Hasan Saka ile Menderes’in karşılaşması!

   34 yıllık siyasi yaşamını 1954 yılında noktalayan Hasan Saka, 1957 seçimleri öncesi Trabzon’dadır. Saka’nın Trabzon’da uğrak yerlerinden biri fındıkçı İbrahim Efendinin (Cirav) diğeri de Abdullah- Yahya Denizer’in yazıhanesidir.
İbrahim Cirav’ın oğlu Nihat Cirav, genç yaşta Hasan Saka ile sohbet etmiş ve meclisinde bulunmuş bir isimdir. Nihat Cirav aradı, ‘Hasan Saka, terini sile sile okumaya başladı!’ başlıklı yazımızı okuduğunu belirtti ve ‘Hasan bey, sizi kutluyorum. Hasan Saka, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin çok ama çok önemli bir ismidir. Ne yazık ki bu önemli isim unutuluyor. İyi ki varsınız. Hasan Saka ile ilgili bir tek siz yazıyorsunuz’ dedi.
 92a19efe-1ca5-479d-a188-c1a5131ec04a.jpg Cirav ardından, ‘Size Hasan Saka ile ilgili Trabzon’da biri benim diğeri babamın yaşadığı iki olayı anlatacağım’ dedi ve şunları söyledi;
‘1957 seçimleri öncesi. Hasan Saka, Trabzon’da eşini dostunu görmek ve özel işleri için Trabzon’a gelir. Babam İbrahim Efendi’ye uğrar. Ben de o sırada yazıhanedeyim. Birlikte Maraş Caddesindeki Ziraat Bankasına gittik. Bankanın merdivenlerinden çıkarken, Tekel’in önünden (Zorlu Grand Otelin yerinde) üstü açık bir jeep ve arkasında konvoy göründü. Jeep’in üstünde Adnan Menderes, araç bize doğru yaklaştı ve durdu. Hasan Saka, Menderes’e, ‘Hoş geldin sayın Başbakanım’ dedi. Menderes de aynı kibarlıkla, ‘Nasılsınız sayın Başbakanım, bir emriniz var mı?’ diye sordu. Hasan Saka, teşekkür etti ve ‘Size siyaset hayatınızda başarılar dilerim’ dedi.’
 

Çarşı Camisindeki şaşkınlık!
  Nihat Cirav, Hasan Saka’nın Fransa’da eğitim almasına rağmen çok iyi Arapça bildiğini belirterek şunları söyledi;
‘Hasan Saka bey, babası Yunus Hafız gibi hafızdı. Kuran okurdu, Kuran okuyan hocaların doğru mu yanlış mı okuduklarını bilirdi. Bir gün babamla Çarşı Camisine gittiler. Hoca vaiz verirken Kuran’dan bir ayet okudu. Hasan bey, yüzünü gözünü buruşturdu, kafasını sağa sola çevirdi. Camiden çıktıktan sonra babama, ‘İbrahim Efendi, İlahiyat fakültesinin kurulmasını ben teklif ettim. Nedeni de, hocaların Kuranı doğru okumaları ve anlatmaları için’ dedi. Hasan Saka bey, dindar biriydi.’
                                           ***********************
 
   Türkiye Cumhuriyeti tarihinin Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra, ikinci ismi olan Hasan Saka’nın, 1921 ila 1949 tarihleri arasında alınan kararların (iktisadi ve idari vs)  büyük bölümünde ismi ve de imzası vardır.
Trabzon’da 1950 öncesi yapılan tüm yatırımlarda, (Tekel tütün işleme tesisleri, et balık kurumu, liman, havaalanı vs) onun ismini görürüz.
1949 yılında Ankara Üniversitesi’ne bağlı İlahiyat Fakültesinin kurulmasını Hasan Saka’nın teklif ettiğini, ilk kez duydum. Hasan Saka, ilahiyat fakültelerini kurduruyor ancak, dini kesimde pek esamesi okunmuyor? İlginç!
 
Hasan KURT
 
                                      ***************************

 Karadeniz de parsellenmiş!
    Semt ve mahallelerde kurulan Pazar yerlerindeki tezgahların istisnasız hepsinin sahibi vardır. Bir başka pazarcı oralarda tezgah açamaz. Karadeniz’in de büyük ve devasa bir Pazar yeri olduğunu söyleyen Farozlu ünlü balıkçı Piko Salih, ‘Karadeniz’de mesela mezgit, istavrit gibi balıkların tutulduğu yerlerin sahibi vardır.  Değirmendere açıklarına gidin ağ atın bakalım atabiliyor musunuz? Orada her kayıkçının bir yeri vardır, babadan oğla geçer. Kimse kimsenin avlanma alanına girmez’ diyor.
 

Mezgit adaları!
  Piko Salih, Trabzon’da sahilden 5 ila 10 km açıkta suyun altında iki büyük adanın bulunduğunu belirterek, ‘Numune Hastanesinin kuzeyinde kıyıdan 8-10 km içeride 30-40 metre derinde Boztepe’nin düzlüğü gibi büyük bir ada vardır. Limandan bir- bir buçuk saatte bu adaya gideriz. Eskiden bu adada palamut büyüklüğünde mezgit tutardık. Sonraları bu ada da birkaç balıkçı arkadaşımız fırtınaya yakalandı, tekneleri parçalandı, canlarını zor kurtardılar. Ben de birkaç yıl önce azgın dalgalarla boğuştum. Son dönemlerde bizim Faroz’daki balıkçı arkadaşlar bu adaya gitmez oldu. Şimdi Akçaabat ve Zavana’dan arkadaşlar burada ağ atıyor, avlanıyor. Geçenlerde adaya mezgite gittim. Her tarafa ağ atılmıştı. Zar zor bir bölgede atabildim. Bir başka ada da Haçkalı Hoca Hastanesi’nin 5-6 km açığında. Bu ada, diğerinden küçük. Mezgit yuvası olan iki adada da eskiden olduğu gibi büyük mezgit kalmadı’ dedi.
 
                                 **************************
 
 
  Uzmanlar anlatıyor, korsanavirüsün emareleri kuru öksürük, ateş, boğazda kıcıklanma vs... Fakaaaaat! Bunlar olmadan da yani hiç bir belirti göstermeden de seyredebiliyormuş.
   Gel de evhamlanma, gel de vesveselenme. Sonuçta herkes kuşku içinde.
Bizim köyde Hüseyin Dayı diye bir hocamız vardı. Güya kitap açar insanlara geleceği okurdu. Bir gün hocam dedim bana da bir kitap açsana. Ne kitabı dedi, uydurup atıyorum. Nasil yani? Adama, uzaktan bir haber alacaksın diyorum, o da düşünüyor; mutlaka uzakta bir yakını vardır. Ölümden dönmüşsün, diyorum. O yine düşünüyor, ya ağaçtan düşmüş, ya denizde boğulma tehlikesi geçirmiş ya da bir trafik kazası velhasıl bir şey atlatmıştır. Bizim kitap açmamız budur. Geleceği Allah bilir.
Şimdi bizim koranacılarla Hüseyin Dayının ne farkı var?  
(Temel Kahveci)
 
                                            **********************
 
Doktorunuz diyor ki!

   Tifüs: Bit, hasta insanın kanından aldığı tifüs mikrobunu sağlam insanı soktuğu sırada dışkısıyla deriye bulaştırır. Sağlam insanın derisine bırakılan mikroplar, kaşımayla ısırılan yerden vücuda girer, kan yoluyla organlara yayılır. Hastalık baş ağrısı, ateş, üşüme, titreme, halsizlik ile başlar. Pembe renkli deri döküntüleri ortaya çıkar. Bu nedenle hastalığa "lekeli humma" adı da verilmiştir. Ateşi kırk dereceden aşağı düşmeyen hasta günler içerisinde çok halsizleşir, bilinci bulanır ve komaya girer. Geçmişte etkeni ve yayılma yolları bilinmeyen bu hastalık özellikle savaş ve kıtlık dönemlerinde kitle halinde ölümlere sebep olmuştur. Temizlik kurallarına uyularak bitlenmekten kaçınmak hastalığın bulaşmasına karşı alınacak en önemli tedbirdir. Günümüzde bu hastalık antibiyotiklerle tedavi edilmektedir.
(Dr.Kemal Küçükali)

Önceki ve Sonraki Yazılar