Gürsel Özgür

Gürsel Özgür

HERKES ORDİNARYÜS

Ordinaryüs payesi, en az beş yıl profesörlük yapmış, bilimsel çalışmalarıyla kendini tanıtmış öğretim üyeleri arasından seçilerek bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimselere verilirdi, kaldırıldı. Halk arasında da her konuda her şeyi bilen (!) olarak kullanılıyor. Başlıkta öyle yazdım, gerçekte öyle değil ama kendini öyle sananlar o kadar çok ki. Sanırım artık herkes çok kitap okuyor ve o kadar konulara hâkim, o kadar iddialı ki hayran kalmamak olası değil!

Birçok örnek verebilirim. Atatürk’ün doğum tarihi bile tartışılır durumda iken ve birçok tenakuzlu durum varken, sanki onun yanındaymışçasına kesin hükümlerde bulunmak,  tartışmalı konular da taraf olarak bu kesinlikle böyle veya değil yargısına varmak cesareti var. Aşı konusu keza öyle, doktorlardan daha bilgililer var. Yani iki tartışma programından ve beş kitaptan yola çıkarak kafası göğe değen insanlarla çevrelendik sanki. Her şeyi çözmüşler maşallah… Bilmiyorum diyen yok, ben çok okurum ama yine çok bilmem, bilmediğini bilen öğrenmeye devam eder, bilmediğini bilmeyen de sallamaya… Mümkün mü her şeyi bilebilmek?

İçinde olduğum ‘’Trabzon Düşünce ve Kültür Platformu’’ diye bir oluşum var. Orada değerli bir hocamız, çok güzel bir ifade de bulundu: ‘’Megalomaniyi yıllar öncesinde bırakmış olmalıyız. Düşünce ve fikir taraftarıyız.’’ Ne kadar doğru değil mi? Dayatmadan, ısrarcı olmadan, kavga etmeden, küçümsemeden, ‘ben bilirim ha!’ demeden, sen kimsin ukalalığına girmeden, insani kalıp, mütevazılıkla medeni tartışabilmek çok mu zor ki?

O kadar yozlaştık ki artık tanınamaz hale geldik, nobran ve sevgisiz olduk, her şeyi biliyoruz. Sanırım mütevazı olmayı unuttuk. Film Yönetmeni Nuri Bilge Ceylan bir söyleşide şöyle demiş, sizce haklı mı? ‘’ Bizim halk zayıflığı sevmiyor. Zayıflığın ne şekilde olursa olsun sergilenmesini erdem olarak görebilecek bir gelenek yok. Mütevazılık hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz. Kültürün bütün elemanları insanları şişinmeye, övünmeye, defolarını gizlemeye itiyor.’’

Modern historiyografinin (tarih yazımı), sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden kabul edilen 14. yüzyıl düşünürü, devlet adamı ve tarihçisi ilk Müslüman düşünür İbni Haldun’da ‘’Fazla tevazünün sonu vasat adamdan nasihat dinlemektir’’ der.

Bu değerli ve gözleme dayanan tespitlerin olması bizim davranış biçimimizi de açıklıyor aslında. Nezaketsiz olan bu durumun düzeltme çareleri aranmalı ve bulunmalıdır. Mütevazılık esasen insanidir ve birleştiricidir, değerlidir, sevgidir, saygıdır, duygudur. Ama maalesef, mütevazı insanlar aynı zamanda tabiri caizse çantada keklik gibi görülürler, ne kadar kötülük yaparsanız yapın yine de onu tavlamak yani gönlünü almak çok kolaydır, ta ki sizi ebediyen silene kadar. Dolayısıyla pek değer bulamazlar, oysaki kendinden bir şey görmek insanı rahatlatacağına küçümsetmeye götürmemeli.

Toplumun;  göz önünde olan özelikle de siyasetçileri olmak üzere sanatçıları, yazarları bir göğe çıkarıp sonra yerin dibine sokmasının da altında bu ruh hali yatabilir mi acaba? Yani bu insanların hiç zayıflıklarının olmaması haline odaklanmak ve kabullenememek gibi…

Ailede başlayıp okulda süren eğitim sisteminde psikologların dâhil olmasıyla yeniden formatlanan bir toplum yaratabilmeliyiz. İmkânsız değil. Komanda askerlerinin ‘’zoru başarırız, imkânsız zaman alır’’ kararlılığıyla gerçek uzmanların yani ehil kişilerin yani liyakate bağlı sistemin inşa edilmesi ile imkânsız görülen durumlar aşılır. İstek, irade, adanmışlık, millet sevdası, bireysel çıkarcılıktan uzak toplumsal menfaatlere yönelik çalışmayla toplumun defolarından kurtulması hiç de zor değildir.

Benim tarafım hep mütevazılıktan yana oldu ve olmaya devam edecektir, nasihat dinleme eziyetine katlanabilirim, babamdan da öyle gördüm. Ne dersiniz?

Yarın 2 Temmuz, insanın bırakın insanı, hiçbir canlıyı yakmadığı hatta yakmayı bile düşünmediği bir dünya dileklerimle sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum