Gürsel Özgür

Gürsel Özgür

İDEAL CUMHURİYET KÖYÜ

Bir organik yani doğal modası var, almış başını gidiyor; organik süt, organik domates, organik zeytin, organik yumurta, organik tavuk vb. diye liste uzuyor. Demek ki inorganik yani organik olmayanlarda var. Hem de fazlası ile yani doğal yetiştirilmeyenler, katkı maddeliler…

Peki, eskiden organik denerek (denerek diyorum çünkü bunların denetimini kimin yaptığı belli olmadığından) satılan herhangi bir şey var mı idi? Yoktu, ne oldu öyleyse, her şeyi sorumsuzca kirlettik, katlettik ve tükettik.

Artık hangi ayda hangi meyve/sebze çıkar bilmiyoruz. Ocak ayında ne çıkıyor? Evet, size sordum, cevapladınızsa iyisiniz o zaman, ama bunlar haricindekileri de alıyorsunuz değil mi? Kabahat sizde değil, hükümetler vatandaşını koruma sorumluluğunu yerine getirmiyor, esas sorumlu onlar.

Neden hükümetler sorumlu diyorum. 2709 numaralı ve 18.10.1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ilgili maddelerinde şöyle yazar:

Madde 44- Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır.

Madde 45- Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.

Bu çok önemli maddeler özellikle son yıllarda maalesef uygulanmadığından tarım ve hayvancılık çok gerilemiştir. Yanlış politikalar sonucu soğanı İran’dan, nohudu Meksika’dan, mercimeği Kanada’dan, pirinç ve şekeri Rusya’dan, pamuğu ABD’den, kırmızı eti Çekya ve Brezilya’dan ithal eder duruma düştük.

İşte bu görevlerin hükümetler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı yetiştirdiği tarım ürününden zarar eden, hayvancılıkta da artan maliyetler yüzünden emeğinin karşılığını alamayan köylünün geçim kaygısıyla kente göçü de kaçınılmaz olacaktı ve yıldan yıla artan göçler köylü tanımını da ortadan kaldıracaktı. Maalesef Türkiye nüfusunun %75’i köylerde yaşarken bu oran her geçen yıl azalarak devam etmektedir.

Oysa Mustafa Kemal Atatürk, “bu milletin asıl sahibi, efendisi üretici olan Köylüdür” diyerek köy ve üreten köylüyü taçlandırmıştır. Sanayi toplumu olmak demek tarım ve hayvancılığı ihmal etmek, yok saymak, ülke kaynaklarının sınırlarımız dışına mahkûm etmek olmamalıdır. Köyler için yapılması gerekli girişimler ve destekler yapılmadığından insanlar ihtiyaçlarını gidermek üzere iş bulmak ve asgari insani ihtiyaçlarını karşılayabilmek umuduyla şehirlere gitmek zorunda bırakılarak, mutsuz bir toplum da yaratılmıştır.

***

 

Kazım Dirik İzmir Valisi iken köylüye yaptığı bir konuşmada, “Bugün bizim için dört beyaz diye anılan ekonomi siyasası vardır, bunlar; pamuk, un, pirinç, şekerdir. Yakın zamana kadar dört beyaz için yabancı ülkelere çok paralar öderdik. Bugün Cumhuriyetin Türk yurdunda dört beyaz sıkıntısı kökünden kaldırılmıştır” der. E nereden nereye, sahi şimdi bunları nerelerden satın alıyorduk?

Köyden kente göçü önleme köy kalkınmasından geçer. Aslında geçmişte bu yönde önemli çalışma ve girişimler olmuştur. “İdeal Cumhuriyet Köyü” bu konuda yapılmış çok değerli ve önemli bir projedir. Bu proje 1937 yılında Trakya Umumi Müfettişi Kazım Dirik tarafından yaptırılmıştır.

Planda 43 yapı bulunmaktadır. Okul, ebe ve sağlık korucusu, revir, kooperatifler, spor alanları, damızlık ahır, mandıra, değirmenler, fabrika, hayvan mezarlığı, köy gübreliği, pazar yeri, aşı durağı gibi neredeyse tüm gereksinimi karşılayacak ve bilimsel gelişmenin sağlanabileceği bir köy-kent projesiydi. Atatürk’ün manevi evlatlarından olan Afet İnan’a da bu çalışma ekonomik kalkınma konusunda esin kaynağı olmuştu.1972 yılında Cumhuriyet gazetesindeki yazısında bu konuyu dillendirmiş ve gerçekleştirilmesi yönünde yoğun çaba sarf etmiştir.

Nihayetinde bu proje Bülent Ecevit tarafından ’’Köy-Kent Projesi’’ olarak programa dâhil edilerek, 1978 yılında başkanlığındaki iktidar döneminde Van ve Bolu'da birer köyde uygulanmaya başlanmış ama 1979'da yapılan ara seçim sonrasında iktidardan ayrılması nedeniyle sonuçlandırılamamıştır.

***

 

Bülent Ecevit’in ‘’hayalim’’ dediği ‘’Köy-Kent Projesi’’ 2000 yılında Ordu’nun Mesudiye İlçesinde yeniden başlamış, yüzde 75’i tamamlanan projenin iktidar değişimiyle yarıda bırakılmasıyla yapılan çalışmaların büyük bölümü atıl kalmış ve Türkiye için çok değerli olan bu proje birçok önemli proje gibi rafa kaldırılmış ve raflarda tozlanmasına neden olmuştu.

Köy-Kent yaklaşımının amacı üç madde halinde özetlenmişti:

1. Az sayıda personel ve az yatırımla, en kısa zamanda kırsal kesim nüfusunun tüm gereksinmelerinin karşılanması

 2.Hızlı nüfus artışının ortaya çıkardığı fazla nüfusun bir bölümü ile işsiz nüfusun köykentlerde iş olanaklarına kavuşturulması

3. Böylece, iş olanaklarına kavuşturulan kırsal nüfusun kentlere akımı sonucunda büyük kentler civarında oluşacak nüfus yığılmalarını engelleyerek, sağlıklı kentleşmenin sağlanması.

Maalesef ülkemizdeki milli birçok önemli başarılı girişimler (Halkevleri, Köy Enstitüleri gibi) nasıl engellendiyse bu projede öyle gerçekleşememiştir. Hatırlayacağımız üzere; 1926 yılında Kayseri’de kurulan ilk uçak fabrikası ABD Hükümetinin 1948-1951 arasında yaptığı Marshall Planı yardımı (137 milyon dolar) karşılığında kapatılmıştı.

Unutmadan, Ocak ayında çıkan meyve/sebzeler; Brüksel lahanası, ıspanak, karnabahar, pırasa, kereviz, mandalina, limon, nar, greyfurttur.

‘’Zararın neresinden dönersen kardır’’ deriz ya, iş işten geçmiş değildir. Hükümetlerin köylüye gereken değeri ve desteği vererek, bu sefer tersine yani kentten köye dönüşleri cazip hale getirmek yapılacak önemli ve tarihi bir görevdir. Kim bu devrimi yaparsa tarihe altın harflerle geçecektir.

‘’O halde toprak işleyenin, su kullananın olsun’’ diyerek başlayacak bir Lider lazım…

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.