HAYALLERİ DE ÖLDÜRDÜNÜZ

 Bir insana yapabileceğiniz en büyük kötülüktür, hayallerini öldürmek. Umutlarını, heyecanlarını ve kendisini diri tutabilecek yaşama dair bütün güzellikleriyle örülü o rengârenk dünyasının hayat kaynağı olan hayallerini öldürebilmek.  
Çünkü hayalleriyle yaşar insanoğlu, hayalleriyle hayata tutunur, hayalleriyle dünyasını mutlu, umutlu, renkli ve ışıltılı kılar. 
   Hayaller, zaten gerçekleşmemiş ve aslında gerçekleşmesi de zor hatta imkânsız olan isteklerdir. Sadece gerçekleşmesi istenilen düşünceler, istek ve arzulardır, hayalleri oluşturan nedenler. Gerçekleşme ihtimali zaten pek zayıftır. Olamaz da. Olsaydı zaten hayal edilemezdi. Ona da hayal denilemezdi.
İnsan, kötü şeyleri hayal etmez. Edemez de. Ondan hiç bahsetmeyerek onun, adını anmayarak beyninden, bedeninden uzaklaştırır ki evlerden, her yerden, her işinden uzak dursun ister.
O yüzden hayaller mutluluktur, sevgidir, umuttur, istek ve arzudur.
Uzun zamandır hayal kuramıyor bizim insanımız dolayısıyla mutlu da değil. Depresif, panik atak, devamlı bir kuşku ve netamet içerisinde. 
Çünkü çevresinde onu mutlu edebilecek değerlerin ve kaynakların sayısı o kadar azaldı ki hayal edebileceği, umutlanabileceği hiçbir neden göremiyor.
Aslında en büyük hayali de “yılbaşı piyango biletiydi” bizim insanımızın. Onunla mutlu olur, onunla kendisini oyalar, onunla heyecanını canlı tutar, Onunla yatara, onunla kalkardı. Çevresindeki tüm tanıdık, eş dost, akraba, hatta herkesin yaşamasını isterdi kendi sevincine de ortak olarak hayallerinin son raddesine kadar.
yazi-icine-001.jpgEn az üç ay öncesinden başlardı hayallerini kurmaya. Hayali için bilmesi gereken tek realitenin, büyük ikramiyenin ne kadar olacağı idi. Gerisi hep hayallere, düşlere ve rüyalara tabi idi onun için.
Büyük ikramiye ne kadar yüksekse hayaller de o kadar geniş olurdu. Sanki kendisi kazanacakmış gibi çevresindeki herkese bol keseden ikramiyesinden paylar verir, sözler verir, adeta yaşardı o piyango talihlisi olabilmenin özgür hayalini. Karşısına çıkan her tanıdığa ise ne istersin benden diyerek mutluluk içerisinde sorarken bir yandan şaşırmış böyle bir teklifle karşılaşmış vatandaş ne istesem diye düşünürken diğer yandan da aslında kendisine ikramiyesinden veren kişiden de mümkün olabildiğince az dilekte bulunmaya çalışırdı. İkramiye sahibi de karşısındakinin bu heyecanına kendisini de kaptırır, karşılıklı hem bir yandan gülerken diğer yandan karşısındakine verebileceklerinin listesini yaparak mutlu olurlardı.
Bütün Türkiye, varsılından yoksuluna, şehirlisinden, köylüsüne kadar hepsi de bu hayalin ve o mutluluğun heyecanı içindeydi. Kimse kimseyi kıskanmazdı. Yılbaşından günler öncesinde bilet kuyruklarında geçirilen zamanlarda hep bu hayaller ve mutluluklar herkesin gözlerine yansır, büyük bir umut büyük bir heyecanla da belki de o tek kalabilecek bileti bile almaya can atarlardı. Alanlar alamayanlara üzülür alamayanlar ise alanların talihine dua ederdi.  O Kazanacak ben kazanamayacağım diyerek de kimse üzülmezdi. Kim kazanırsa kazansın sadece tek bir cümle kurulurdu. 
Helal olsun!
Ama artık bu hayali de kuramıyor insanımız.
Çünkü tek kanallı televizyonların siyah beyaz yılbaşlarından, 2012 yılına kadar geçen süre içerisinde bütün piyangonun yılbaşı çekilişleri hep televizyonlardan naklen yayınlanırdı.
Televizyonlardaki müzikli eğlenceden çok herkes o anı, o büyük ikramiyenin çekileceği anı beklerdi. Heyecanla da. Ve hayaller de o büyük ikramiyenin çekildiği ana kadar devam eder, kendi biletine çıkmayınca da, 
Seneye inşallah 
denilirdi.
Ama artık inanmıyor insanımız. Güvenemiyor. Güvenemediği için de hayallerini süsleyebilecek o bileti almaktan imtina ediyor. Alabilenler ise bunu itiyatla gelenek haline getirenler ki onlar da almasam vicdanım rahat değil diyen kişiler.
Çünkü resmi devlet televizyonuyla milli piyango idaresi arasında çekiliş naklen yayın ücreti konusunda anlaşmazlık çıkmış. Bence tutarsız ve gereksiz bir çekişme. İkisi de devlet kurumu olan bu kuruluşlar ki ödenekleri vatandaşın her çeşit vergi dilimlerinden karşılanan kurumlar anlaşamadığı için piyango idaresi naklen yayını önce noter huzurunda sonra da kendi web sitesinde yayınlamaya başladı.
İnsanımızın zaten son on yıldır, beyni dönme dolap, ha babam dönüp duruyor. Neye inanacağını kime güvenebileceğini şaşırmış durumdalar. Değerler, itibarlar ve gelenekler yerle bir olmuş devletin bütün büyük kuruluşları ve kurumları yaşadıkları skandallar, atılan iftiralar ve kaybedilen imajlar nedeniyle tepetaklak olmuş, bu süreç içerisinde vatandaşımız tenis topu gibi bir o rakete gitrmiş bir bu rakette kalmış.
Halkımız görmediği, bir konuya inanmaz ve güvenmez. Görmüyor, çünkü kimse web sayfasını açıp da oradan canlı yayın izlemez. Görmediği de için de inanmıyor. İnanmadığı bir konuyu da savunmaz, takip etmez. 
En son nete düşen görüntüler ise vatandaşımızın zaten dağılan güveneni iyice dağıttı. 
Sosyal medyada paylaşılan 9 Ekim 2018 tarihli çekilişe ilişkin videoda, butona basılmadan küreden ‘6’ rakamının düştüğü görülüyordu. 
Topun butona basmadan düşmesi ve butona bastıktan sonra yine aynı numaranın çıkması ve çekiliş esnasında kürenin arkasında duran kişi ise kafalarda soru işareti yaratmıştı. 
…Ki, zaten Sayıştay, 2017 raporunda Milli Piyango İdaresi’nin, çekilişlerin televizyonda yayınlanmamasının ‘güven' sorunu oluşturduğunu vurgulayarak, TRT'nin çekilişleri yayınlamaya bir an önce başlaması uyarısında bulunmuştu.
Ama bir yıl geçti hala değişen bir şey yok. İnsanların kafalarında sorular oluşuyor böylelikle de.
Şimdi soruyorsun; yılbaşı bileti aldın mı diye;
Neye alacağım ki diyor, bana çıkmaz ki. Zaten ona da ayar veriyorlar, diyerek yaşanılan bu çirkin görüntülerin kendilerinde yarattığı hasarı anlatmaya çalışıyorlar. 
Herkes, her kişi ya da kuruluş, imaj yitirebilir, değer kaybedebilir, ya da piyasadan çekilebilir. Bu onun kişisel ya da bölgesel sorunudur.
 Ama devletin bir kurumu ki özellikle şans oyunlarının gelenekselleştiği ve yedisinden yetmişine kadar herkesin gözü kulağı olan bir kurumunda “açıklanabilir” kötü görüntülerin dahi olabilmesi sadece mideyi bulandırmaz, güveni de yitirtir ki devletin asli görevi “vatandaşına güven verebilmektir”.
 
 
 
.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.