Her şehidin evinde ayrı bir hikaye

Her şehidin evinde ayrı bir hikaye

Bundan tam 25 yıl önce, 1996’nın kavurucu temmuz sıcağında, Şemdinli Ortaklar mevkiinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen ve halen acısı yüreklerde kor gibi duran Şehit Ali Cora’nın hikâyesinin paylaşıyoruz.

 

 

HER ŞEHİT EVİNDE

 AYRI BİR HİKÂYE…

 

Şehit ateşinin düştüğü her evde ayrı bir acı, ayrı bir hikâye var.

Şehitlerimiz arkalarında yarım bıraktıkları acı hikâyelerle göçüp gittiler aramızdan.

Her yeni şehit haberinde, bir kez daha ciğeri delip geçen kurşunla açığa çıkar yarım kalmış hikâyeler.

Her şehit cenazesinde yüreklere taş bastık, içimize akıttık gözyaşlarımızı.

Peki, unutacak mıyız şehitlerimizin isimlerini?

Unutacak mıyız ailelerini, yavrusuz kalan anaları, kocasız kalan kadınları ve babasız kalan çocukları…

Trabzonlu kahraman şehitlerimizin yürek burkan kısacık ama kocaman hikâyelerini okuyucularımız için hazırladık. Her hafta bir şehit hikâyesiyle okuyucumuzla birlikte olacağız.

ŞEHİT JANDARMA ER ALİ CORA

Şehit Jandarma Er Ali Cora Hatice ve Ali Kemal çiftinin oğlu olarak 25 Ocak 1970’te Trabzon’un Tonya ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve ortaokulu Tonya’da bitiren Cora, ailenin Merzifon’a göç etmesiyle birlikte lise eğitimini de Merzifon İmam Hatip Lisesi’nde tamamlayarak mezun oldu.

Lise eğitiminin ardından dayısının kızı Bediha Hanımla evlenen Cora, vatani görevini yapmak için Hakkâri Şemdinli Karakolu’na gönderildi. Ali Cora, 14 Temmuz 1996’da Şemdinli ilçesi Ortaklar mevkiinde teröristlerle çıkan çatışma sırasında şehit oldu.

sehit-jandarma-er-ali-cora.webp

Şehit Jandarma Er Ali Cora’nın naaşı Tonya’nın Karşular Mahallesi’nde defnedildi. Şehit Ali Cora, geride Ömer Faruk Cora adında bir erkek çocuk, gözü yaşlı bir eş, bağrı yanık bir ana bıraktı…

Geride kalanlar için, ölümün her türlüsüne katlanmak zordur. İşte o dermansız sızıyı kalplerinin en derin yerinde, son nefeslerine kadar hisseden şehit ailelerinden dinledik şehitlerimizin hikâyelerini.

1-001.jpg

 

OĞLU ANLATIYOR

Babasını sadece resimlerinden tanıyan 27 yaşındaki Ömer Faruk Cora, “Babam şehit olduğunda ben iki buçuk yaşındaydım. Babamı hep ailemden dinleyerek büyüdüm. Babamı arkadaşları çok severdi, hep güzel sözlerle bahsederler babamdan. Arkadaşları bana, babamın çok güzel futbol oynadığını söylerler. İyi insanlar şehit olur derler, babamın yaptığı iyilikleri dinleyince anlatılanlarla örtüşüyor diye düşünüyorum” dedi.

2-001.jpg

 

 

“ŞEHİT OĞLU OLDUĞUM İÇİN GURURLUYUM”

“Vatanı için şehit olan bir babanın oğlu olmak çok farklı bir duygu” diyen Ömer Faruk, duygularını şöyle dile getirdi. “Babamın şehit olduğunu öğrendiğimde gururlandım. Her ne kadar gururlu olsam da babasızlık zamanla zor geliyor. Babanın yokluğu büyük bir boşluktur. Yakın zamanda nişanlandım. O süreçte düşünüyor insan, ne yapabilirim kiminle gidebilirim diye. Nişanımın bütün organizasyonu bana kaldı. Fakat babam olsa bütün yükü o taşıyacaktı. Manevi açıdan büyük bir eksiklik hissederken şehit bir babanın oğlu olmak da gurur verici... Annem bana hem babalık yaptı hem de annelik… Bilmiyorum bundan daha fazlası olur muydu? İnsanlara bir şey anlatmak yoruyor bazen, babamın anlatması gerektiği şeyleri ben anlatmak zorunda kalıyorum. 10 yaşında, 15 yaşında baba rolü oynamaya başladım. Küçüklüğümden beri hep babama yakışır biri olmak için çalıştım. Bu yüzden de hep büyük adam gibi davranmak zorunda kaldım” şeklinde konuştu.

5-001.jpg

 

EŞİ ANLATIYOR

 

Şehit Ali Cora’nın eşi Bedia Cora 25 yıldır yürek sızısının hiç dinmediğini belirterek şöyle anlatıyor eşinin şehit haberini almasını: “O gün evde yalnızdım, oğlum uyuyordu. Kapıya bir Kızılay arabası ile askeri arabalar geldi. Ne olduğunu anlayamadım. Eşin nerde, evdeki yetkili kişiler nerde diye sorudular. Ama ben bir şey anlamadım. Eve neden geldiklerini merak ediyor, titriyordum. Eşimin nerede olduğunu sorduklarında, Hakkâri Şemdinli’de askerlik görevini yaptığını söyledim. Yanlarında bir de hemşire vardı. Onun neden eve geldiğini merak ettim. Üç buçuk yıllık evliydim. Oğlum iki buçuk yaşındaydı eşimin şehit olduğu haberini aldığım zaman. Eşimin şehit haberini aldıktan sonra şok olmuştum. Ondan sonra hiçbir şey hatırlamadım.”

6.jpg

 

“YAZDIĞIM MEKTUBU GÖNDEREMEDİM”

Eşinin şehit haberini almadan, bir gün önce ondan mektup aldığını belirten Bedia Cora, “Mektubuna cevap yazdım fakat mektubu gönderemedim. Eşimin şehit olacağı hiç aklımdan geçmezdi” dedi. Eşinin son yazdığı mektubu sürekli okuduğunu söyleyen Cora, “Ben sana güveniyorum. Oğlumu önce Allah’a sonra da sana emanet ediyorum. Sen sen ol, Allah’tan başkasına güvenme. Canımdan çok sevdiğim canlarım, sizi çok seviyorum diye yazmıştı” son mektubunda ifadelerini kullandı.

7.jpg

 

“KIZ İSTEMEYE GİTTİK, BABASIZLIĞI HİSSETTİK”

Eşiyle severek evlendiklerini de söyleyen Bedia Cora, “Eşimin bir işi yoktu askere gittiğinde. Belki paramız da olamayacaktı ama o olsaydı her şey farklı olacaktı. Biz bize olacaktık, bir yuva olacaktık, ailemiz olacaktı. Babasız çocuk büyütmek, sürekli her şeyden kendini sorumlu tutmak farklı bir şey, onun başımızda olması farklı bir şey. Çok zor süreçler yaşadık. Oğlum büyüdü, evlenme çağına geldi. Kız istemeye gittik, babasızlığı hissettik. Oğlumun babası olsaydı. Sadece ikimiz de kız istemeye giderdik. Ama o olmayınca herkese sormak zorunda kalıyorum. Babanın halledeceği şeyleri, oğlum tek başına kendi halletti. Bir nevi hem babalık hem annelik yaptım oğluma. Ama yeterli oldum mu bilmiyorum. Yeterli bir şekilde yetiştirdim mi onu da bilmiyorum” şeklinde duygularını dile getirdi.

 

 

Haber: İnan Kalyoncu

HABERE YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum