NAZIM HİKMET’İN TRABZON GÜNLERİ -2-

İskele Kahyası Yahya’nın kardeşi olan Yahyareiszade Zekeriya Bey Bakü Kongresi’ne katılan Trabzonlular arasında bulunmaktaydı. Öte yandan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucu liderlerinden biri olan Bahattin Şakir de Trabzon adına Bakü kongresine katılanlar arasındaydı. (1)  Suphi ekibinin belki de Trabzon’da yaptığı en gerçekçi örgütlenme Trabzon matbaa çalışanları arasında gerçekleştirilmişti. Çok sayıda Trabzonlu matbaacı, kurultaya katılmak üzere deniz yoluyla Bakü’ye hareket etmiş, ancak deniz muhalefeti tarafından hedeflerine ulaşamadan Trabzon’a geri dönmek zorunda kalmışlardı. (2)  Trabzon matbaacılarının hizmetlerinden biri de Türkçeye çevrilmiş Komünist Parti programının Trabzon matbaalarının birinde çok sayıda basılmış olmasıdır. (3) Her ne kadar TKP belgelerinde bu matbaanın adı yazılı olmasa da Ağustos-Eylül 1920’de Halit Rıfkı imzasıyla Rıfkı Kulaç’ın (ki Rusya’da Türkçe öğretmenliği yapmış) Bolşeviklik lehinde İkbal gazetesinde ardı ardına birkaç yazı yazmış olması, bu matbaanın Eyübzadelere ait İkbal Matbaası olduğunu düşündürmektedir.

 

KOMÜNİSTLERİN ANADOLU’YA GEÇME PLANI

Bu arada Suphi ve arkadaşları, Doğu Halkları Kurultayı’nda Sovyetler nezdinde sağladıkları güven ve desteği de değerlendirmek üzere Eylül 1920 ortalarında TKP merkez komitesini toplayarak, elde edilen bu olumlu sürecin Anadolu’ya geçilerek bir adım daha ileri taşınmasına karar vermişlerdi. Bunun için TKP Merkez Komitesi Bakü’de toplanarak Anadolu’ya geçme planlarını gözden geçirmeye başlamışlardı. Bu bağlamda 27 Eylül 1920’de Bakü’de yapılan 7. İçtimada Anadolu koşulları hakkında bilgi veren Süleyman Sami 15 Haziran 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek üzere gönderildiği Türkiye’de karşılaştıklarını özetlemiştir. Konuşmasında, kendisinden önce teşkilatlanma yapmak için Trabzon’a gelen Yusuf Kemal Yoldaşın Cihan Oteli Sahibi Tevfik Bey ile görüşerek komünist teşkilatın durumunu sorduğunu, Tevfik Bey’in, Yusuf Kemal’in adını vermesine rağmen kendisinin komünist teşkilatın üyesi bulunmadığı gibi böyle bir teşkilatın varlığından haberdar bile olmadığını ifade etmiştir. (4) Yine 29 Aralık 1920 tarihinde Trabzon’a gelen Abdülkadir Yoldaş’ın raporunda, asker olan Mehmet Salih ile İkbal gazetesi mürettibi Mahmut Hamdi adlı iki Trabzonlu ile görüşerek komünist teşkilatın durumu hakkında bilgi aldığını, ancak memnuniyet duyulacak bir durumun bulunmadığını, bu atıl durumu ortadan kaldırıp teşkilatlanmaya ivme kazandırmak için Trabzonlu onüç kişinin katılımıyla bir toplantı yaptıklarını belirtmektedir. (5)  Bütün bu örnekler, TKP’nin Anadolu’da teşkilatlanmak için yaptığı çalışmaların yetersiz, en azından Trabzon’da kelimenin tam anlamıyla “başarısız” olduğunu göstermektedir.

 

TRABZON-ANKARA

BİLEK GÜREŞİ

Buna karşın Enver Paşa da Sovyet desteğinden kısmen umudunu kesmiş bir vaziyette olmakla birlikte Anadolu hülyasından vazgeçmemiş, buradaki paramiliter örgütlenmesine güvenip Suphi’yi devre dışı bırakmayı hesaplamaya yönelik strateji üretmeye çalışıyorlardı. Özellikle Küçük Talat, Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yetkilileriyle sıkı işbirliği yaparak Trabzon’u Ankara Hükümeti’nin sözünün geçmediği bir Enver Paşa üssü haline getirmek için yoğun çaba sarf etmiştir. Hiç kuşku yoktur ki İttihatçılar ve Ankara Hükümeti, başka bir ifadeyle Trabzon-Ankara arasındaki bu bilek güreşinin Trabzon cephesindeki silahlı gücü, Milli Mücadele adına limana girip çıkan mallardan aldıkları vergileri keyfi olarak kullanmaktan çekinmeyen Kahya Yahya ve emrindeki örgüttü. Yukarıda TKP raporlarından aktarılan bazı örneklerden de belirtildiği üzere Trabzon’daki İttihatçıların tek beklentisi Enver Paşa’nın Trabzon üzerinden Anadolu’ya geçmesiydi. Nitekim bu sürecin sonunda, deniz yoluyla Trabzon’a gelecek olan Enver Paşa’yı “Ali” isimli bir sivil şahıs olarak Mustafa Kemal Paşa’nın yerine geçirmek için Enver Paşa ile mektuplaşan Yahya Kahya, Suphilerin Trabzon’a gelişlerinde duruma “va’z-ı yed” etmiş ve onları Karadeniz’in soğuk sularında ölüme mahkum etmiştir.

 

TRABZON MUSTAFA KEMAL’İN RADARINDA

Gelişmeleri büyük bir beceriyle takip ve tahlil eden Mustafa Kemal Paşa’nın Trabzon’daki adamları Enver Paşa’nın Anadolu’ya geçme planı hakkında Yahya Kâhya’ya yazdığı bir mektubu ele geçirmiş ve bu tehlikeyi bertaraf etmek için kararlı tedbirler almıştır.

Nitekim TBMM Başkanı sıfatıyla Mustafa KemalPaşa, Trabzon Valisi Naci (Abdullah Naci Akbay) Bey’e “gayet mahrem” ve “bizzat açılması” kaydıyla çektiği özel telgrafta “Enver Paşa’nın tebdil-i nâm ve kıyafet ederek sevahilin bir noktasından Anadolu’ya gelmeye teşebbüs edeceği hakkında bazı istihbarat vardır. Müessir tedâbir ittihazıyla böyle bir vaziyete teması halinde derhal kendisinin tevkifiyle iş’arı” talimatını vermiştir. (6)

İTTİHATÇILARIN BOLŞEVİK AVI

Bu süreçlerin yaşandığı ve İttihatçılar tarafından adeta Bolşevik avına çıkılmış olduğu Trabzon’da Nazım Hikmet ve arkadaşlarının can güvenlikleri de tehlike altındaydı Ancak, Nazım ve Vâlâ Nureddin bu tehlikenin yeterince farkında değildiler. Kentin sokaklarında serbestçe dolaşıyorlar, gençliklerinin de vermiş olduğu heyecanla Meydan Parkı’nda yer alan "Muharremin Kahvesi" olarak bilinen kahvehanede Trabzon’un yazar, şair ve öğretmenlerinden oluşan aydınlarıyla konuşmalar yapıyorlardı. Kuşkusuz bu sohbet toplantılarında, Rusya’da kurulan Bolşevik rejimine ait konular çokça konuşuluyordu. Bu toplantının başlıca müdavimleri arasında Trabzon’un güçlü ailelerinden Eyüpzadelere mensup genç bir şair olan Esat Ömer de bulunuyordu. (7) 

Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin; kahvedeki sohbet toplantılarında zaman zaman gençliklerinin verdiği heyecana kapılarak coşkulu konuşmalar yapıyorlardı. Her ne kadar Batum'a geçme isteklerinin asıl nedenlerini açıklamış olmasalar bile; dinleyenler üzerinde önemli etkiler bırakan toplantıların birkaç gün sürmesi dikkatleri çekmişti. (8)  Nitekim Vâlâ Nureddin bu durumu şu şekilde dile getirmişti: “Trabzon’da mürur tezkeresi muamelesinin tamamlanmasını bekleyerek kırlarda, bayırlarda geziyorduk ki bir evin köşesinden gemici kılıklı bir adam keçi yolunu tozutarak belirdi ve yanımızdan geçti. Yanımızdan geçerken: Siz Rusya’ya gidiyorsunuz, bunu belli etmeyin, başınıza iş açılır” diye uyarıda bulundu. (9) Bu uyarı, Nazım ve Vâlâ’yı Trabzon’un siyasi konumunu, başka bir ifadeyle yoğun bir Bolşeviklik karşıtlığının egemen olduğunu göstermiş ve onları daha dikkatli davranmaya yöneltmişti. (10)

 

DİPNOTLAR

  1- Yavuz Aslan, “İttihat ve Terakki Liderlerinden Dr. Bahaeddin Şakir’in Sovyet Rusya ve Azerbaycan’daki Faaliyetleri(1920-1921)”, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, cilt 7, Erzurum 2007, s. 80 

  2- TKP arşivi kayıtlarına göre Trabzonlu Komünist Matbaacılar Grubu şu isimlerden oluşuyordu: Trabzon Saray-ı Atik Mahallesinden 24 yaşındaki Halil oğlu Ali, Trabzon Çarşı Mahallesinden 21 yaşındaki Derviş oğlu Mahmut, Trabzon Çarşı Mahallesinden20 yaşındaki İkbal gazetesi mürettibi Mustafa oğlu Kazım, Trabzon Saray-ı Atik Mahallesinden 24 yaşındaki mürettip Salto oğlu Ahmet, Trabzon Üçgüllü Mahallesinden Yakup oğlu Sabri, Trabzon Boztepe-i Bala Mahallesinden 40 yaşındaki matbaa idarecisi Sofu oğlu Hasan(Trabzon’un ilk matbaacısı olan ve 1932’de 90 yaşında ölen Sofuzade İsmail Efendi’nin oğlu olup 1932’de Trabzon Matbaası’nın yöneticisidir) Trabzon İmaret Mahallesinden İmam oğlu Bilal, Trabzon Boztepe-i Bala Mahallesinden Kadı oğlu Ahmet, Trabzon Abacılar Mahallesinden (?)Ali Rıza oğlu Remzi adlı kişiler katılmıştır: TÜSTAV Arşivi,  CD-08-10-36-basılan 10-02-2004.

  3- Yavuz Arslan, Türkiye Komünist Fırkasının Kuruluşu ve Mustafa Suphi, TTK, Ankara 1997, s. 103 

4- Dönüş Belgeleri 2, s. 55. TKP arşivinde bulunan belgelerde adı geçen “Cihan Oteli ve Sahibi Tevfik Bey” ibaresinde bir yanlışlık olduğu anlaşılmaktadır. Zira hem Cevdet Alap’ın anılarında Nazım ve Vâlâ’nın Şems Oteli’nde kaldıklarının belirtilmesi; hem de aşağıda kartpostalını yayınladığımız Şems Oteli’nin “direktörünün” Tevfik Bey olarak yazılı bulunması, TKP belgelerinde adı geçen otelin Cihan değil Şems olması gerektiğini, TKP temsilcilerinin de Şems Oteli sahibi Tevfik Bey ile görüştüklerini göstermektedir.

5- Dönüş Belgeleri 2, s. 162-163.

6- TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın Trabzon Valisi Naci Bey’e çektiği telgrafın ıslak imzalı nüshası Ortahisar Belediyesi Tarih Müzesi’nde teşhir edilmektedir.

  7- 8-Vâlâ Nureddin, Bu Dünyadan Nazım Geçti, Esat Ömer Eyyubi Nazım ve Vala’nın Trabzon’daki sohbetlerinden de etkilenip 26 Mart 1922’de Batum’a geçerek bazı görüşmeler yaptıktan sonra tekrar Trabzon’a dönmüştür. 17 Nisan 1922 tarihli Güzel Trabzon gazetesinde “Batum’da Onbeş Gün” adlı bir yazı yazarak bundan bir ay sonra da, 18 Mayıs 1922 tarihinde Trabzon’da, haftada iki kez yayımlanacak olan Kahkaha adlı bir mizahi gazete çıkarmaya başlamıştır. 18 Mayıs 1922 ile 12 Mart 1925 tarihleri arasında yayın hayatını sürdüren ancak bu süre içinde yazılarından dolayı hakkında onlarca dava açılıp gazetesi birçok kez kapatılan Esat Ömer Eyyubi, Takrir-i Sükun Yasası gereğince Faik Ahmet Barutçu’nun İstikbal adlı gazetesinin yanı sıra Trabzon’da kapatılan ikinci gazetenin sahibidir. TKP aracılığıyla 1925’te önce Batum’a, sonra Tiflis ve nihayet Moskova’ya geçmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarıldığı için bundan sonraki yaşamı hakkında bilgi edinilememiştir. Konuya dair ayrıntılı bilgi için bkz. Veysel Usta, “Trabzon’da Bolşevik Bir Aydın: Kahkahacı Esat Ömer Eyyubi; Hayatı, Siyasi Kişiliği, Şair ve Yazarlığı”, Müteferrika, Bahar 2012, Sayı 41.

 8- Mahmut Goloğlu, Cumhuriyete Doğru, Başnur Matbaası, Ankara 1971, S. 53-54 s.

 9-  Bu Dünyadan Nazım Geçti, s. 191-192; Üçüncü, Kahya Yahya, s. 156.

10-  Üçüncü, Kahya Yahya, s. 157.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.