Ömer Turan - Sözcüklerin Dili

Ömer Turan - Sözcüklerin Dili

Hayatı Çalınmış Bir Yazar: Hasan İzzettin Dinamo

Kısa Kısa Değiniler-2

 

Doğduğu toprakların zorluğu, hastalıklar, erken ölümler, göçler ve savaşlar içinde büyüme gerçeği, onun bir savaş düşmanı olmasını şekillendiren tarihsel süreçlerdir. Kendi deyimiyle; “Bunu bende büyütüp çiçeklendiren de I. Dünya Savaşı’nın içime yerleştirdiği karanlık ve ürkünç savaş kompleksi olmuştu.” Böylece çocukluğundan itibaren barışın ekmek ve su kadar gerekli olduğuna inanır. Emperyalist düzene ve onun sömürü şekillerine karşı tavrını koyar. Yalansız, riyasız ve savaşsız bir yaşamın ancak halkların özgürleşmesiyle mümkün olabileceğini öğretir kendine. Bu yüzden Anadolu’daki isyan onu derinden etkiler. Bu isyan, emperyalizme karşı verilmiş kutsal bir direniştir onun için. Güneşi, havayı, suyu ve insanı savunmak gibi algılar kendi yurdunu korumak için verilen bu mücadeleyi. Aşksız, arkadaşsız ve yurtsuz yaşanmıyor çünkü. “Kalbin öğrettiği en güzel şeyi: vatanı” çok sonra Kutsal İsyan romanıyla anıtlaştırır.

 

İnsanlığın kurtuluşunu ve mutluluğunu orada gördüğü için sosyalizme yürekten inanır, bağlanır. Artık bütün vücudu santim santim düşünce halindedir. Bütün şiirlerini, yazılarını bu düşünce ekseninde oluşturur. Düzenin çarkına çomak sokmuştur artık. Ardından ömrünün sonuna kadar sürecek kovuşturmalar, sürgünler, hapisler ve işkenceler gelir.

 

Örneğin “Bağımsızlık Marşı” adlı şiirini, 1942’de Alman ordularının Türk topraklarından geçerek doğu cephesini arkadan vurmak istemesi üzerine yazar. Çünkü Türk devlet adamlarının kimisi bu duruma karşı çıkarken kimisi de eğilimli gözükür. Bu şiiri, karşı çıkanların mevziisini güçlendirmek için kaleme alır.

 

Ne diyordu şiirin bir yerinde Dinamo:

 

Faşizm geliyor, Türkiye’ye doğru yine faşizm!

Radyolar,

Kesin aşk şarkılarını,

Marş okuyalım.

Bir kez daha bu kutsal toprak uğruna

Ölmenin,

O ölümsüz tadını duyalım.

 

Yakalım meydanlarda

Ufacık heveslerden söz eden şiirleri!

Şiirimizi geçirelim ateşten.

Ateşle yıkayalım

Şiirimizin yüzündeki kirleri!

 

Yine aynı yıl yazdığı başka bir şiir de bir derginin kapatılmasına neden olur. Suat Derviş’in Dinamo’ya “Al da oku” diyerek uzattığı resmi yazıda, Hasan İzzettin Dinamo’nun “Vatan Şarkısı” şiiri sınıfları birbirine düşürür nitelikte olduğu için Vekiller Heyeti’nin kararıyla Yeni Edebiyat Dergisi’nin kapatıldığı yazıyordu. (TKP, Aydınlar ve Anılar, sf:94-95)

 

Vatan, milyonlarca topraksız köylü,

Kara yere giren yarım milyon ölü

Vatan, bin bir yamalı giyneği içinde

Taşı toprağı altın şehirlere doğru

Tozlu gurbet yollarına diziliş!

Vatan bir lokma ekmek parasına

On sekiz saat iş.

Vatan, iş bulmak için

Karnının kapısını aylarca mühürleyip

Fabrika kapılarında nöbet bekleyiş.

 

Dinamo’nun yüzlerce şiirinin sürgünlerde ve hapislik dönemlerinde kaybolduğunu ya da polis tarafından imha edildiğini biliyoruz. Anımsayabildiklerini daha sonraları yeniden yazdığını da. Yiten şiirlerinin arkasından ağıt yakacak kadar da duygusaldır Dinamo. Bir kanlı acıdır onun için o şiirler ve en ince yerinden vurmuştur, acıtmıştır canını. İnsan eliyle yakılıp imha edilmesi ise daha ağırdır ve tiksintiyle bakar o ellere. Yine de o şiirlerinin çağrısını duyar uzaklardan, hisseder. Çünkü bu yarının ve büyük umudun çağrısıdır.

 

Ben doğaya düşman değilim der “Vasiyetname” şiirinde.

 

Ta o günlerden bugünlere seslenirken, öngörüsündeki derinliğe ve geleceğin genç yüzlerle yeniden şekilleneceğine dair beklentilerine de tanık oluyoruz. Yarım bıraktığı şiirleri, hiç söyleyemediği türküleri bir gün mutlaka, bağıra bağıra söyleyeceklerin varlığına sonsuzca inandırmıştı kendisini.

 

İnatla ve büyük bir inançla yazdı. Bedelini yaşarken çok ağır ödese de yılmadı, geri adım atmadı. Aydınlıklara çıkmak için bir Eyüp sabrıyla direndi. Yaşar Kemal’in deyimiyle, su katılmamış devrimci bir kahramandı o.

 

Ölümünden kısa bir süre önce Kıyı dergisi için Alâettin Bahçekapılı ile yaptığı bir söyleşide; Bahçekapılı’nın “Sizin bir de, Adana’ya giderken yolda çaldırdığınız bir bavul var”  anımsatması üzerine şöyle diyecektir Dinamo: “ Onlar hep yürekler acısı. Bakmayın, ben bütün hayatımı çaldırdım. Hiç yazılmamış, basılmamış şiirler. Yahut kaybettiklerimi tekrar anımsayarak yazmaya çalışmışımdır.”   

 

Hasan İzzettin Dinamo toplumcu gerçekçi edebiyatın özgün sesiydi. Şiirlerinde özgürlük, demokrasi ve barış temaları başat konumdadır. Ezilen ve sömürülen halkların mücadelesini yaşamı ve eserleriyle özdeşleştirmiş gerçek bir yurtseverdi. Çocukluğundan beri savaş düşmanı bir barışseverdi. Toplumsal değişim ve dönüşüm olgusunun yoksul halk üzerindeki etkilerini romanlarına taşıdı. İsyan onun için emperyalizme ve sömürüye karşı başkaldırının birincil öznesidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum