HERKESİN DOĞRUSU

  Herkesin doğrusu kendince doğru, ancak gerçek doğru inandığı ve hatta ısrarla savunmuş olduğu doğru mu acaba?
 
Artan işsizlik, açlık, sefalet, yokluk, umutsuzluk, çaresizlik ve toplumda lider olabilecek kişilerin yoksunluğu ve her fırsatta bizden sizden ayrımcılığının derinleşerek sürdüğü, liyakatin tarifte kaldığı, emeğin hiç edildiği ortamda, reel doğrudan süratle uzaklaşarak kendi doğrularını adeta yaratan ve ona ısrarla inanan topluma dönüşmüşlük aslında çok da anlaşılamayacak bir sonuç değildir.
Ancak; teşhis etmekte zorluk çekilmeyen bu yanlışı mazur görmek sorunun derinleşmesini arttırmaktan öteye geçemeyecektir. Sorunun tespiti yapılmışsa ve durum ortaya konmuşsa, konunun gündemde tutularak çözümü ve gerçek doğruların bulunması da kaçınılmaz olmalıdır.
 
Çeşitli sebeplerle yaratılan bu ortamda yanlışını kabul etmeyen ve demokratlığı da asla kenara bırakmayarak sürekli kendi haklılığı etrafında başı dönse de vazgeçmeyen bir güruhun olması da beklenen talihsiz bir sonuçtur.
Köy Enstitülerinin mimarı ve dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç 1954 yılında şunları söylerken aslında çaresizliğini ve umutsuzluğunu da haykırıyordu: 
‘’Köylü eğitilmeden, işçiye iş verilmeden, herkesin toprağı olmadan demokrasi gelmez, iki tür demokrasi vardır. Gerçek demokrasi için halk sıkı bir eğitimden geçirilir, biz ise Amerikan demokrasisini seçtik, bir sandığa kâğıt attık, adı demokrasi oldu.’’
2020 yılında bunun hilafına söyleyecek sözümüz var mı? Keşke olsaydı değil mi?
O halde Kâğıt Demokrasisinden doğabilecek ve yaşayabilecek hukuk ve alınabilecek hak olur mu? Olamayacağına göre toplumda herkesin haklı olmasının ve herkesin kendi doğrularının olması da doğal gibi, zira temelleri atılalı çok uzun yıllar olmasına rağmen yozlaşma bu kadar hızlı olmamış, çünkü çözülemeyen sorunların yumak olması tahribatı da doğal olarak hızlandırmıştır.
 
Bu kadük düzende kendi gözündeki çapağı göremeyen ama başkalarını kör veya şaşılıkla yaftalayan insancıkların olması ve çoğalması da kaçınılmaz olur, maalesef öyle de oldu.
 
Bir yandan, sahip olduğumuz ve övündüğümüz ulusal hasletlerimiz yok olurken, aynı anda da hep birlikte felakete doğru sürüklenişin göstergelerinin de farkında değiliz. Yazık bu aziz Millete, yokuş aşağı freni boşalmış tanker gibi uçuruma son sürat gittiğinin bile farkında değil.
 
Günlük çıkar, hırs, ego tatmini, hoşgörüsüzlük, kişisel ikbal beklentisi ve ilkesizlikler çerçevesinde, niteliksiz yöneticiler idaresinde yaşam sürmeye zorlanan ve de tercihsiz bırakılan toplumu bir arada tutan sevgi, saygı harcının da kaybettirilmesi ile adeta idam sehpasına, anlamasın diye de idam gömleği giydirilmeden gider gibiyiz…
Sonuç; herkesin doğrusu farklı, herkes haklı, herkes demokrasi aşığı, herkes en çok ve en iyi bilir durumdayız.

Evet, herkes haklı, çünkü Avrupa’nın en az okuyan, araştıran, öğreneniyiz, yani kimse okumuyor.
Evet, herkes haklı, çünkü kimse kendine yapılan haksızlığı başkasına yapmakta beis görmüyor.
Evet, herkes haklı, çünkü kimse zalimin belki de zamanında mazlum olduğunu hatırlamıyor.
Evet, herkes haklı, çünkü kimse artık empati yapmayı, kendini karşısındakinin yerine koymayı ve özeleştiri yapmayı bilmiyor.
Evet, herkes haklı, çünkü kimse artık, arkadaşlık, dostluk, paylaşma, sevgi, saygı, merhamet diye kavramlar olduğunu bile hatırlamıyor, çıkar birlikteliği artık yükselen trend(akım)…
Evet, herkes haklı, çünkü kimse başkalarının da haklı olabileceğine inanmıyor, inanmak istemiyor.
Evet, herkes haklı olduğunu sanıyor aslında, çünkü herkesin doğrusu farklı artık, ama kimin doğrusu doğru?
Mustafa Kemal Atatürk, ‘’En büyük dava, medeni ve refah seviyesi yüksek Türk Milletinin varlığını yükseltmektir’’ diyerek idealini açıklamıştır. Bu ideale ulaşmak insani yaşam koşullarının herkes için arttırılması ve toplumsal düşünme yeteneğinin yaygınlaşması ile mümkün olacaktır. 

O zaman herkesin doğrusu gerçek doğru olur, kimse kendi doğrusunda diretemez.
Felaketlerle başlayan 2020 yılında Milletimizin başka felaket görmemesini en kalbi duygularımla dilerim.
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum