Hasta değilsiniz; vücudunuz kurak!..

Sadece topraklar değil aslında pek çok insan vücudu kurak. Susuzluk hisleri önemli ölçüde köreldiği için özellikle yaşlılar farkına varmadan susuz kalabiliyor. Su içerek birçok ağrılardan kurtulabiliriz. Ama çay, meyve suyu, kola, vb. değil; sadece su içerek. İnanmayacaksınız ama pek çok insan aslında hasta değil; susuz! Ben de bunu böbrek taşı ile başım derde girince öğrendim. Sizinle paylaşmak isterim.

 

Suyun görevleri

Enerji oluşması, Büyüme ve yıpranan dokuların onarımı için protein sentezlenmesi, Kan basıncının sağlanması, Harcanmayan enerjinin yağ olarak depolanması, Vücut pH’sının düzenlenmesi, Metabolizma sonucu oluşan zararlı atıkların dışarı atılması vücuttaki suyun belli başlı görevleri arasında. Ama birçoğumuz yeteri kadar su içmediğinin farkında bile değil. Bu nedenle vücudumuz tam anlamı ile görevlerini yerine getiremiyor ve çeşitli hastalıklar ortaya çıkıyor.

 

Susuzluk ve ağrılar

1979 yılında İran’da idama mahkûm olup sonra ABD’de yaşayan Dr. Feridun Batmangeliç’in “Su: Hasta Değil, Susuzsunuz” adlı kitabında tüm hastalıklarda en önemli nedenin, vücudun susuz kalması olduğunu anlatıyor.  Histamin ve susuzluk sırasında artan diğer kimyasal maddeler ağrıya neden oluyor.  Bu ağrılar romatizma, migren, mide ağrısı, kalp ağrısı, fibromiyalji ve bel ağrısı gibi karşımıza çıkabiliyor. Dr. Feridun’a göre su içerek bu ağrılardan kurtulabiliyorsunuz. Ağrı kesicilerin bu ağrılara fazla bir faydası yok, ayrıca zararlı yan etkileri de olabiliyor. Yapacağınız şey mutlaka doktorunuza danışarak varsa önce susuzluğunuzu gidermek.

 

Günde ne kadar su içilmeli?

Bazen gazetelerde ‘günde en az 2 litre su için’ diye haberler çıkıyor, bazen de ‘çok su içmek zararlı, ne kadar susuyorsanız o kadar için’ diyor.  “İnsan ne kadar susuyorsa o kadar su içmeli” fikri ilk bakışta çok mantıklı geliyor. Ama durum göründüğü gibi değil. Birçok insan yeterli su içtiğini düşünüyor, ama bu doğru değil.

Özellikle de insanlar yaşlandıkça susuzluk merkezleri duyarlılığını kaybediyor. Mesela birçok yaşlı serum takılacak kadar aşırı su kaybı olmasına rağmen kendisini susamış hissetmiyor. Eğer yeteri kadar su içmiyorsanız ya da su yerine şekerli sıcak içecekler (kahve, çay), gazoz, kola, meyve suları, enerji içecekleri ve bira gibi su kaybettiren sıvıları içiyorsanız (fazla idrara çıkarak) kronik susuzluğa maruz kalıyorsunuz. 

Bu tip içecekler dudak kuruluğunuzu geçirdiği için susuzluğu hissedemiyorsunuz. Aşırı meşguliyet sırasında da insan susuzluğunu unutabiliyor. Doktorunuz aksini söylemedikçe erişkin bir kişi günde en az 1.5-2.5 litre kadar su içmeli. Sıcakta uzun saatler boyunca dışarıda bulunan ya da yürümek zorunda kalanların daha fazla su içmesi gerekir.

 

Su içmenin sırları

Susuzluğun en iyi göstergesi idrarın koyu olmaması; açık renkte olacak kadar su tüketilmesidir. Su da alkali bir içecektir. Bu nedenle yeteri kadar su içmemek de vücudu asit tarafa kaydırabiliyor. Fakat her su yeteri kadar alkali olmuyor. Bu nedenle içtiğiniz suyun pH’sının7.5-8.5 arasında olmasına dikkat edin.  Örneğin, maden suyu da faydalı ama toplumda maden suyu ve sodanın aynı içecek olduğunu sanılıyor. Oysa soda tamamen “yapay” olan bir içecek. İçtiğiniz su aşırı soğuk olmasın. Oda sıcaklığındaki suyu içmek en iyisi. Benim doktoruma göre sindirim sorununuz varsa yemekle birlikte su içmeyin, çünkü bu su sindirim sıvılarını seyrelterek etkilerini azaltırmış. Yemekten yarım saat önce veya 1 saat sonra su içebilirmişsiniz.

Maalesef hekimlerin çok azı kronik hastalıklar ile tüketilen suyun azlığı arasında ilişki kuruyor. Ama tansiyon, vb. kronik bir hastalığınız varsa alacağınız su ve tuz miktarını mutlaka doktorunuza danışmalısınız… Su hayattır, lütfen yeterince su için!..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum