HAVLU ATMAK!

Cumhurbaşkanı, Camiler ve Din Adamları Haftası’nda; “ Müminin görevi varlıkta şımarmamak, yoklukta sabretmektir. Gerçek mümin acıyı bal eyleyendir.” Diyerek ilk sinyali vermişti…

Ardından Bahçeli, “Askıda ekmek kampanyası” başlattı…

Aslında hepimiz hükümetin sorunların altından kalkamadığını, başta ekonomi, sağlık ve eğitim olmak üzere işlerin arapsaçına döndüğünü, içinden çıkılmaz bir hal aldığını biliyorduk…

Gerek Cumhurbaşkanı’nın gerekse de hükümetin yılmaz savunucusu Bahçeli’nin son demeçleri, bizler için malumun ilanından başka bir anlam ifade etmiyordu…

Hükümet, biriken sorunların karşısında çaresiz kaldığını söylüyor,  havlu atıyordu…

Bahçeli’nin  “Askıda ekmek kampanyası”, “İsmet Paşa ekmeği karneye bağlattı” diyenlere iyi bir cevap olmaktan başka;  2020 Türkiye’sinde gelinen durumun da bir özetiydi…   

Ekonomi Bakanı Berat Albayrak’ın dövizin başını alıp gitmesini hafife alıp, “ben oraya bakmıyorum”  demesi, aslında hükümetin ekonomi konusunda yapacak bir şeyinin olmadığının itirafıydı…

Ekonomi bakanı bunları söylerken; diğerleri ne yapıyordu?

Sağlık Bakanı,  “tedbirlerinizi alın” diyerek, bizler gibi salgını sadece izliyordu… 

Salgın, Mart-Nisan aylarındaki hızından hiçbir şey kaybetmemiş olmasına rağmen,  ekonomik kaygılarla salgının ilk günlerindeki  (sokağa çıkma yasağı, ulaşımın sınırlaması gibi) tedbirleri almaya takati kalmamıştı…

 Yani o da havluyu çoktan atmıştı!

Ya Milli Eğitim Bakanı?

1 milyondan fazla çocuk interneti ve bilgisayarı olmadığı için EBA’dan yararlanamıyor…

Korona verileri de yüz yüze eğitime el vermiyor…

Bu da, 1 milyondan fazla çocuğun bir, belki de iki yılının kaybolması anlamına geliyor…

Milli Eğitim Bakanı;  tıpkı salgın tedbirlerini halka bırakan Sağlık Bakanı gibi çareyi, çocuğunu okula gönderecek velilerden “çocuğumun korona olursa sorumlusu benim” taahhütnamesi almakta buldu…

Peki, emekliye maaş ödemelerini kesesinden ulufe dağıtıyormuş gibi sunan Çalışma Bakanı’na ne demeli?

Tekerleği kırılana yol gösterir gibi, Bahçeli’nin ekmek kampanyası ile Cumhurbaşkanı’nın acıyı bal eyleme söylemi aynı şeydir ve boşa söylenmemiştir...

O halde,

Demek ki neymiş?

 

Dünya bizi kıskanmıyormuş...

 

Ekonomimiz uçmuyormuş..

 

Dünyanın en iyi ekonomisi değilmişiz...

 

Kasamız dolu değilmiş...

 

Saraylarla itibar olmuyormuş

 

Bir zamanlar Çin’e bile aşı gönderiyorken  Hıfzıssıhha'nın kapatılması değil, geliştirilmesi gerekirmiş..

 

 Merkez Bankası'nın "Kara gün Akçesi"ne bugünler düşünülüp, dokunmamalıymış

 

Sümerbank, Şeker fabrikaları, Etibank, Seka vb olsaydı hiç de fena olmazmış…

 

Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi gibi kurumlar tam da bugünler için varmış…

 

 

Denizli Valisi

 

 

Denizli Valisi, esnaf denetimi sırasında kendisini tanımayan dönerciye sinirlenip dükkanını kapattırınca, sosyal medya ayağa kalktı…

 

Demokrasilerde halkın valileri tanımak gibi bir sorumluluğu olmadığı gibi, valilerin de kendisini tanımadı diye kimseye kızma hakkı yoktur…

 

Vali, gelen tepkiler karşısında her ne kadar özür dilemişse de; özür dilediği basın açıklaması,  dönerci karşısındaki kibirli tavrının kağıda dökülmüş haliydi…

 

Basın açıklaması imla hatalarından dolayı 3 kez değiştirildi ancak, kibir abidesi cümleler aynen yerinde kaldı…

 

“Şahsımın hatalarından şahsım çok üzüldü”

 

Daha önce de Adana Valisi’nin, Uşak Valisi’nin benzer tavırlarına şahit olmuştuk…

 

AKP’nin valilerini gördükçe, insanın aklına Recep Yazıcıoğlu gibi valiler geliyor…

 

Halka tepeden bakmayan, halkla iç içe olan yöneticilere özlem bir kat daha artıyor…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.