Mikdat Kadıoğlu

Mikdat Kadıoğlu

Hemşerim sadece burnumuz küçülmüyor da!

Küresel iklim değişikliği ve Doğu Karadeniz deyince akla ne gelir? Gözüm hep iklim değişikliğinin bölgemizdeki işaretlerinde. İklim değişikliği sadece sıcaklık ve yağışta kendini göstermiyor. Salgın hastalıklar ve zararlı böceklerde de artışlara neden oluyor. Narin kuşlar azalırken istilacı türler artıyor. Bir de Rize’de ağlara takılan balon balığı… Bunlar aslında birer alarm fişeği.

 

Son günlerde Maçka’da fındık tarlalarına musallat olan Drakula böceği dikkatimi çekti. Bundan başka bölgede kene, sivrisinek, kahverengi kokarca, yeşil papağan, yalancı akasya, kırmızı yanaklı su kaplumbağası ve çiğdeci kuşu vb. de var. Bazıları ta Uzakdoğu’dan, bazıları da Avrupa’dan çeşitli yollarla İstanbul'a ve Trabzon'a gelmiş. Bazıları zararlı, bazıları zararsız…

 

Trabzon’a nasıl geliyorlar?

Bizdeki bu her türlü yabancı hayranlığı çok kötü. Örneğin, Karadeniz kıyılarına dikilen palmiye ağaçları akıl alacak şey değil. Bir de bunların dibinden geceleri verilen yeşil ışık, yeme de gölgesinde yat! Sanırsınız Karadeniz bir çöl ama palmiyesi eksik kalmış. 'Drakula' lakaplı fındık dallarını kurutan Turunçgil Uzun Antenli Böceğinin de anavatanı Çin... Drakula’nın İtalya'dan ithal edilen süs bitkileri ile önce İstanbul'a oradan da Trabzon'a geldiği tahmin ediliyormuş. Bizim dağlarımızda, yaylalarımızdaki süs bitkilerini de Dünyanın her tarafından turist kılığında gelip çalanlar var.

 

Drakula vb.’ni hiç kimse başka ülkelerden getirip Türkiye’ye salmıyor. Hep kendi kendimize ediyoruz. Hem de paramızla… Bir Amerikan atasözü var:

“Çitin öteki tarafı hep yeşil görünür”.

Elimizdeki güzelliklerin farkında değiliz; hep başkalarının otunda çiçeğinde gözümüz. Ondan sonra yandım anam… Arap palmiyesine ya da Japon akçaağacına mı kaldık ya. Örneğin, Trabzon’un, Rize’nin, Giresun’un, Samsun’un sembolü çiçekleri, süs ağaçları yok mu? Varsa ortaya çıkartalım.

 

Burada nasıl yaşayabiliyorlar?

Hadi bütün bu istilacı türler bir şekilde geldi ama burada nasıl yaşayabiliyorlar? Örneğin, yeşil papağanlar normalde göç etmezler. Pakistan, Hindistan ve Nepal gibi Güney Asya ülkeleriyle Sudan, Etiyopya, Somali ve Uganda gibi Afrika ülkelerinde doğal olarak yaşarlar. Hint altkıtasını ve Afrika'nın Sahel bölgesini kapsayan bir alanda yaşayan bu egzotik tür artık Avrupa ve Karadeniz’e yayılmış. Artık koloni halinde yaşıyorlar. Yani iklim şartları olarak Doğu Karadeniz, artık Uzak Doğu ve Afrika’nın bazı kısımlarına benziyor. İnanmayan ekteki grafiğe baksın.

 

Bu böcekler ve kuşlar artık bizim memlekette donmuyor, “of bu ne soğuk” ya da “yağışlı hava” filan demiyor. Kendilerini resmen evlerinde hissediyorlar. Çünkü eskisi kadar havamız soğumuyor, kar yağmıyor ve don da olmuyor. Özellikle Trabzon’da hava sıcaklıkları son yıllarda önemli ölçüde, hatta inanılmaz miktarda arttı. Grafikten görüleceği üzere hava sıcaklıkları 30 °C ve üzerinde olan günlerin yıllık toplam sayıları 1995 yılından itibaren Trabzon’da büyük bir sıçrama yapmış durumda. Bu sıcaklık artışını tümüyle küresel iklim değişikliğine bağlayamayız. Yapılaşma ile kentsel alanların artışı da, Trabzon’u bir kent ısı adasına dönüştürüyor.

 

Küresel iklim değişikliğinin Trabzon’a etkileri çok geniş bir konu. Yeri geldikçe bu konuyu belgeleriyle burada ele alacağım.

 

Kök nedene dikkat

Korona öncesinde Trabzon’da verdiğim bir konferansta küresel iklim değişikliği ile Karadenizlilerin meşhur burnunda küçülme olacağını söylemiştim. Bilimsel bir dayanağı olsa da bu bir şakaydı. İklim bakımından nemli ve serin olan havamızın ciğerlerimize ulaşmadan önce burnumuz tarafında uygun hale getirilmesi gerekir. Örneğin, Afrika’da hava sıcaklığı vücut sıcaklığına yakın ve kuru olduğu için öyle uzun bir buruna ihtiyaç yok. Sonuç olarak Karadeniz’de de havalar ısınıyor artık burnumuz küçülebilir. Ama salgın hastalık ve zararlı böcekler için gözümüzü dört açmamız gerekiyor. Bunun için sadece Drakula’ya savaş açmak yetmez; iklim değişikliğini ciddiye almak ve onun için konuşmaktan öte somut bir şeyler de yapmak zorundayız.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum