Av.Çağla Yavuz Uzun

Av.Çağla Yavuz Uzun

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesi ifade özgürlüğünü düzenlemektedir. Madde metni şu şekildedir:

“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamları tarafından müdahale edilmeksizin ve ulusal sınırlar dikkate alınmaksızın, görüş sahibi olma, bilgi ve düşünceleri edinme ve yayma özgürlüğünü içerir. Bu Madde devletlerin yayıncılığı, televizyon veya sinema işletmelerini izin alma koşuluna bağlamasını engellemez.

2. Bu özgürlüklerin kullanımı, beraberinde ödev ve sorumlukları getirdiği için, ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü veya kamu emniyeti menfaatlerine, düzensizliğin veya suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık veya ahlakın korunması, başkalarının şöhret veya haklarının korunması, gizli olarak elde edilen bilgilerin açıklanmasının önlenmesi veya yargı organlarının otorite ve tarafsızlığının sürdürülmesi için yasa tarafından öngörülen ve demokratik bir toplumda gerekli olan formalitelere, koşullara, kısıtlamalara veya cezalara tabi tutulabilir.”

Madde metninden anlaşıldığı üzere sözleşmenin 10.maddesi ifade özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Maddenin 2. fıkrasında ifade özgürlüğünün bazı durumlarda sınırlandırılabileceği belirtilmiştir. Ancak ifade özgürlüğüne yapılan bu müdahalelerin çok istisnai hallerde olduğu, orantılı, meşru, gerekli olması kriterlerine uygunluğu aranmaktadır. Zira, ifade özgürlüğü demokratik bir toplumun ve çoğulculuğun ön koşulunu oluşturmaktadır1.

            İfade özgürlüğü, bir düşünce veya konuşma, açıklama yapma gibi eylemleri kapsadığı gibi, görüşe sahip olma, haber ve görüşleri alma veya verme gibi özgürlükleri de kapsar. Görüşe sahip olma özgürlüğü, bir kimsenin endişeye kapılmaksızın bir fikre sahip olması ve bunu ifade edebilmesidir2. Bunun yanında gösteriye katılmak, gösteride bulunmak, bildiri dağıtmak gibi eylemler de ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmektedir. Bu bakımdan süreli, süresiz yayın, radyo televizyon yayınları, resim, karikatür gibi araçların tümü ile ifadenin üretilmesi, aktarılması mümkündür. Bunun dışında sessiz kalma da örneğin kendisini suçlayan ifade vermeme veya susma hakkı AİHS’in 10. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir3.

            İfade özgürlüğü kapsamı çok geniş olmakla birlikte, yazımızı sınırlandırmak amacıyla basın özgürlüğünden bahsedilecektir. Basın özgürlüğü ifade özgürlüğünün en önemli unsurlarındandır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, basın ile ilgili aldığı kararlarda ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun esaslı temellerinden birini oluşturduğuna vurgu yapmış ve basına tanınması gereken güvencelerin özel bir öneme sahip olduğunu belirtmiştir4. Basın ve diğer medya organlarına kamunun ilgilendiği alanlarda ve siyasal alanda tartışma konusu olan bilgi ve görüşleri iletme görevi düşmektedir. Diğer tarafta ise kamuoyunun bilgi ve görüşleri alma hakkı bulunmaktadır. Basının görevleri ile halkın bilgi alma hakkı arasındaki ilişki sebebi ile AİHM basılı ve görsel medya açısından basın özgürlüğünün çok önemli olduğunu kabul etmektedir.        

            İfade özgürlüğünü kullanan kişilerin, buna gazeteciler de dahildir, özgürlüğü kullanırken, görev ve sorumlulukları olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Sözleşmenin 10. maddesinin gazetecilere tanıdığı güvence, doğru ve güvenilir bilgileri sunmaları anlamında iyi niyetle hareket etmeleri koşuluna bağlıdır.5 Söz konusu basın organlarının potansiyel etkisi önemli bir etken olduğundan görsel ve işitsel basının yazılı basına göre çok daha hızlı ve güçlü bir etkiye sahip olduğu kabul edilmektedir. Bu sebeple çatışma ortamında, medyanın şiddet çağrısı, nefret söylemi yayan bir araca dönüşmekten kaçınması gereklidir.

***

            Siyasal rolü olan kişilere karşı yöneltilen eleştirilerin kabul edilebilir sınırları, sıradan bir kişiye yöneltilenlere göre daha geniştir. Zira, siyasal hayatta rol alan kişiler hem gazetecilerin hem de geniş kitlelerin dikkatini çekerler. Siyasal rol alan kişi bizzat kendisi eleştiriye açık bir açıklama yapmışsa dikkatin yönelmesi tabidir. Bu husus hükümetler için de geçerlidir. Castells-İspanya kararında AİHM, hükümeti eleştiri konusunda şöyle demiştir;

“Hükümeti eleştirmenin hoş görülebilir sınırları, şahısları ve hatta politikacıları eleştiri sınırından daha geniştir. Demokratik bir sistemde Hükümetin eylemleri ve ihmalleri, sadece yasama ve yargılama organlarının değil, basının ve kamuoyunun da yakından incelemesine tabidir. Dahası, Hükümetin işgal ettiği üstün mevki, özellikle muhaliflerinin veya medyanın haksız saldırılarını ve eleştirilerini karşılamak için başka araçları kullanabileceği durumlarda ceza davasına başvurmada kendisini sınırlı görmesini gerektirir. Ancak yetkili Devlet otoriteleri, kamu düzeninin güvencesi olmaları sıfatıyla, temelden yoksun veya kötü niyetle oluşturulmuş iftira niteliğindeki suçlamalara, aşırıya kaçmadan ve gereği gibi tepki göstermeyi amaçlayan cezai nitelikte önlemleri de almakta serbesttirler.”6

***

            Gazetecilerin basın kaynaklarının korunması, basın özgürlüğünün temel koşullarından biridir. Haber kaynaklarının korunmaması halinde, basının kamuoyuna doğru ve güvenilir bilgi sunma imkanı olumsuz etkilenebilir. Demokratik bir toplumda basın özgürlüğü için haber kaynaklarının korunmasının önemi dikkate alındığında, daha üstün bir gereklilik olmadıkça kaynakların açıklanmasının istenmesi AİHS’ in 10. maddesiyle bağdaşmayacaktır7. Bu bakımdan gazetecilere tanınan haber kaynakları ile ilgili susma hakkı basit bir ayrıcalık olmayıp, bilgi verme hakkına bağlı önemli bir haktır. Mahkeme kamu makamlarının gazetecileri haber kaynakları hakkında bilgi vermeye ya da gazetecilik bilgisine erişim vermeye zorlayan çeşitli işlemlerini, ifade özgürlüğüne bir müdahale oluşturduğu kanaatine varmıştır.

            Goodwin-Birleşik Krallık kararında, AİHM, bir gazeteciye kendisine bilgi sağlamış olan bir kimsenin kimliğini açıklaması için emir verilmesini ve bunu yapmayı reddetmesi sebebi ile para cezasına çarptırılmasını sözleşmenin 10. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğüne bir müdahale oluşturduğu sonucuna varmıştır7

***

 

KAYNAKLAR

İbrahim Ö. Kaboğlu, Özgürlükler Hukuku, Afa, İstanbul, 1999.

Prof. Dr. Osman Doğru ve Dr. Atilla Nalbant, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, 2. Cilt, Legal, İstanbul, 2013.

Yasemin Özdek, Avrupa İnsan Hakları Hukuku ve Türkiye, Kırmızıkalem, İstanbul, 2004. 

Dr. Ulaş Karan, İfade Özgürlüğü, Avrupa Konseyi, 2018.

www.ifadeozgurlugu.adalet.gov.tr

 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.