HAYALLER VE GERÇEKLER

İnsanoğlu varoluşundan bugüne inanmakta zorlandığı şeylere, olağanüstü doğa olaylarına, çok güçlü gerçek ve hayal ürünü yaratıklara tapmayı ve onlardan medet ummayı alışkanlık haline getirmiştir.

Hak dinler diye adlandırdığımız, yaratıcımız tarafından tebliğ edilen peygamberler aracılığı ile insanlığa tanıtılan dinler dışında, insanların kendi uydurduğu on binlerce belki de yüz binlerce dinin benzeri yapıların olduğunu da biliyoruz.

Güneşe, aya, yıldızlara tapanların yanında ineğe, öküze, aslana ya da benzeri canlı varlıklara da inanıp tapanlarda insanlığın her döneminde var olmuştur.

Bilgi ve bilişimin hız kazandığı çağımızda ise maalesef her din grubundan birçok insanın dinsizliğe hatta ve hatta ateistliğe yöneldiğini maalesef gözlemliyoruz.

İnsanoğlunun tanrıtanımazlık yolunda ilerleyişinin binlerce sebebi sıralanabilir.

Ancak en büyük nedenlerinin başında her dinden din adamlarının önce kendilerini yetiştirememesi sonrasında da yetersiz bilgi ve birikimleri ile kendi inanç gruplarının önüne çıkması gelir.

Yetersizlik ve bilgisizliklerini gidermek yerine bir de eksiklerinin ortaya çıkmaması için kendilerince uydurdukları din anlayışı vaziyeti koruyalım derken her türlü dinden soğuyanların sayısını arttırmaktadır.

Elbette Yüce İslam dini de bu olumsuz rüzgârdan payına düşeni almaktadır.

 İnsan ilişkilerini sağlamlaştırmanın ve yanına insan çekmenin en kolay yolu olan taraftarlaşmak, cepheleşmek hatta düşmanlaşmak ya da karşı tarafı düşmanlaştırmaktır.

Bütün dinlerdeki din adamlarının (istisnalar hariç) tamamı da bu yolu seçmektedir.

Sonuç olarak da karşı din ve etnik kökenlere kin, nefret ve öfke ile yapılan saldırıları görmekteyiz.

Ortadoğu başta olmak üzere terör ve toplu cinayetlerin yaşanmadığı Müslüman ülke yok denecek kadar az.

Avrupa ve Amerika da başta Müslüman topluluklar olmak üzere kendilerinden kabul etmedikleri gruplara toplu ve bireysel saldırılar hat safhada.  

Maneviyat ile maddiyat terazisi her gün denge değiştirerek maneviyatın anılarda, maddiyatın ise hayatın tam göbeğinde kaldığını görüyoruz.

Oysa sınırsız bilgi denizinde, bilgiye ulaşım bu kadar kolaylaşmışken biz insanoğlu çoğu zaman ihtiyacı olanı bulmak ve almak yerine gereksiz ve zararlı olanı seçme tercihinde bulunmuştur.

Buna bir de toplumların önünde yol gösterici olarak duran kanaat önderlerinin (eğitimci, din adamı, siyasetçi, bürokrat gibi) bilgisizlik ve yetersizlikleri eklenince bugün dünyanın geldiği nokta kaçınılmaz olmaktadır.

Eğitim, eğitim, eğitim. İnsanlığın kurtuluşu faydalı bilgiye dayalı eğitimdir,

Empatidir, hoşgörüdür.

Mutlu olun, mutlu kalın…

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.