IŞIKLI DARBE

Anayasa’nın 153. Maddesinin Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu, herkesi bağladığı hükmüne rağmen, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin Berberoğlu kararını tanımadığını açıkladı…

Konunun vahametini konuşmak,  Anayasa’nın çiğnenip ayaklar altına alınmasına tepki göstermek yerine, başta iktidar ve yandaşları olmak üzere herkes;

Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’ın sosyal medyadaki paylaşımına tepki gösterdi…

Aman Allah’ım o nasıl tepki öyle!

Darbeyi hatırlatıyormuş…

İktidarından muhalefetine, taraflısından tarafsızına tüm yazarlar, “kanaat önderleri”, kerli ferli adamlar hep birlikte Engin Yıldırım’ın üzerine çullandılar…

Ne demiş Engin Yıldırım:

“Anayasa Mahkemesi’nin ışıkları yanıyor…”

Vay sen misin bunu diyen!

Adamcağız özür dileyip, “yanlış anlaşıldım” dediyse de muhalefet de dahil olmak üzere kimse hızını alamadı…

Adama dediğini bırakmadılar…

AK Parti Trabzon Milletvekili Av.Salih Cora’nın tepkisine bakınız;

Kuzey Ekspres’ten okuyoruz:

“Anayasa Mahkemesi üyesi birinin cuntacı ağzıyla milli iradenin üstünlüğünü tehdit edercesine konuşmasına müsaade etmeyeceğiz; vahim, rezalet, utanç verici…”

Milli iradenin üstünlüğünü tehdit etmiş!

Milletvekilimiz, bir Anayasa Mahkemesi üyesinin milli iradeyi hangi güçle, hangi araçlarla askıya alacağını, darbe yapacağını açıklamaktan imtina etmiş…

Hukukun ayaklar altına alınmasına, anayasanın hiçe sayılmasına tek bir söz yok! 

Sayın Cora hukukçu olduğu için çok iyi biliyor olmalı ki,

Milli iradenin üstünlüğünü tehdit edenler, İyi Parti liderini devletin televizyonlarına çıkartmayanlar,

İyi Parti’nin kent meydanlarına koydurtmak istediği ekranları yasaklayanlar,

Anayasa’yı, yasaları takmayanlardır…

Erdoğan bile “demeseydi daha iyi olurdu” diyerek konuyu geçiştirdi.

Rezaleti gözlerden kaçırma yarışına muhalefet ateşe benzin dökerek destek verdi…

İktidarı ve yandaşlarını anlıyoruz tabi;

Her zaman olduğu gibi “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” taktiğini uyguluyorlar…

Onlar yerel mahkemenin cesaretini nereden aldığını tahmin edebileceğimiz cüretle,  anayasayı ayaklar altına almasını halkın gözünden kaçırmanın peşindeler de,

Sizlere ne oluyor sayın muhalefet?

Nasıl da giriyorsunuz iktidarın dümen suyuna!

Daha dün, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Anayasa Mahkemesi kaldırılmalı, yerine Divan-ı Ali kurulmalı, Anayasa Mahkemesi yeni hükümet sistemine uygun yeni baştan yapılandırılmalıdır ” demişti

Bahçeli’ye göre sadece hükümet sistemi ve devletin kurumları değil, yargı da Erdoğan’ın istediği şekilde düzenlenmeliydi…

Anayasa Mahkemesi, 1960 Anayasası ile kurulmuş anayasal bir kurum…

AKP’nin yaptığı bir değişikle de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı getirildi…

2010 referandumuyla üye seçimi usulünde değişiklik yapılarak, üye sayısı 15’e indirildi

Üyelerini de Ak Parti seçti…

Özgür Özel’in sözlerinden anlıyoruz ki,  Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararını yok sayan İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı hükümet tarafından bu tür özel davalara bakması için atanmış…

Sözcü gazetesi yazarlarına Fetöcü diye ceza veren mahkeme de, Osman Kavala’yı içeride tutan mahkeme de bu mahkeme…

Tartışma yaratan tüm siyasi kararlar bu mahkemeden çıkmış…

Ne yaptı Anayasa Mahkemesi?

Yerel mahkemenin verdiği karara itiraz etmedi, cezayı fazla buldum da demedi…

“Berberoğlu’nu dokunulmazlığını kaldırmadan yargılayamazsın” dedi…

Bu Anayasa’ya aykırıdır” dedi…

Berberoğlu’nun hakları ihlal edilmiştir” dedi.

Anayasa mahkemesi herkesi bağladığına göre katılmasanız da, gereğini yerine getirmek zorundasınız…

Hukuk devletinde keyfilik, yasa tanımazlık asla kabul edilemez…

Aksi halde bu durum Türkiye’nin hukuk devleti olma özelliğini kaybetmesi anlamına gelecek, “hayra alamet” sayılmayacaktır…

“Kabile devleti” olma yolunda önemli bir eşikteyiz…  

 

KABİLE DEVLETİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, erken seçim isteyen Kemal Kılıçdaroğlu’na cevaben; “Erken seçim kabile devletlerinde olur” dedi…

Erken seçimle kabile devleti olunmaz…

Kabile devleti;

Anayasa’yı ciddiye almamakla…

Hukuk ve yasa tanımamakla…

Kuvvetler ayrılığı ilkesini hiçe saymakla…

Basına baskı kurup,  televizyonları karartmakla…

Sizinle aynı düşünmüyor diye, oda ve baroları etkisizleştirmeyle…

15 bin oy farkını az bulup, çeşitli bahanelerle seçimi yenilemekle…

Sizden olmayan belediyelere engel çıkarmakla…

Devlet kadrolarını tarikat ve cemaatlerle doldurmakla… 

Eğitim sistemini içinden çıkılmaz bir hale getirmekle…

Pandemi verilerini halktan saklamakla…

Olunur…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum