Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

İNSAN BEYNİ KİRAYA VERİLMEZ

İNSAN DÜŞÜNCESİ İLE VARDIR

 

Bilinen ünlü bir özdeyiş var, büyük bir bilim adamının,,,

“Düşünüyorum o halde varım”

Var olmanın ön ve en önemli koşulu düşünebilmektir. Düşünemeyen insan yoktur. Yaşayan, biyolojik canlı olan bir varlık. Buna insan denmez. İnsan düşünür ve yeni yeni dünyalara açılır. Bilim, sanat her şey düşüncenin ürünü. İlk insan düşünen varlıktır. Kendini tanıdı, gördüklerini, duyduklarını anladı ve yeni yeni dünyalar keşfetti. İnsanlık bu sayede binlerce yıl sürekli gelişti ve bu günlere ulaştı. Dünyanın çehresini değiştirdi. Olumlu değişimler de olumsuz değişimler de onun eseri. Elbette gerçek insan güzel şeyler düşünen, iyi şeyler düşünen insandır. Var olan insan uygarlığı oluşturdu ve bu gizlerle yüklü mavi yuvarlak daha da gizler yüklendi ve çözüldükçe çözülüyor.

 

KÜTÜPHANELER HAFTASI

Her gün ve her hafta özel bir gün ve haftadır. Takviminiz varsa bakın, her gün ayrı bir özel gün ve haftadır. Kimilerine göre çok fazla ve gereksiz bize göre ise çok önemli ve gerekli. Bu günler ve haftalar eğitim için büyük önem taşır. O gün özel bir gün o hafta özel bir hafta olarak vurgulanır, tanıtılır belirtilir. Dileriz bir iz bırakır. Tıp bayramı, Su ve orman haftası, Kızılay, Yeşilay haftası... Öğretmenler günü, Zafer Haftası gibi... Düşünün 365 gün 52 hafta... Çocuklarımız gençlerimiz bu özel günlerden bir şeyler kapabilirse ne ala...

İşte Mart ayının son haftası Kütüphaneler Haftasıydı. Konumuz düşünce ya... Düşüncenin en önemli verisi bilgi, bilginin kaynağı da kitap. Yazının icadı ile  kitap da icat olmuş. İnsan düşüncesi ne bulmuş yazı ile kalıcı duruma getirmiş, kitaplaştırmış, gelecek kuşaklara bırakmış. Binlerce yıl önce yaşamış bir bilim adımı ile kitapları ile söyleşebilirsiniz. Kemikleri bile yok olmuş bir şair, bir yazar, bir bilim adamı yazılmış eserlerinde yaşar. Gecesi yok, gündüzü yok... Uzanırsınız sabaha karşı kitabını raftan alır söyleşmeye başlarsınız. Ne bıkar, ne usanır. Siz yorulursunuz o yorulmaz. kitap bu.

Kitabın öneminden,  sorumlular kütüphaneler kurmuş hizmete sunmuş. Yurdumuzda da dünyada da binlerce belki milyonlarca kütüphane var. En güzel ciltlerinde, en güzel raflarında sizi bekliyor. Din, iman, sanat, felsefe ne ararsanız var. Alın çekilin köşenize açın beyninizin kapısını doldurun bilgileri. Ancak sizin beyniniz de etken edilgen olmalı, süzgeci olmalı giren bilgileri süzgecinden süzmeli ve ona göre yoğurup kendisi de ürün vermeli.

 

İNSAN BEYNİ DÜŞÜNCE ÜRETİR

Beyin insanın en kutsal organı. Onu öylesine korumalı ki  gerçek insan olsun. Kafa kiraya verilebilen bir sandık değil. O çok kutsal bir hazine. Çalışmaya başladığından buyana biriktirir siler, kayıt yapar, yeni ürünler üretir.

Beyinler bir yarış içinde olmalı. Birbirini bağımlı hale getirmemeli. Biri çok iyi çalışır kendine özgü ürünler üretir başka beyinlere ihraç eder ve onların çalışmasını önleyip onlara yerleşir. Kira ödemeden yerleşir. Kimi kez kira da öder. O görev yapmayan beyin o kiraladığı bilgi ve düşüncelerle bir yerlere yükselir, onların isteği gibi işler yapar yani düşünür gibi yapar ve sözde insan olur. İşte buna kiralamak denir. İNSAN BEYNİ KİRAYA VERİLMEZ... O çok onurlu bir organ o görevini yapmalı ve özgünlüğünü korumalı.

Düşünmeye zahmet etmez. Onların istediği gibi düşünür, onların istediğini  söyler ve sözde insan olur. Yok öyle bolluk, yok. Yaratan bu yüce organa çok önemli bir görev vermiştir. Görecek, dinleyecek, algılayacak ve birleştirdiklerinden yeni buluşlar, yeni bilim, yeni sanat oluşturacak ki insanlık ilerlesin. Yüreği sevgi yuvası, beyni düşünme... Bu organlar görevlerini yapmalı. Yüreğin sevgi yuvası olduğuna pek inanmam, sevginin de yuvası beyin. Düşünecek algılayacak ki doğru sevsin.

 

KİRAYA VERİLEN BEYİNLER ÇOK TEHLİKELİ

Kim kiralamışsa onun istediği gibi düşünecek. O aramaz sormaz. Gördüğünden almak çıkarmaz, duyduğunu yorumlamaz. Neyi görmesi istenirse onu görür, neyi duyması istenirse onu duyar. Böyle insanlar sürünün bireyleri olur güdülür. “Gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılı verir” ozanın dediğince.  Düşünen insan kendi düşüncesini de denetler. Bir saat bir saniye önce ben böyle düşündüm ancak orası eksik burası yanlıştı, deyip yeni ve daha doğru düşüncelere yönelebilmeli. Kalıplaşmış düşünceler, küflenmiş düşüncelerle beynini doldurursa o beyin sadece kafa denen bir kemik kutuda bir yumruk et olur. Ölünce de çürür toprağı kirletir.

Kiralık beyinler elbette tehlikeli olur. Onlar bir elden yönetilir ve o el nasıl  isterse öyle olur. Hırsızı, soyguncusu, katili, gaddarı, düzenbazı hep bu beyinlerden çıkar.

 

BU YILIN KÜTÜPHANE HAFTASI

Düşünceye çok fazla gereksinim duyuyoruz. Düşünen adam istiyoruz. Nasıl olacak iyi bir eğitim… Okuyan okuduğunu anlayan anladığını anlatabilen insanlar. Bu insanlar kolay güdülmez. İşte böyle insanların yetişmesinde kitabın ve kütüphanenin önemi çok büyük. Yaşadığınız her yerde kitap var kütüphane var. Çocuk ya da genç iseniz koşun kitaba ve kütüphaneye girin o güzel dünyaya ve uzak olun kötülüklerden, çirkinliklerden. Baba, anne, dede, nine iseniz alın yavrunuzu yanınıza girin koluna koşun kütüphaneye okuyun okutun. Bu değer biçilemeyecek hazineye dalın. Aman beyninizi kiradan kurtarın politikacılara, demagoglara gözünüzü kulağınızı kapatın beyninizi siz kullanın. SİZİN KAFANIZ OLSUN...

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.