“İstemezük”

4 yıl önce Haçapit köyünde taş ocağı istemezük diyenler o günlerde komünist ilan edilmişlerdi. Aslında toprağına, köyüne sahip çıkmaktan başka amaçları olmayan vatandaş, “Bu sol zihniyet, bu komünistler, bunlar hiçbir zaman vatansever, milliyetperver değildir” diye yaftalamışlardı sonunda Haçapit kaybetti, evet Haçapit kaybetti. Karadeniz kaybetti.

Aynı senaryo İkizdere için yazıldı ve oynamaya çalışılıyor.

Ancak İkizdereliler kazanabilir.

Bu sefer Karadeniz kadını ayağa kalktı, gözlerini hiç kırpmadan iş makinelerinin önüne attı kendini. Ne için; toprağı, ağacı, bebeği, çocuğunu geleceği, vatanı, atası için.

O kadınlar bizim kadınlarımız, Zehra nenem, Safiye annem, Yıldız teyzem, Funda ablam, topraklarına sahip çıkabilmek için avazları çıktıkları kadar bağırdılar;

“Kepçe nereye biz önüne... Durdurana kadar buradayız...”

“Bana köşk verseler, villa verseler vadimi değişmem. Burası bizim doğamız, yaşam kaynağımız. Burası taş ocağı mı olur?”

“Bu ağaçları biz büyüttük, şimdi taş ocağı için kesiyorlar...”

"Cenneti cehennem çukuruna çevirecekler...”

“Burası bizim yaşadığımız vadi. Eğer biz bir kestane ağacı kesseydik bizi hapse atarlardı ancak Cengiz geldi kesti. Biz büyüttük, o deviriyor. Devlete boynumuz kıldan ince ama askeri dikti karşımıza. Şimdi ne yapacağız?”

“Kimdur devlet? Devlet bizum sayemizde devlettir. Ben halkım…”

Haykırdılar yeşilin bin bir tonu arasından özgür akan derelerden vadilere doğru. Bu haykırış ulaşır elbet metal ellerini toprağa saplayanlara.

Alanda çok sayıda asker bekliyor ki bu askerler bu kadınların evlatlarıdır. Onların kılına zarar gelse en çok ağlayacak olan da bu kadınlardır.

Ve kadınlar

bizim kadınlarımız:

korkunç ve mübarek elleri

ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

anamız, avradımız, yarimiz

ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen

ve soframızdaki yeri

öküzümüzden sonra gelen

ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız

ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki

ve kara sabana koşulan ve ağıllarda

ışıltısında yere saplı bıçakların

oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan

kadınlar,

bizim kadınlarımız

Nazım Hikmet Ran

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.