İYİ Kİ DOĞDUN YAKUP KADRİ!

   Trabzon’un genç gazetecilerinde Sertaç Hellaç da olmasa edebiyat dünyasında, yazın hayatında olup bitenlerinden haberimiz olmayacaktı. Trabzon basınında okuyan, araştıran bir kaç isimden biridir Sertaç. Sertaç, Türk romanının önde gelen isimlerinden biri olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun doğum yıldönümü nedeniyle şu paylaşımda bulundu;
  ‘130 yıl önce bugün, yazar, gazeteci, milletvekili ve diplomat Yakup Kadri Karaosmanoğlu dünyaya geldi. Yakup Kadri’yi, iki eseriyle anmış olalım.
Anısının önünde, saygıyla…

yakup-kadri.jpg
“Esasen iddialı roman ben hiç yazmadım, sevmem. Çünkü edebiyatı ben siyasi ve sosyolojik domainden ayırmış bir adamımdır. Sanatı her şeyin derdinde tutmuşumdur. Eski Osmanlı hayatıyla şimdiki hayat arasında ben büyük bir fark görmüyorum. Size kolaylık olsun diye isterseniz bir tavsiyede bulunayım. Bir daha dikkatle Kiralık Konak’ı okuyunuz. O ailenin hayatı nasılsa şimdiki cemiyet hayatınız da odur.” Yakup Kadri Karaosmanoğlu, 1973.
Okumadan Kurtuluş Savaşı’nı anlayamayacağınız o muhteşem eser Yaban’ın ikinci baskısının önsözünde aydını tanımlıyor Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Türk aydınını değil, Türkiyeli aydını:
“Bu viran ülke ve bu yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendine buluyorsun... Anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin! Ne ektin ki ne biçeceksin?”
Fotoğraf: Barış Bil. 7 Ekim 1962, Ankara’daki evinde kitaplar arasında - Yakup Kadri Karaosmanoğlu.
Yakup Kadri’ye rahmet dilerken Sertaç kardeşimize de teşekkür ediyoruz. 

Seyfullah Kınalı’nın açıklaması! 

Trabzon Büyükşehir Belediyesi başkan yardımcılarından Seyfullah Kınalı, ‘Yaylalı’nın fendi Kınalı’yı yendi’ başlıklı yazımıza bir açıklama göndermiş. Yazıda;  Seyfullah Kınalı’nın bir ara Trabzon’daki mühendis, mimarları vs. eleştirdiği ve ‘bunlar şaibeli’ dediğini belirtikten sonra, ‘ Kınalı’ya tepki gösterenlerden biri de İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Mustafa Yaylalı idi. AK Parti Belediye Meclis Üye listesinde Mustafa Yaylalı ilk sırayı alırken kendisini eleştiren Kınalı kadro dışı kaldı’ yorumunu yapmıştık.
Seyfullah Kınalı işte bu yoruma cevap verdi ve şöyle dedi;
‘Seyfullah Kınalı olarak bu dönemde gerek meclis üyeliğimde gerekse belediye başkanlığı ile ilgili ne bir başvurum ne bir niyetim ne de bir talebim olmamıştır.

seyfullah.jpgAK Partinin kurulduğu 2001 yılından bugüne kadar partim adına aktif görev yaptım. Bu hizmet mahalle başkanlığı ile başlayıp son 15 yıldır (üç dönem) Belediye meclis üyesi olarak devam etmiştir. Son iki dönemde Başkan ve Meclis Başkan Vekilliği, İmar Komisyon Başkanlığı gibi birçok görevin içinde bulundum. Son iki dönemde AK Belediyecilik olarak Sayın O. Fevzi Gümrükçüoğlu önderliğinde Trabzon Belediyecilik tarihinin (10 yıllık zaman dilimi) yatırım ve hizmet olarak rekorlarını kırdık. Bir takım çevrelerce yürütülen, olumsuz algı yaratma, karalama ve engelleme çabalarına rağmen birçok ilklere imza atarak hemşerilerimizin hizmetine sunduk.’
Biz, algı malgı yaratmadık, kimseyi de karalamıyoruz. Yaşanan bir olayı köşemize aldık ve iki satır yorum yaptık. 

****************

  Herkes aynı düşünseydi muhakkak ki insanlık bir adım yol alamaz, Pigmeler seviyesinde kalırdı. Batı ile islam dünyasının durumu budur.
Batı’da şiddet içermeyen her düşünce serbesttir ve bu yüzden çok farklı düşünen, inanan insanlar çatışmadan bir arada yaşayabiliyor. İslam dünyasını bu durumla mukayese etmek mümkün olmadığı gibi yakınlarına bile sokulamaz. Diğer islam toplumlarını bir kenara koyarak Türkiye’ye bakarsak görürüz ki; batı değerlerine en yakın olan Türkiye bile bugün birileri tarafından bir Ortadoğu toplumuna dönüştürülmek isteniyor; büyük bir çoğunluğa muktedir bir azınlık terörist, hain, adi vs. diyebiliyor. Bunu da “Beka” sorunu diye adlandırabiliyor.
   Ben, herkesle aynı düşünüp aynı şekilde inanmak durumunda değilim. Farklı düşünüyoruz diye kişileri dışlamam. Edep içerisindeki her farklı düşünceye saygılıyımdır. Pigmeler gibi olmak istemiyorsak edepli, ahlaklı her düşünceye saygılı olmaya mecburuz.  
(Temel Kahveci)

***********

  Hayatımda elini sıktığım tek politikacı Altan Öymen’dir. CHP genel başkanıydı ve teşkilatları denetlemek için Trabzon’a gelmişti. O da bir elim cebimde biraz alaycı bir ruh haliyle sıkmıştım elini. Mütebessim bir ifadeyle bana baktı ve muhtemelen ‘’Gençlik işte!’’ diye geçirmişti zihninden. Ne korumaları müdahale etti, ne Altan Öymen tavrımı saygısız buldu ne de etraftaki CHP’liler ‘’CHP’nin genel başkanı karşısında elini nasıl cebine koyarsın!’’ deyip kudurdular.  
(Metin Kondel)

*************

  Bugün trainer  (eğitimci) ile ( çalışıyorken lunge (bacakları çalıştırma) hareketini yapmamı istedi ben de başka bir şey yapsak (omuz hareketi falan) olmaz mı dedim:) Güzel bir cevap geldi.
''En zayıf olduğumuz yer hiç sevmediğiniz yerdir'' 
Kariyeri güçlü olduğumuz yer üzerinden nasıl inşa etmek gerekiyorsa; fitness i (sağlıklı ve formda olmak)da zayıf olduğumuz yerler üzerinden inşa etmek gerekiyor sonucuna ulaştım.
Hayat hassas bir terazi üzerine kurgulu...
Bir taraf güçlenirken bir taraf zayıflayabiliyor...
Dengeler bu anlamda çok önemli...
Mutlu ve başarılı olmak da bu noktada güç ve sıcaklık dengesi üzerinden geçiyor.
Her ne kadar pek ikisi bir araya gelmesi zor da olsa bir araya gelince fark yaratabiliyor... 
Lider oluyorsunuz, başarılı ve mutlu oluyorsunuz...
Daha ne olsun...
Gücün yanında sıcaklık 
Sıcaklık yanında güç olsun... 
(İlham Süheyl)

Önceki ve Sonraki Yazılar