Heyelanın nedenleri?

Bölgede meydana gelen hemen her heyelan sonrasında, üniversite öğretim üyeleri ve ‘uzmanlar’ görüş belirtir. KTÜ öğretim üyesi Doç.Dr. Aykut Akgün, ‘Bölgede görülen heyelan ve sel aslında doğal süreçler. Bunları ve oluşumlarını engellemek aslında mümkün değil. Ancak bunların insanlar ile etkileşime geçtikleri noktada insana verebilecekleri zararı azaltmak ya da bunları önlemek mümkün. Dolayısıyla bir doğal olayı engelleyemezsiniz, ama o doğa olayının insana verebileceği zararın ve bunların önüne geçebilir ya da azaltabilirsiniz’ dedi.

heyelanin-nedenleri-(2).jpg
Akgün, şöyle devam etti;
‘Bir defa yanlış yerleşim yeri seçilmektedir. Özellikle dere yataklarına yerleşim kurulması… Yerleşim yerlerini seçerken bilimsel kriterlerine ve mühendislik ölçütlerine uygun davranılması gerekiyor. Bu yapıldığında afet olaylarında yaşanılanlar azalabilir’.
Akgün, ormansızlaştırmanın da heyelanı tetiklediğini belirtti.

heyelanin-nedenleri-(1).jpg
***

Okuyan, masa başında da olsa araştırma yapan bilim adamlarının söylediklerine itiraz edecek değiliz. Bunların hepsi doğru!
Heyelan konusunda, hocalar kadar uzman değiliz ama bizim de heyelan bölgelerinde yaptığımız inceleme ve araştırma var.
Bir kere heyelan sudan olur. Su olmazsa heyelan olmaz.
Su, belirli bölgelerde akmaz toprağa nüfus eder, toprağı sürükler…
Eskiler, köylerde, işlenilir araziler de düz- yamaç fark etmez ‘keyriz’ denilen toprağın yarım hatta yerine göre bir metre derinliğinde 30- 40 cm çapında hendekler açardı. Bu hendeklerin sağını solunu ve üst kısmına taşlarla örerler ve üstüne de 30- 40 cm toprak dökerlerdi. Bu keyrizler derelere yönlendirilirdi. Yağan yağmurun fazlası, yani toprağa fazla gelen yağmur bu kanallarla akar gider ve heyelan olmazdı. Eskiler bir de altı sağlam olmayan, rüzgardan ve selden etkilenen yerlere ve dere yataklarına ev yapmazlardı!
Eskiden köyde veya kentte bugünkü gibi mühendislik bilgisi de yoktu. Tecrübe ve deneyim o insanları bu tür tedbirler almaya mecbur kılmıştı.
Bugün, bilgisinden teknolojisine kadar her tür imkan var. Ancak yine de heyelan ve selin önüne geçilemiyor.
Bunun ana birkaç nedeni var!
Artık köylerde eskiden olduğu gibi tarım alanı kalmadığı için keyrizler de yok oldu!
Dağa, taşa her yana yol yapıldı, ev yapıldı! Ancak, yolların dağ taraflarında suyu taşıyacak hendekler yapılmadı. Yerleşim yerlerinin suyu, kanallarla vadilere, derelere akıtılmadı.
Dere yatakları korumasız bir şekilde yerleşime açıldı, yol yapıldı. Derenin suyunun yükselmesi kenardan toprağa giriyor ve sürüklüyor.
Doğu Karadeniz’deki heyelanların nedeni bunlar!
Yani, günümüzdeki heyelan, sel tabi afet değil insanların neden olduğu veya olmasına zemin hazırladıkları bir olay…

‘7 ceddim Trabzonlu’

Çevre ve Şehircilik eski bakanlarından Erdoğan Bayraktar, dün İstanbul’da bir hastanede idi. Sabah erken saatlerde hastaneye giden Bayraktar, tepeden tırnağa muayene oldu, kan verdi, tetkikler yaptırdı ve akşam saatlerinde sağlam raporu alarak hastaneden ayrıldı.

7-ceddim.jpg
Erdoğan Bayraktar geçen hafta Trabzon’da idi. Bayraktar, İstanbul’da yoğun iş temposunun getirdiği stresten kurtulmak, nefes almak ve dinlenmek için ayda bir Trabzon’a gelir.
Bayraktar ile Hakkı Emiroğlu, uzun uzadıya konuştu… Bayraktar, düşüncelerini ve yapılması gerekenleri anlattı. Hakkı da, Bayraktar’ın söylediklerini özet olarak yazdı.
Dün Bayraktar ile konuştuk… Bayraktar, ‘Hakkı, sohbette konuştuklarımızı yazmış. Ben ona yaz demedim. Konuşmakla iş yapılmıyor. Herkes konuşuyor. İş yapacaksın, çivi çakacaksın. İş yapmak lazım. Ben bu yaşta çalışıyorum. Bugün doktora gittim. Tepeden tırnağa muayene oldum. Çalışmaya devam’ dedi.
Bayraktar şöyle devam etti;
‘Benim için Trabzon ile neden bu kadar ilgileniyor, diyorlarmış. Benim 7 ceddim Trabzonlu. Benim babam, ben ailem Trabzon Lisesinde okuduk. Benim orada yerim var. Trabzon benim kentim. Trabzon’a katkı yapabiliyorsam ne mutlu bana’.
Bayraktar’ın söyledikleri bunlar!..

Film festivali bitti dedikodusu bitmedi!

Trabzon eski Belediye Başkanlarından, eski vekil Asım Aykan’ın başkanı olduğu ANADER ile İstanbul’daki Trabzon Federasyonunun ortaklaşa gerçekleştirdikleri Trabzon film festivali ile ilgili bugünlerde farklı dedikodular ve iddialar var.

film-festivali-bitti.jpeg
Film Festivalinde iş yapan birçok firma ücretlerini alamadıklarını söylüyor. Kimileri daha farklı iddialarda bulunuyor.
Film Festivalinin epey sponsoru vardı. Bu sponsorlar arasında Trabzon Valiliği, Büyükşehir ve Ortahisar Belediye Başkanlıkları, TTSO ve bazı sivil toplum örgütleri var.
Söylenenlere bakılırsa, Ortahisar Belediyesi bir kalemde 45 bin lira vermiş. Büyükşehir ve diğer kurumlar da epey katkı yapmış.
Kamuoyunun merak ettiği konu; başta valilik, belediyeler ve diğer kurumların bu etkinliğe ne kadar katkı yaptıkları. Komite, ne kadar gelirleri ne kadar giderleri, kurumlar festivale ne kadar sponsorluk bedeli ödediklerini açıklasa bu sorun ortadan kalkar. Yoksa, şaibe iddialarının önü alınmaz.

***

Trabzon'da oturan her insan ortak alanlardaki sorunlarda arkasını dönmemeli.
Sorunlar hakkında siyasi bakışta, sessiz kalmakta yanlıştır.
Yoksa bir gün o sorun ya sizi ya da yakınlarınızı bulacaktır.
O zaman "neden kimse sahip çıkmıyor" diyebilmeniz için bugün doğruları dile getirmelisiniz.
İnsanın ömrü sonsuz olmadığı gibi görevlerde sonsuza kadar devam etmez. Önemli olan toplum için yaptığınızı, sizin değil toplumun takdir etmesidir.
(Ali Sürmen)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.