Gürol Ustaömeroğlu

Gürol Ustaömeroğlu

HEYKELE MESAFELİ TOPLUM OLMAK

Sosyal medyada eski dönemlere eleştiri getiren bir kesimin kullandığı argümanlardan biri heykeldir. Bu kesime göre bazı eski iktidarlar ülkemizde heykelden başka bir icraat yapmamıştır. Heykel gibi büyük bir sanat dalı bu söylemlerle sözüm ona küçültülmekte, aşağılanmaktadır.

Konuya bu açıdan yaklaşan bu kesimin bilinçaltında iki husus yatmaktadır. Bunlardan birincisi eleştirdikleri heykelleri Mustafa Kemal Atatürk üzerinden ele almaktır. Atatürk’ü dillendiremediklerinden genel tanım olarak heykel demektedirler. Bir diğer husus ise günümüzde dahi devam eden heykel ve İslam tartışmalarına atıfta bulunmaktır. Tartışmalar ayet değil hadisler üzerinden yürütüldüğü için durum gri kalmaya devam etmekte, açıklığa kavuşamamaktadır.  

Atatürk’e karşı olan veya bir şekilde mesafeli duran bazı kesimler haliyle Atatürk heykellerini de acımasızca eleştirmektedirler. Hatta bazı aşırı insanların Atatürk heykellerine zarar veren davranışlarına da sıklıkla rastlamaktayız. Ancak bu insanların temel derdinin Atatürk mü yoksa genel olarak dinin heykele bakışı mı olduğunu bilememekteyiz. Bu sorunun cevabı muhtemelen sosyolog ve psikologlarda vardır.

Ülkemiz kamusal alanda heykelle Cumhuriyet dönemiyle tanışmıştır. Cumhuriyet öncesi dönemlerde heykele mesafeli duran bir toplumun yüz yıl içinde geldiği nokta yukarıda belirttiğim sosyal medya mesajlarıdır. Aslında konunun halk nezdinde böylesine haksızlığa maruz kalmasının sebepleri irdelenmeye muhtaç olmakla beraber Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan heykel ürünlerinin sonraki yıllarda kalite kaybına uğradığı gerçeği de gün gibi ortadadır. Günümüzde pek çok heykel takdir edilmekle beraber azımsanmayacak sayıda heykelin de altın orandan yoksun, özensiz üretildiğini kabul etmek gerekir. Bu bile heykele bakışın mesafeli olmasına yol açabilmektedir.

Ülkemizde genel durum böyle iken Trabzon’da nasıldır?

Kentimiz çok değerli heykel sanatçıları yetiştirmiştir. Bunlardan bazıları gurbette bazıları da kentte çalışmalarını sürdürmektedirler. Burada soru şudur; bu değerli sanatçılar kente heykel yapabilmekte midirler?

Bu sorunun cevabı tabii ki hayırdır.

İstisnalar ve bazı kişisel gayretler dışında özellikle son yıllarda kentimiz kamusal alanda heykel açısından son derece fakir bir kenttir. Oysa 4000 yıllık bir kente bu durum yakışmamaktadır. 1980 li yıllarda yapılan pek çok heykele geceleri bilinmeyen kişiler sürekli zarar vermişti. Yerel yönetimler de çareyi bu heykelleri kaldırmakta bulmuştu. Ayrıca yine Trabzonlu değerli şahsiyetlere ait büstler ani bir kararla yine yerel yönetimler tarafından kaldırılmıştı.

Görüldüğü üzere kamusal alana koyulan heykeller zaman içinde kamu tarafından yok edildi.

Cumhuriyet Dönemi Türkiye’si heykel konusunda süreklilik sağlayamadı. Bunda siyasetin katkısı tartışılmazdır. Cumhuriyet dönemi boyunca milli ve evrensel bir siyaset yerine her nabza göre siyaset yapma stratejisi sanat ve heykel karşıtı çevreleri de haliyle cesaretlendirmiş ve palazlandırmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.