24.11.2021, 10:14

İki Seçeneğe Sığmamak/Direnmek-2-

       Aynı başlıktaki ikinci yazıma hazırlanırken hafta boyu süren tartışma ve atışmalar, kafa bulanıklığına yol açan gelişmeler yaşandı. Siyasi iddia sahipleri yanlışlarını örtme telaşı ve kaygısıyla sapla samanı, elmayla armudu, deveyle cüceyi, doğruyla yanlışı karıştırarak hileyi ayyuka çıkardılar. Özellikle Cumhuriyet Devrimi’ne sıcak bakmayıp saldıranlara hoş görünmek, onlardan oy devşirmek amacıyla omurgasız tavır takınmak yaygınlaştı. Köklerini beğenmeyip, “değişim” adına reddetmek, kabuğundan utanıp tiksinen kestane örneği vefasızlığını ve ihanetini akıllara getirir oldu.

       Bizde siyasi partiler, tarihini unutan, göz ardı eden, geçmişini yadsıyan yönetici ve kadrolarla derin bir batağa doğru sürüklenmekte. Bunların bir bölümü geçmişten kalan yaralarını, öfkelerini, kinlerini bileyerek yeni oluşumlarla Cumhuriyet ve Aydınlanma Devrimi’nin karşı cephesinde yer almışlardır. Yıllar süren sinsi çalışmalarını “yasal” düzleme taşımışlar, iktidar olmuşlar, dönüşümü hızlandırmış, devrimleri tırpanlamış, Cumhuriyetin içini fazlasıyla boşaltmış, karşı devrimin bayrağını göndere çekme aşamasına yaklaşmışlardır. Bu koşullarda Cumhuriyetçi, Atatürkçü, Aydınlanma Devrimi’nden yana olanlar, Anadolu İnsanının tarihsel birikimini onurlu yarınlara taşımak isteyen öncülerle bütünleşmesi yaşamsal önem kazanmıştır.

       Gün ertelenemez görevle bu sorumluluk sahiplerini aynı cephede birleşmeye çağırıyor. Birleşmenin, ittifakın, bir araya gelmenin düzlemi doğru saptanmalı. İlkesiz, bulanık, belirsiz yaklaşımlar kuşkuyla karşılanmalı. Ortak düzlem hiçbir zaman hamaset barındırmamalı. Herkese gülücük dağıtan programsızlık ve strateji yoksunluğu terk edilmeli. Böylesi oluşumlarla “yol kazaları” yaşanacağı tarihsel deneyimlerle kanıtlanmış, ayrıca giderilmesi zor yaralar alındığı unutulmamalıdır.

       Bunlar yapılırken kendi abdestini kaçıranlara da dikkat etmek siyasi önderliklerin sorunu ve çözmeleri gereken bir iç sorunsal olduğunu anımsatmak kimseyi incitmemeli. -Dost acı söyler bilinmeli!- Özellikle bir yerlere söz yetiştirmek kaygısıyla,   daha çok etnik ve dinsel çevrelerin hoşgörü ve sevgisini kazanmak adına ya da sırf seçim kazanmak ve iktidar olmak için temel ilkelerinden ödün verip rota değişikliğine giden, popülist ve ikiyüzlü politikalar güden anlayış ve partiler/yöneticiler sorgulanmalı, kurmay görevlerinden alınarak samimi, dürüst, en önemlisi Cumhuriyetin ve Devrimlerin savunucusu, arasız devrimlere yol açabilecek önderliklerle bir “Türkiye İttifakı”na/cephesine hazır olunmalıdır.

      Soyut söz vermelerle –vaat-, ulufe dağıtırcasına sistem temsilcileriyle yarışmak yerine gerçekçi saptamalarla politika yapmak, kamucu, demokratik ve devrimci tutum ve yaşam tarzıyla örnek olmak, bu cephenin ilk maddesi olmalı. “İktidara vurmak” dışında bir çaba içinde olmayan kolaycı siyaset terk edilmeli. Yaratıcı, üretken, Türk Devrimi’nin önünü açacak olan çok yönlü bir program belirlenip, siyasi iç ve dış politikalarla ayrıntılandırılarak halka sunulmalı. Programın halk ve ülke için olduğu geniş çevrelere iyice anlatılıp, kavratılmalıdır. Sözü edilen kuşkusuz bir seferberliktir. Seferberliğin kurmay kadrosunun kararlı, net, düşünsel dayanağının da Cumhuriyet ülkü, amaç ve devrimlerinden yana olması, yurduna bağlı olması, iç ve dış gericilikle, sömürgeci ülkelerle ilişiği ve işbirliği olmaması son derece önemli, olmazsa olmaz bir ilkedir.

     “Geçmişte yapılan yanlışlar” nelerdir? “Derin yaralar” neyi anlatıyor? Günümüzün Cumhuriyet karşıtı Devrim düşmanlarına şirin görünmek, bu oy avcılığı nereye kadar? Kimler aklanmaya çalışıyor? Kucaklaşılması gereken milyonlar varken, Atatürk gençliği görev isterken bunların sırtından geçinen suiistimalci –yetkiyi kötüye kullanan-, yıkıcı, bölücü, işbirlikçi ve aydınlanma düşmanı temsilcileri bağışlamak, günümüzdeki temsilcilerine cesaret ve güç vermez mi? Verilecek bu destekle partileri ve kurumlarıyla birlikte kendilerini de yok edecek bir ortamı/yolu açmak aymazlığına düşmezler mi? Bunun sorumluluğu ve suçu hiçbir “başarı” ile örtülemez.

       Cumhuriyetin kurucu iradesinin ve Arasız Devrimlerin –ilk yirmi yılda- taçsız önderlerinin takipçisi ve çağdaş temsilcileri olduğumuzu gururla ve onur duyarak, gizlemeden dillendirmeli, o örneklerden “feyz” almalıyız. “Yok bir iktidara gelelim, sonrasına bakılır” sözü savrulmanın yapay gerekçesidir ve sonu hiçbir zaman iyi gelmemiştir, iyi de olmamıştır.           

                                                   - Yarınlar güzel olacak-

Yorumlar (4)
Mehmet Çalık 1 hafta önce
Beynine ve kalemine sağlık arkadaşım.
Hüsna Karabulut 1 hafta önce
Aynen...
Son paragraf noktayı koymuş.
Hüsna Karabulut 1 hafta önce
Aynen...
Son paragraf noktayı koymuş.
Aysan 1 hafta önce
Kalemine yüreğine sağlık mert dostum
Namaz Vakti 03 Aralık 2021
İmsak 05:51
Güneş 07:22
Öğle 12:16
İkindi 14:39
Akşam 17:00
Yatsı 18:26
12
açık