İsmet İnönü’yü kim kurtardı?

  Bugün yerel seçim var. Bugün belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve muhtarlar için oy kullanacağız. Büyükşehir Belediyesi olmayan yerlerde de il genel meclis üyeleri için oy kullanılacak.
Seçim nedeniyle, bugün köşemizde siyaset yok.
  Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 1932 yılında Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da Türk Büyükelçiliğinde mahsur kalmıştı.  
  Bu olayı duymasına duymuştuk. Önceki gün, ‘Her yönüyle Atatürk’ adlı esere göz atarken, İsmet Paşa’nın Sofya’da büyükelçilikte mahsur kaldığını ve onu oradan kimin kurtardığını anlatan bir bölüm gözümüze ilişti.
O bölüm aynen şöyle;
İSMET İNÖNÜ BULGARİSTAN SOFYA
TÜRKİYE BÜYÜKELÇİLİĞİNDE MAHSUR
KALDIĞINDA ONU KİM KURTARDI!

  25 Nisan-10 Mayıs 1932 tarihleri arasında İsmet İnönü, resmi konuk olarak gittiği Rusya dönüşü, Bulgaristan’da Sofya Türkiye Büyükelçiliği konutunda mahsur kalmıştır.
   Bulgar çetecileri ve muhtemelen bunlara katılan resmi makamları elçilik konutunun etrafını kuşatmışlardır ve İnönü’nün oradan çıkarak trene binmek üzere gara gitmesine izin vermemektedirler!
Konu ülkemize yansıyınca, Dışişleri Bakanlığı telaşlanır ve diplomatik olarak çözüm için telefonlar çalışmaya başlar. Bulgaristan’a ihtar verilir ama Bulgar Hükümet umursamaz!
Ankara'dakiler çareler düşündüler. İşin içinden çıkamadılar.
Atatürk'e sordular?
 Atatürk “Sizler ne düşünüyorsunuz?” diye onlara sordu.
Yetkililer “Bulgaristan’a ekonomik baskı uygulayalım” dediler.
Atatürk güldü, “Telefonu verin bana” dedi.
Atatürk donanma komutanı aradı, emir verdi.
  “İsmet’i kurtarmak için hemen Yavuz zırhlısı yola çıksın. Zırhlının komutanına gerekli talimatlar yazılı olarak iletilecektir.”
Kısa bir süre sonra Yavuz zırhlısı yola çıkar ve Varna’nın karşısına demirler.
  Yavuz zırhlısı top atışlarına başlar, havaya tam 101 pare top atışı yapar. Varna’da panik başlamış ve liman yakınındaki evlerin camları bile kırılmıştır.
  Son top atışı sonrası Yavuz zırhlısının komutanı amiral, Varna valisini arar ve talebini söyler;
“Sayın İsmet İnönü’yü almaya geldim!”
Bu talep yeterlidir. İsmet İnönü özel ve zırhlı bir trenle hemen Varna’ya getirilir ve bando eşliğinde törenle Yavuz zırhlısına yolcu edilir.
Bu arada gemi komutanı kırılan camların parasını da ödemiştir. Ve İsmet Paşa yurda döner...
Haberin kaynağı: ‘Her Yönü İle Atatürk’,  Avni Altıner, Oda Yayınları (Sayfa 387-88)
 
*
  İyi günler… Burası orta dalga 1048 megahertz üzerinden yayın yapan Moskova radyosu. Şimdi haberler. Batı cephesinden gelen askeri kaynaklı haberlere göre Rus ordusu Berlin’e on kilometre yaklaşmış durumda. Rus ordusunun topçu bataryaları Berlin’i bombalamak için son hazırlıklarını yapıyor. Stalka Berlin’in yarın sabahtan akşama kadar top atışına tutulacağını, ertesi gün müttefiklerle şehre dört bir yandan girileceğini bildirdiler. Diğer yandan Joseph Stalin, Nazilere karşı sürdürülen savaşta yararlılık gösteren Rus tankçılara takılacak madalyaları resmi bir törenle sahiplerine gönderdi. (Metin Kondel)

Semerkant izlenimleri!
Güneydoğu gazisi, turist rehberi Metin Yılmaz’ın, tarih bilgisi gerçekten mükemmel. Yılmaz, yurt içinde ve dışında her gittiği yerin tarihini en ince detayına kadar irdeliyor, araştırıyor ve rehberlik ettiği kafileye anlatıyor.
  Metin Yılmaz, geçtiğimiz hafta Orta Asya’da idi. Yılmaz’ın Orta Asya ülkelerindeki izlenimlerini peyderpey yayımladık. Bugün Yılmaz’ın Semerkant ile ilgili anlattıklarını köşemize aldık.
İşte Metin Yılmaz’ın gözüyle Semerkant:
  “Semerkant M.Ö. 14. yüzyıllarda Zeravşan ovasında Persler tarafından kurulmuş Orta Asya’nın en eski kentlerinden biri. M.Ö. 329'da Büyük İskender'in eline geçen kenti Yunanlar Marakanda olarak adlandırmışlar.
  Semerkant 6. yüzyılda Türklerin etkisi altına girdi; o günden beri kadim bir Türk kentidir. Türkler ‘Semizkent’ demişler kente, Semerkant anlamı ‘taş kent’ veya ‘kale kent’tir.
   İpek Yolu'nun önemli bir kavşağında kurulan kent, 712'de Müslüman Araplar tarafından fethedilir ve Arapların önemli bir karakol kenti olur.
   Araplar 751'de Talas savaşından esir aldıkları Çinlilerden kağıt yapımının sırrını öğrenir. İslam dünyasında ilk kağıt üretimi Semarkant'ta yapılır, kağıt yapımı buradan önce diğer İslam ülkelerine, daha sonra da Avrupa'ya yayılır.
   1220'de kent Cengiz Han'ın kontrolüne geçti, şehri tamamen harap etti. 14. Yüzyılda, 1370'de Emir Timur'un Semerkant'ı Timur İmparatorluğunun başkenti ilan etmesiyle İpek Yolu'nun önemli bir kavşağında olması avantajı da eklenince ticaretin yanı sıra kent önemli bir ilim, bilim ve kültür ve merkezi haline de gelir. 14. ve 15. yy.'lar Semerkant'ın altın dönemi olarak kabul edilir.
Bir parçası olduğu Buhara Emirliği 1868'de Rusların eline geçince Semerkant Türkistan'a bağlandı.
  1924'te Ruslar Türkistan’ı Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Özbekistan olarak 5'e bölüyor, 1924'te Taşkent'in başkent ilan edilmesine Kazakistan Taşkent'in kendisine bırakılmasında ısrar edince aynı yıl, Semerkant 1924'ten 1930'a kadar Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin başkenti olur. Taşkent 1930'da kesin olarak Özbekistan'da kalınca 1930'da Semerkant'ın başkentliği biter.
  Registan Meydanı Semerkant'ın kalbidir, anlamı "Kumlu yer" demektir. Uluğ Bey Rasathanesi, Emir Timur ve İmam Maturidi türbeleri hariç diğer bütün önemli tarihi eserler Registan ve civarındadır. Bibi Hanım Camii, Gur Emir Medresesi, Şah-ı Zinde Camii ve türbeleri, Eski ticaret çarşısı ve Ruhabad Türbesi gibi.
Kısacası Türkiye'de İstanbul neyse Özbekistan’da Semerkant odur! (Metin Yılmaz)

Önceki ve Sonraki Yazılar