece il dışı ve yabancı turisti değil,il içi ve bölge insanını da günübirlik ya da konaklama amaçlı misafirliklerine de ev sahipliği yapıyor.Eskinin o görkemli günlerine dönmenin çabası başarıyla sonuç vermek üzere iken dünyayı sarsan COVİT  19 hastalığı her yeri olduğu gibi burayı da olumsuz etkiledi.

Fakat çok daha büyük bir tehlike var Hamsiköy'de...Geleceğini tehdit eden bu duruma müdahale edilemezse Hamsiköy bugünkü sevimliliğini kaybeder.

Güzelyayla/Budamış Yaylasında doğan ve çocukluğunda köyden yaylaya gitmek üzere kamyonun üstünde yolculuk yaparken duraklayıp ekmeğimizi alıp yemeğimizi yediğimiz yer olarak son üç dört yılda Hamsiköy'deki yapılaşmayı gözlemlediğimde gidişatın sonunun hiç de iyi olmadığını görebiliyorum

Plansız yapılaşma,gelişigüzel gecekondu misali türeyen "tesisler",her kaful dibinde biten derme çatma yapılar,geleneksel mimariye aykırı binalar...Sonuçta Hamsiköy'ün Sliüeti bozulmaya yüz tutmuş.O eskilerde kalmış Hamsiköy manzaralarını fotoğraflamak giderek güçleşiyor.

Bu gidişle Hamsiköy için Uzungöl  ve Ayder'de yapılması planlanan düzenleme gündeme gelebilir.

Hamsiköy kendi özgün yapısı ile güzeldir.

Ekleme ile betonla, çarpık kimliksiz yapılar Hamsiköy'ü özünden ayırdığında eski günlerine dönme çabasındayken  yine misafirlerine hasret kalabilir...

Yol güzergahının değişmesi ile eski önemini kaybeden ama,nostaljik yapısı ile daha da güzelleşen ve tam da turizmin aradığı sessiz, doğayla başbaşa enfes yöresel ürünleriyle misafir ağırlama çabasında başarıya ulaşmışken umarım benim gördüğümü yetkililer görür.Önlem alınır.Bozulan doğal yapıya daha fazla müdahalenin önüne geçilir...

ROMAN TADINDA TRABZON TARİHİNDEN NOTLAR

“Bir Zamanlar Trabzon”

roman-tadinda-1.jpg

Kuzey Ekspres Gazetesi'nin sahibi Hasan Kurt/gerçi bu ünvanı çok da benimsemez ya. Soranlara gazetenin çalışanıyım der/güzel bir esere imza attı.

BİR ZAMANLAR TRABZON'da 40 yıllık gazetecilik anılarının yanısıra mesleğin başında iken tanıdığı Trabzon'un yakın tarihine tanıklık etmiş üstadların da sohbetlerinde edindiği bilgileri ve de yazılı belgelerdeki Kadim Trabzon'a dair her sokağının binasının ayrı bir hikayesini bulacaksınız.

Kitapta, Kuvayı Milliye,Erzurum Kongresi,Kâhya Yahya,Birinci Dünya Savaşında Trabzon,Faik Ahmet Barutçu,Mustafa Reşit Tarakçı,Osmanlı Dönemi valilerinden ilginç simalar ve Trabzon’un Fethi, Kurtuluşu gibi ana konuların yanında  sivil insanların da ilginç hayat hikayelerini bulmak mümkün.

Hâlâ tarihi binasındaki yerinde duran bir bankanın 115 yıllık kasası,İş Bankasının kuruluşunda Eski başbakanlardan Trabzon Milletvekili Hasan Saka ile Atatürk'ün arasında geçen bankanın ismi ne olacak görüşmesi,

Sinemadaki hazine, Trabzon Lisesinin öyküsü, Kâhya Yahya’nın Kırmızı Arabası,Verde İtalya Oteli,Oflu Hocaların Kerameti gibi  ve daha fazlası konuları okurken Trabzon’un ne denli önemli bir şehir olduğunu göreceksiniz.

Kendi ifadesi ile tarihçi olmadığını, ama tarihi olayların özellikle Trabzon'a dair kaynaklarını araştırıp inceleyen, kaleme alıp anılarla harmanlayıp anlattığını  belirten Hasan Kurt, gazeteci olarak sadece haber peşinde koşmadı gelecek nesillere roman tadında bir Trabzon anlatımı içeren anılar ve tarihi gerçeklerle harmanlanmış bir kitap  bırakmış oldu.

Aslında kendisi Edebiyat öğretmeni olarak hayata atılmış. Trabzon Öğretmen Okulunda öğretmenlik yaparken gazetecilik mesleğini tercih ederek 40 yıldır Trabzon basınına emek veren Hasan KURT'un bu kitabında yarım asrı geçen ve doğduğu yer olarak başka şehirde yaşamamışlığın verdiği  gözlem ve izleri de bulmak mümkün.

Başarılı bir çalışma.

Bir solukta okunabilen bir kitap.

Akıcı ve sıkmayan bir dil kitabı daha da okunur kılıyor.

Hasan Kurt arkadaşımızı kutluyorum.

Kitabın ikinci cildini de bekliyoruz.

İkinci cildinin de yakında çıkacağını belirten Hasan Kurt yeni çıkmış eserinin  gördüğü ilgiden memnun olduğunu ifade etti.

İkinci ciltte yine farklı, meraklandırıcı,Trabzon’un bilinmeyen yönleri ile okuyucunun  karşısına çıkacağını belirtti.

Kitap Trabzon kitapevlerinde bulunuyor...

TRABZON'U ANLAMAK TRABZON'DA YAŞAMAK

trabzonu-anlamak-1.jpgBir de şöyle bir sıkıntısı var bu kentin: Bir yolunu bulup Trabzon'u terk edenlerin Trabzon’da yaşayanlar ne düşünür demeden ahkam kesmeleri bir türlü bitmedi.

Bu futbolda da böyle, kentin diğer sorunlarında da...

Yıllarını Trabzon'a vermiş ticaret yapmış, çiftçilik yapmış,futbol oynamış,yöneticilik yapmış,sokağında büyüyüp denizinde yüzmüş,yaylasında inek otlatmış,sahnesinde oyun oynamış, Ganita'da şiirini yazmış gün batarken,Uzunsokak’ta volta atmış,Maraş Caddesinde dolmuşların gürültüsü ile yaşamış,balığın   bolluğunu da kıtlığını da görmüş,öğrenci olmuş,öğretmen olup çocuklarını eğitmiş mahallesinin,uçurtmasını uçurtmuş Boztepe'den,kayığını yüzdürmüş Faroz'dan,maçını seyretmiş Avni Aker'den,gençleri izlemiş Yavuz Selim’den, namazını kılmış Gülbaharhatun'da, teravihini de Çarşı Camii'nde, liselerinde okumuş,üniversitelerini bitirmiş,ticaretini yapıp,fabrikasını kurmuş,köyünde fındığını çayını toplamış,hastalanmış hastanesinde yatmış,yaylasında şenliğinde horon oynamış,kemençenin sesinde kendini bulmuş ve iyisi ile kötüsü ile kimi mutlu kimi huzursuz,kimi beklentilerini karşılayamamanın verdiği umutsuzlukla yaşamış.

Ama Trabzon’da yaşamış.

Şehrini terk etmemiş.

 Köyünde, yaylasında, işinde gücünde yaşayıp gitmiş.

Yaşayıp gitmiş de hiç de bir şey sormamışlar ona... Fabrika mı istersin işsiz çocuğun için, yoksa Avni Aker'i yıkıp Akyazı'da "arena" mı  yapalım diye. 

Ya da Boztepe'ye  tünel  açıyoruz ne dersiniz, Değirmendere'ye de Otogar...

Öyle ya alışmıştır burada yaşayanlar bilmem kaç milyon km yapmış kapısı iple tutturulan, elden ele uzatılan parayla Corona yayan minibüslerle yolculuk yapmaya. Sorsan nedir bu çile diye, bu yıldan geçti gelecek seneye inşallah derler modern taşımacılığa...

Alıştırmayacaktık... Onlar da haklı...

Bu böyle uzar gider...

Trabzon'dan uzak yaşamak hasrettir belki ama, Trabzon'da yaşamak da çoktan çile oldu bile. 

Var mı efendim bir öneriniz, mesela Değirmendere için...

Mesela Çömlekçi, Arafilboy, Yenicuma, Ortahisar, Hacıkasım, Ganita, Gülcemal, dolgu alanları için...

Sormadılar ki...

Ve siz bir fırsatını bulup Trabzon'u terk edenler önce bu kent için ne yapabilirimi sorgula sonra da varsa elinde imkan yap.

VE KÖYLER DE  SUSUZ KALDI

ve-koyler-2-001.jpgBaşlığı gören belediyeyi ya da her hangi bir yetkili kurumu eleştireceğimi zannetmesin.

Havalar çok kurak gitti.

Mevsimler değişti.

Yağmurlar eskisi gibi yağmıyor.

Dereler çağıl çağıl akmıyor.

Yaylada gözeler kurudu.

Barajlarda sular azaldı.

Evlerde gelişi güzel akıtılan su,bulunmaz nimet olma yolunda.

Nasihat kolay.

Suyu kullanırken dikkat edelim.

Gereksiz yere  akıtmayalım.

Ama içilecek,temizlik yapılacak,abdest alınacak ,banyo yapılacak,çamaşır yıkanacak.

Çayıydı,yemeği idi...Anlatmaya gerek var mı suyun önemini?...

Şimdi başımızı iki elimizin arasına alıp şöyle bir düşünelim...

HES yapacağız diye derelerin doğal akışını engelledik mi,

Tesis yapacağız diye ormanlarımızı kestik mi,

Tesadüfen kaza ile (!)  ormanlarımız yanıp daha sonra da oraları betonladık mı,

Toprak parçası bırakmayacak kadar aç gözümüzü doyuramadan yağmuru toprakla buluşturmayı engelledik mi,

Toprak geçirgenliği olmayınca aşırı yağmurla gelen felaketlere yol açmadık mı?

Dereler,ırmaklar,gözeler,su kaynakları,göletlerimiz insanımızın kirletme alanları olmadı mı?

Arabamız oldu.

Benzine para bulduk.

Daha daha uzaklara gider olduk.

Nerde bir su kaynağı bulduysak başına oturduk.

Yedik içtik eğlendik.

Kirimizi pasımızı bırakıp evimize döndük...

Bitti mi?

Biter mi,ormana gittik.

Piknik yaptık.

Mangalı yaktık.

Yedik içtik.

Közü söndürmeden bırakıp geri döndük...

Sonra akşam haberlerinde orman yangınlarını izlerken " ah ah vah vah" dedik...

Bir dereden bin HES çıkartmaya gayret ettik.Bini bilmem ama üçü dördü gördük.

Dereler küstü.

Bulutlar uzaklaştı...

Yağmurlar yağmaz oldu...

Ve köylerde de sular akmaz oldu...

Annelerimizin,nenelerimizin güğümle,kufayla su taşıdığı çeşmeler de bir bir yok oldu...

TİSKİ'ye,belediyeye söz söyleyeceğiz de...Önce çevreyi şöyle bir güzel sevelim.. Sonra bunca çevre sorunları olurken nerdeydik diye kendimize soralım.

Daha sonra da "ilgili,yetkili,etkili,kim varsa" ne yaparsanız yapın da "hayat alanlarımıza dokunmayın" dedik mi,ya da bu bilinçte insanlar yetiştirdik mi  diye sadece söylenelim mi?

Yağmurlar biraz olsun yağmaya başladı.

Köylerin asıl sorunu su depoları.

Ya yıkık ya içi çamur dolu. 

Su varsa da kirli.

Depo çürükse su evlere varmadan akar gider.

TİSKİ  bu konuda önemli.çalışma başlatmış.Depolar yenileniyor.Önemli bir hamle.İşi kaynağında çözmek gerekiyor.

Eskiden beri söylenir: Belediyeler görünen park bahçe sokak düzenlemeleri yaparlar daha çok.

Toprak altına inip altyapının elden geçirilmesi zor ve masraflı bir iştir.

Üstelik halka rahatsızlık verdiğinden çekinirler...

Bu popülist yaklaşım artık geride kalmalı.

TİSKİ her ne pahasına olursa olsun Trabzon'un artık SOS veren altyapısını yenilemeli.Zor ve masraflı bir iş ama buna mecburuz.

Gördüğümüz kadarıyla Büyükşehir bu konuda adımlar atıyor.

Bir damla su bile kıymetlidir.

Son damla bittiğinde olacakları düşünerek ne yapılması gerekirse yapmamız gerekiyor...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar