Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

İhlâs: Yalnız Allah Rızası

İhlâs, insanların övgüsünü beklemeden, kötü duygulara mahal vermeden, çıkar kaygısı gütmeden yaşamak, yasaklardan uzak durmak, İlâhî emirleri yerine getirmeye azmetmektir. İhlâs, hayırlı her faaliyete iyi niyetle yönelmek, her durumda yalnız Allah’ın rızasını gözetmektir.

İslam dininin temel ilkesi olan tevhidi tefsir ettiği ve vahye muhatap insanın tasavvurunu şirkten temizlediği için Mushaf’ın 112. sûresine “İhlâs” adı verilmiştir. İhlâsın zıddı ise riyadır. Riya, yapılan işi gösteriş için yapmak, yüce Allah’tan başkasının hoşnutluğunu kazanma düşüncesiyle ihlâsı terk etmektir.

İlk devir sûfîliğinin en güçlü temsilcilerinden olan Cüneyd-i Bağdâdî, ihlâsın, meleklerin dahi farkına varamadığı, şeytanın bilemediğinden ötürü bozamadığı, insan nefsinin habersiz olduğundan şımaramadığı gizli bir duygu olduğunu ifade etmiştir. Bu tahlil göstermiştir ki ihlâs, kalbî bir yöneliştir. Allah Resûlünün konu hakkındaki sözleri bu bağlamda zikre değerdir: “Allah, sizin sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, “Birr”, 34) O halde insanın kıymeti, güzel ya da çirkin, zengin veya fakir olmasından kaynaklı değildir. Aksine insanın Yaratıcı nazarındaki değeri, eylemlerine yön veren samimi niyetlerine ve amellerine göre ölçülecektir.

İhlâs, ibadetin ruhudur. Yaratıcıya beslenen sevgi, saygı ve bağlılığı gösteren duygu, düşünce ve davranış biçimlerinin tamamını anlatan kulluğa hayat veren ihlâstır. İhlâstan yoksun ibadet; cansız beden, kökü çürümüş ağaç mesabesindedir. Her ne kadar görünürde var olsa da işin aslında yok hükmündedir…

İhlâs, kalp ve ameli birbirine bağlayan bir tür iptir. Seküler hayatta insanın gönül ibresi tahrif ile tebdil edilmiş, Yaratıcıya değil de yaratılan metaa esir hale getirilmiştir. Vahyin pınarında yıkanmış kalp ile yapılan amellerin birlikteliğini sağlayan güç ihlâstır. İhlâs ile birbirine raptedilmemiş kalp ve amel, kulluğun huzur içerisinde gerçekleştirilmesine engel teşkil edecek, zamanla bu durum ibadetlerin ihmal edilmesine sonrasında terklerine sebebiyet verecektir. İhlâs içerisinde yapılan ibadetler ise kalbe sükûn, gönle sürûr olacak, kulluk yolculuğunda insanın yüreğini mutmain kılacaktır. O halde ihlâs, kalbin can suyudur…

İhlâs, olduğu gibi görünmek, göründüğü gibi olmaktır. Beğeni toplamak, takdir kazanmak, alkışlanmak için değil her ne yapılacaksa yüce Allah’ın buyruğu gereği yapmaktır. Bu hakikat üzere yaşayan kimse, göründüğü gibi olacağından olduğu gibi görünecek, riyaya mahal vermeyecek, fırsat tanımayacaktır…

Tâbiî neslinden Basralı zâhid Hasan-ı Basrî: “Sonsuz olan cennet, dünyadaki birkaç günlük amelin değil, hâlis niyetlerin karşılığıdır.” demiştir. İbadetlerin az veya çok olması değil, ihlâsla yapılması mühimdir. Hz. Ali’nin: “Amelin az olup olmamasını değil, makbul olmasını önemseyin.” şeklindeki tavsiyesinin bu meyanda hatırlanması önemlidir.

Peki, amellerin makbul olup olmadığının işareti nedir? Bunun cevabını Allah Resûlü şöyle vermiştir: “Allah, ancak samimiyetle sadece kendisi için ve rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.” (Nesâî, “Cihâd”, 24)

Dünyadaki ihlâsınız, ahirette halâsınıza vesile olsun…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.