Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

İslam: Huzura Açılan Kapı

İslam, dil âlimi İbn Kuteybe’nin ifadesiyle: “Boyun eğmek ve iradî davranış sonucu barış ortamına girmek.” anlamına gelir. Yaratıcıya yürekten teslim olan Müslümanlar, esenlik içerisinde oldukları gibi aynı zamanda etraflarına sulh ve emniyeti vaad eden kimselerdir. Allah Resûlü’nün: “Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların güvende olduğu kimsedir…” sözleri, bu hakikatin bir ifadesidir. (Buhârî, “İman”, 4)

Tüm varlığıyla yüce Allah’a bağlanmış Müslüman, nefsinin hadsiz arzu ve isteklerine “dur” diyebilmeyi başarmış, güdülerine hâkimiyet konusunda ilk basamağı aşmıştır. Yaratıcıya teslimiyeti başaramayan insan ise mahlûkat üzerinde özne olduğunu zannetse de aslında yaratılmış her şeyin kendisi üzerindeki tasarrufunu kabul etmiş nesneden farksızdır. Yaratıcıya kul olmayan insanın mahlûkata kulluğu kaçınılmazdır…

İslam, insanoğlunun hayatına amaç kazandırmayı gaye edinmiş bir dindir. Hedef yoksunu insan, görünürde yaşıyor olsa da gönül dünyası çoktan vefat etmiştir. Zira insan, hayalleriyle varlığını sürdüren, geleceğe dair plan ve programlarıyla yaşamına devam eden bir canlıdır. İslam, ana gayenin sonraki hayat olduğunu vurgulamış, dünyadan nasibi unutmadan insana lütfedilen nimetlerle ahiretin aranması gerektiğini anlatmıştır.

İhtiyaç ve beklentileri sınırsız ancak güç ve imkânları çok sınırlı olan insan, korkularından emin olmayı isteyen, devamlı mutluluğu dileyen, gerçek mutluluğu hazlarında, ticari kârlarında, kariyer basamaklarında, lüks ve şatafat üzere kurulu bir yaşamda arayan varlıktır. İslam ise korkuların yalnızca Allah’a sığınılarak giderilebileceğini söylemiş, kalıcı saadet yurdunun cennette bulunduğunu ilan ederek nihai saadetin yegâne kaynağı olduğunu duyurmuştur.

Ancak inanmayan kimse için dünya asıl olduğundan işlerinde kayba uğraması bir felakettir. Müslüman için ise kazanması hayır olduğu gibi kayıp ve ziyanları da bir tür kazançtır. Zira Müslüman, Allah’a muhtaç olduğunu peşinen kabul etmiş, teslim olduğu kudret ve kuvvetin her şeyi detaylarıyla bildiğine, olayların bütününü gördüğüne, başına gelen olumsuzlukların nice hayırlara gebe olabileceğine inanmış kimsedir.

İslam, sadece bir zamanı ilgilendiren ya da o zaman diliminde yaşayanları muhatap almış bir din de değildir. İslam, tahrifata uğramamış insan aklının ve üzeri örtülmemiş vicdanın pekâlâ kabul edeceği ebediyete dek hükmü baki sistemin adıdır. Son seslenişi Kur’an ile her zamana ve zemine söyleyecekleri mutlaka vardır.

İslam, hakikati ellerinde tuttuklarını iddia edenlerin değil hakikate teslim olanların dinidir Müslüman, canının istediğini değil Allah’ın dilediğini yapma iradesini gösterebilen kişidir. Hürriyet tam da bu demek değil midir? İslam, insanı Yaratıcıya teslim ederek kendisine özgürlüğü sunmuş bir dindir. O halde Müslüman, hürriyeti sadece Yaratıcısına kul olmakta bulmuş, Allah’ın son sözü ile özünü buluşturmuş özü gür ve erdemli şahsın ismidir.

Elhâsıl İslam, hayat evimize açılmış bir kapıdır. Eşikten gelen tevhid nuru ile yürekleri aydınlatmak, dinin müntesibi olduğunu söyleyenlerin asli vazifesi olmalıdır. Kaynağı sonsuz İslam nuru ile sinelerini tenvir edenler, sağ salim cennete varacaklar, sonsuz nimetlerin varisleri olacaklardır…

Gönlünüz İslam’ın nuru ile pür-nûr olsun…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.