20.10.2021, 10:49

Hiçbir Zaman Seçeneksiz Olmadık/Kalmadık


        Ülkemizin çok ciddi sorunları olduğu gerçeği kısır siyasi polemik ve günlük tartışmaların ötesinde yaşamsal bir konudur. Önemli bir bölümü yapısal olan bu sorunların çözümü yine de olasıdır. İnsan kaynağımız ve beyin gücümüz ekonomik, kültürel, akademik, hukuksal vb.- bu sorunları sosyolojik düzlemde sıralayıp, takvimlendirerek, çözüm reçeteleriyle sorunsala neşter vurabilir. Bunun için samimi bir irade ve kararlılık kuşkusuz önkoşuldur. Sözü edilen olmazsa olmaz önkoşulun taşıyıcıları yerli ve yabancı çıkar çevreleriyle ilişki içerisinde bulunmamalılar. Onların işbirlikçileriyle, cemaat ve tarikat örgütlenmeleriyle, her türden gerici yapılanmalarla karşı karşıya gelmekten çekinmemeliler. Bu karşı duruşun gerektirdiği tutarlılık ve kararlılık içinde olmak çok önemli.

      Düzlüğe çıkışı ve geleceği bugünkü iktidar anlayışı ya da benzerleriyle gerçekleştirmek artık olası değil. Geçmişten bugüne sorgulanması gereken yapısal bir sorunun yeni bir görüntüsü –versiyonu- bizi yanıltmamalı. Yeni diye sunulan izlencenin ekonomi politikası, kültürel politikası, genel kamusal yaklaşımı, üreten güçlere karşı tutumu nasıl biçimlenecektir? Devlet-yurttaş barışıklığı, güven ilişkisi nasıl giderilecektir? Cumhuriyetin halkçı-devrimci-ulusal-yurtsever damarı yeniden nasıl ayağa kaldırılacaktır?

     Cumhuriyet Devriminin kazanımlarını sürdürmek öncelikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra başlatılan kesintileri ve geri dönüş senaryolarını görmek ve önlemekten geçer. Bağımsızlığını, ekonomisini, eğitimini ve çok yönlü kamucu yaklaşımları terk eden yönetim anlayışları yeni atılımlar ve devrimler yapma becerisini de niyetini de yitirmiştir artık. Aslında bu, yitirmeden öte kimi iktidarların tercih ve çıkar konusudur; değişik hükümetlerce az-çok sürdürülmüştür.

       Gelişmeleri sadece bugünkü iktidarın ömrüyle sınırlı tutmak büyük bir öngörü eksikliği ve siyasi körlük, strateji yoksunluğu olacaktır. Bu körlük, oluşturulmak istenen seçeneğin niteliğine, yapısına ve amaçlarına da yansıyacaktır. Daha yakın zamana dek ülkenin ekonomi bakanlıklarını, dış ilişkilerini düzenleyen, Başbakanlık yetkisiyle politika üreten, uygulayan şahsiyetler umut ışığı ve “dost kuvvet” olarak toplumun karşısına çıkarılıyor. Ülkemizin çok yönlü yıkımının ortak mimarlarından olanlar, koltuk yitirince ne çabuk kahramanlığa soyunup “dost” olabiliyorlar? Geçmişte çok gördük ve tanıdık onları: Dünya Bankası’ndan “sol” adına getirilenler, Amerika ve Brüksel’den kurtuluş reçeteleriyle başköşeye oturtulanlar ve onları davet edenler ne çabuk unutuldular!

     Bir araya gelmesi ya da getirilmesi gereken güçler sorunsalına doğru yaklaşmak, ilkesel bakmak olmazsa olmaz görülmelidir. Sömürgeci Batı ile ortak geleceği olan, yerli gericiliğin odağını oluşturan, Cumhuriyet ve aydınlanma düşmanı merkezlerin dışında kalan bütün güçler, birleşilmesi gereken en geniş cephe olarak görülmelidir. Önlerinde anlı/şanlı sıfatlar bulunan, “beşinci kol” görevlerini yerine getirmek için kurulan, belli çevrelerden beslenen “sivil toplum” kuruluşları ve birçok “vakıf” sorgulanmalı, açığa çıkarılmalı, olası cephenin dışına itilmelidir. Sözüm ona sivil toplumculuk ve demokrasi söylem ve iddialarıyla yerleşik kamusal kurumları aşındırmak, onlara yönelik karalama ve yıkım çalışmalarına engel olunmalıdır. “Demokratik hak” gibi gösterilen bu bozguncu yıkım harekatı birçok sivil toplum örgütünün yanı sıra siyasi partilerin birçoğuna da girebilmiş, belirleyici yetki ve güçle donatılmışlardır. Böylelikle madalyonun her iki yanını görmeyen, göremeyen anlayış, bir kirliliği yok etmeye çalıştığını sanarak daha kirli ve bedeli çok daha ağır olabilecek bir sayfayı açma çabasına/yoluna koyulmuş olur.

       Siyah ve beyaz gibi, ak ve kara gibi nitelendirmelerle oluşturulmaya çalışılan iki cepheden birine bizleri sokma çabaları oldukça düşündürücü görülmeli, ihtiyat ve kuşkuyla karşılanmalıdır. Somut ve nesnel olumlulukları desteklemek iyi güzel de, bu durum stratejik yanlışları görmeyi engellememeli. Kimse buluşmak için “cehennem”i adres göstermez. Ancak bilinmeli ve unutulmamalıdır ki cehennemin yolları güllerle ve güzelliklerle bezenmiştir!

                                                 - Yarınlar güzel olacak-

Yorumlar (3)
Murat Demir 2 ay önce
Ağzına sağlık yazılarının devamını bekliyoruz
Seyfullah.Özaydın 2 ay önce
Kutlarım arkadaşım.
Gazete okurunun kültürel yapısı ve eğitim düzeyini, ilgi alanını , genel yaklaşımını merak ediyorum.
Biliyorsun Verebildiğin, alabildikleri kadardır" sevgilerimle.
Mehmet Çalık 2 ay önce
Teşekkürler arkadaşım.
Namaz Vakti 03 Aralık 2021
İmsak 05:51
Güneş 07:22
Öğle 12:16
İkindi 14:39
Akşam 17:00
Yatsı 18:26
12
açık