Av.Çağla Yavuz Uzun

Av.Çağla Yavuz Uzun

İŞ HUKUKUNDA İBRA SÖZLEŞMESİ

İbra, borcun özel bir sona erme sebebi olup, alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve böylece borçlunun borcundan kurtulmasını sağlayan bir sözleşmedir. İş hukukunda ibranameler, genellikle işçinin borçlu durumundaki işverene karşı işçilik alacağının kalmadığını gösteren bir belgedir. İbranın geçerli olması için Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinin 2. fıkrasındaki koşulları taşıması gerekir. 
İbraname ne zaman düzenlenmelidir?
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 420. maddesinin 2. fıkrasına göre, “ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması” gerekir. Bahsi geçen hüküm, bazı işverenlerin iş sözleşmesi devam ederken ve sona ermesinden başlayarak bir ay geçmeden çeşitli baskılarla işçilerden ibraname alarak, işçilerin mağdur edilmesinin önüne geçmek istemiştir. 
İbranamenin şekli ve içeriği nasıl olmalıdır?
Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinin 2. fıkrasına göre, “İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, …ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi” gerekmektedir. Düzenlemeden anlaşıldığı üzere ibra sözleşmesinin yazılı yapılması geçerlilik koşuludur. Bu bakımdan yazılı yapılmayan ibra hükümsüz kabul edilmektedir. 
İşçinin korunması amacıyla, yazılı ibra sözleşmesinde hangi işçi alacaklarının ibra edildiği tek tek belirtilmeli ve her bir alacağın miktarı açıkça gösterilmelidir. Aksi halde ibraname geçersiz sayılacaktır. 
Ödemenin şekli nasıl olmalıdır?
Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinin 2. fıkrasına göre, “ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.” düzenlemesi getirilmiştir. Bu bakımdan kanuna göre işçiye ödemenin banka kanalıyla yapılması gerekmektedir. Banka aracılığıyla yapılmayan ibranamelerin hükümsüz olduğuna yönelik Yargıtay kararları da mevcuttur( Yargıtay 9. HD’nin 18/04/2017 tarih ve 17421/6818). 
TBK’nın 420. maddesinin 3. fıkrasında, “Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur” düzenlemesi getirilmiştir. Düzenlemeye göre, tam ibra ve ödeme söz konusu olmadığı ödeme durumlarında, ibranamenin gerçekte hak kazanılan tutarın altında olduğu durumlarda, ibraname makbuz niteliği taşıyacaktır. Bu sebeple, işçi hak kazandığı gerçek tutarı talep edebilecektir. 
Makbuz alacaklının alacağını tahsil ettiğini gösteren bir belgedir. Borçlunun yani işverenin isteği üzerine alacaklı yani işçi tarafından verilmesi zorunludur. Belirli ödemeler için bir makbuz verilmesi diğer taleplerin yani ödenmemiş hakların ileri sürülmesine engel değildir. Ancak kanuna göre bu belgelere makbuz değeri verilmesi için dahi ödemenin banka kanalıyla yapılması şarttır. 
Yukarıda belirtilen hükümler, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır(TBK,m.420/4). 
İbra sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmaması halinde, asıl alacak ile birlikte faiz, rehin, ceza koşu gibi feri haklar da sona erecektir. Kanunun düzenlemesi çok açık olup, düzenleme çerçevesinde ibra sözleşmesinin yapılması hak mağduriyetlerinin yaşanmamasını sağlayacaktır. 
***
KAYNAKLAR
Prof. Dr. Nuri Çelik, Prof. Dr. Nurşen Caniklioğlu, Prof. Dr. Talat Canbolat, İş Hukuku Dersleri, Beta, İstanbul, 2018. 
Prof. Dr. Sarper Süzek, İş Hukuku, Beta, İstanbul, 2018. 
www.sinerjimevzuat.com.tr

Av. Çağla YAVUZ UZUN 
avcaglayavuz@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.