02.08.2022, 10:14

İyi ki varsın Trabzonspor

Bir takım düşünün şehrine yüz olan.

Bir takım düşünün şehrine hayat veren.

Bir takım düşünün şehrine güç katan…

Kazandığında bayram havası, kaybettiğinde yas evi…

Sizinle 20.yüzyılın başlarına gidelim.

Trabzon’da 10-15 ülkenin konsolosluklarının olduğu zamanlara!

1911’lere…

Öz dedemin Trabzon’a ayak bastığı ilk yıllara!

Trabzon’un ailemize yurt olduğu zamanlara…

Bu şehirde o dönemlerde gayrimüslimler bir hayli yoğunluktaydı. Hem nüfuslu, nüfuzlu insanlardı.

Onların başlattığı spor furyası kısa zaman içerisinde biz Türklerin de dikkatini çekti. Öyle ki 1911 yılında kurulan İdmanyurdu, Trabzon futbolunun ilk tohumunu ekti.

Ekti ekmesine de savaş nedeniyle aksak kaldı.

Ama özellikle de Atatürk’ün emri Trabzon’da da karşılık buldu ve İdmanocağı, İdmangücü ve Necmiati gibi kulüpler kuruldu.

Öncelikle bu şehrin stratejik konumu, tarihi, kültürel zenginliğinin yanı sıra sportif anlamda da adından söz ettiren Trabzon, artık sporda da -futbolda da- ön plana çıkmasını bildi.

Öyle ki Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk futbol kitabı Trabzon’da yazıldı. Rahmet olsun ruhuna İdmanocaklı Süleyman Rıza Kuğu tarafından yazılan ‘Asosyeşın Futbol’ kitabı ülkenin futboldaki rehberi oldu.

Öyle ki kitaba ulaşanlar ilk sayfalarında yer alan bir cümleyi iyi analiz etmeli.

Der ki; Bu kitabın amacı ‘Doğu vilayetlerine futbol öğretmek’

Şu asilliğe bakar mısınız?

Eyy gidi Trabzon! Vakti zamanında öğreten, bilgini gizlemeyen bir toplumken ne oldu sana diye sorasım var da konumuz futbol!

***

Hemen kuruluşa gelmek, Trabzon’un şanlı spor tarihine saygısızlık olur.

Bu şehir İstanbul, İzmir ve Ankara’nın ardından Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın dördüncü üyesiymiş. Keza bu şehir, daha 1920’li yılların başında fikstürle birlikte kendi içerisinde lig tertip etmiş öncü bir şehirdir.

Düşünsenize bugünlerde bizim 5 yıldızımız var diyenler bu coğrafyada yaşıyor olsalardı acaba ne derlerdi? Neyse!

Trabzonspor’un resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre İdmanocaklı gençler daha 1923 yılında İstanbul’a gezi düzenleyerek yabancı futbol maçları düzenlemiş. Hatta yetmemiş 1925 yılında Sovyetler Birliği’nden kente davet edilen spor kafilesi ile ilk yurtdışı temas da gerçekleştirilmişti.

Bu durum bu ülkede bir ilkti.

Bu şehrin ambiyansı çok farklıdır.

Bu şehirde yaşayanlar siyasette de, ekonomide de, sporda da her zaman ön plana çıkmasının sebebini genetik olarak görmüşümdür ki; 100 yıl önce de benzer minvalde olduğumu görmek bir o kadar gururlandırsa da miras yedi olarak bugün bazen yozlaştık mı diye sormadan edemiyorum!

Ama iyi ki Trabzonspor var.

***

Sizce Trabzonspor’un efsanesi kimdir?

Bence, Dozer Cemil.

Peki, Trabzon sporunun efsanesi kimdir diye sorsam?

Yadırgayacağınızı düşünmüyorum ama bence kuşkusuz Hüseyin Avni Aker’dir…

Hüseyin Avni Aker’in bir sözü var; olur da bir gün ülke geneline hitap eden spor kitabı yazarsam önsözüne mutlaka yazacağım.

“İstanbul’da dans, Ankara’da ud, Trabzon’da futbol…”

Senin de Mekanın cennet olsun Hüseyin Avni Aker…

*

Bu yazıda hep bir miras yazdım yazdım durdum da; bu iddiayı daha da kuvvetlendirecek bir kanıt daha kullanmam gerekir.

İnatçılığımız…

İdmanocağı ve İdmangücü…

Tipik bugün Trabzon’un yaşadığı şehir içerisinde yengeç sepeti misali birbirini yiyen, ama yeri geldiğinde bir olan iki dev kulüp…

Bu noktada bana bu yazı için ilham olan meslek büyüğüm Servet Özkara’ya da selam söylemek isterim. Özkara, Trabzonspor Ziyabey Tesisleri’nin çekildiği ilk fotoğrafta bile yer alan yıllardır basın camiasında kalan eski toprak bir öğretmenimiz. Onun anlattığına göre İdmanocağı ile İdmangücü arasındaki rekabet bugünkü Galatasaray Fenerbahçe’sinden daha ateşli ve bir o kadar da saygılıydı. Bir yanda Trabzonspor kurulacak mı yoksa amatörde mi kalacak söylemleri, diğer yanda İdmanocağı’nın kulüp renklerinin Sarı-Kırmızı ısrarı, diğer yandan da İdmangücü’nün bu isteğe karşı çıkışı… Dönemin Trabzon Valisi de baktı ki bu iş olmayacak iki takımın yetkililerini valiliğe çağırır. Ya birleşirsiniz ya da sizi taraftara bırakırım demesi Trabzonspor’un kuruluşuna vesile oldu.

Ama işte dedim ya inatçılık...

Kırmızı-Beyazlı olarak kurulan Trabzonspor sonraki süreçte Bordo-Mavili formayı sırtına giydi. Ama yine bitmedi her fırsatta renkleri Sarı-Kırmızı olsun diye sürekli atakta kalan İdmanocağı yetkilileri baktı ki olmayacak onlar da vazgeçti ve Trabzonspor bugün tüm dünyaya bu şehrin adını Bordo-Mavili formayla haykırdı.

Tarih; Nihayet 2 Ağustos 1967…

Bordo-Mavi renkler altında, İdmanocağı, İdmangücü, Karadenizgücü ve Martıspor'un birleşmesi ile kurulan Trabzonspor Kulübü, 1967-68 sezonu itibarıyla İkinci Lig’e “merhaba” dedi.

Hedef 1. Lig…

Türk futbolunun ilk kitabını yazan bu coğrafya, ders vermek için sahne aldı.

2. Lig’de mücadele eden Bordo-Mavililer ilk buhranını 1971-72 sezonu son maçında PTT’ye 1-0 yenilerek Birinci Lig biletini rakibine kaptırmasıyla yaşadı.

Ardından öze dönüş yaptı. Ahmet Suat sazı eline aldı. Şehrin kendi kaynaklarıyla Trabzonlu sporcuların ağırlıkta olduğu bir takım kurdu. Erdoğdu’dan, Faroz’dan, Sotka’dan, Arafilboyu’ndan yükselen ses 1973-74 1. Lig’e adım attırdı.

Ardından ilk büyük kupa… 1975-76 sezonu.

Şampiyonluğun İstanbul dışına çıktığı ilk yıl.

Hegemonya yıkıldı, büyü bozuldu. Adeta bir dev uyandı.

Bayrak devri gerçekleşti. Boynuz kulağa geçti ki Özkan Sümer devam etti. Elde edilen şampiyonluğun ardından İstanbul medyası, bu durumu şans olarak nitelendirse de sonraki 8 senede de 5 şampiyonluk 3 ikincilik elde ederek Türk futbol tarihinde 9 sene boyunca ilk 2 sırada yer alan takım karşısında Kupa Beyi lakabını verdi…

Trabzonspor’un hangi başarısını yazayım, birisini yazsam diğeri eksik kalacak. Ama Türkiye Kupaları, Cumhurbaşkanlığı Kupası, Başbakanlık Kupası, Süper Kupa… Öyle dev takımlar geldi ki 15 Eylül 1976 günü Akranes galibiyeti ile başlayan Avrupa serüveninde Liverpool, Aston Villa, Inter, Barcelona ve Lyon gibi unutulmaz zaferler…

Kırılgan zamanlarımız da oldu. Trabzonspor’un elinden çalınan zamanlar, Trabzon’un kursağında kalan sevinçler…

1995-1996’lar

2004-2005’ler

2010-2011’ler…

Ahh be Trabzon!

Sevda uğruna hayatını kaybedenler Mehmet Dalmanlar, Musta Abiler, Emiceler, Eşref Akyazılar…. Kazımlar…

***

Ama vazgeçmedi Trabzon…

Ayağa kalkmasını bildi.

Yeri geldi fındığı para etmedi, olsun Trabzonspor var dedi.

Yeri geldi denizinden uzaklaştı, olsun Trabzonspor var dedi.

Yeri geldi siyasette ön planda olsa da yatırımdan mahrum kaldı, olsun Trabzonspor var dedi.

Yeri geldi evde eşiyle kavga etti, olsun Trabzonspor var dedi.

Yeri geldi evladı hayırsız çıktı, olsun Trabzonspor var dedi.

Yeri geldi evladını saygısızlık olur diye büyüklerinin yanında sevemeyen aile bireyleri çocuğunu stada götürdü…

Yeri geldi iş yerinde patronundan fırça yiyen, Trabzonspor maçına gitti

Cebinde dolmuş parası, evine ekmek parası denkleştiremeyenler soluğu bir şekilde Trabzonspor maçında aldı.

Bilmeyen de zannediyor ki Trabzonspor gol attığında sahada oynayan 11 kişi, oynadığı meşin yuvarlağı rakip kale çizgisini geçirmesine seviniyor…

Hayır efendiler.

Yemin edebilirim ama ispatlayamam şöyle ki; Dorukhan Toköz’ün skoru 2-1’e getiren golü atarak şampiyonluğu tescilleyen vuruşu yaptığında aklımda zerre futbol yoktu.

Olduk be!

Sonunda yine yıkıldı statüko…

Doyasıya yaşayabildik sevinci…

Borçları, hastalıkları, yalnızlığı bir kenara bırakmadık mı?

***

Trabzonspor bu şehirde futbol takımından fazlasıdır.

Bu şehrin bence tek sevinç kaynağıdır.

Boşuna futbol bir afyondur söylemi dile gelmedi.

Ama futboldan başka ne zaman haykırabildik ki…

Çocuğunuz olduğunda mesela; bilmiyorum ama en büyük sevinçlerden biridir diye düşünüyorum. Bir Gol sevinci kadar haykıran var mı?

Ya da üniversiteyi kazandığınızda ya da beklenmedik bir yerden para geldiğinde ya da işe girdiğinizde ya da aşık olduğunuzda…

Hiç birinde böyle bir haykırışı dile getiremeyen toplumun tek kozu Trabzonspor…

Zaman tüm sevinçleri önümüzde koyduğunda

Sadece ve sadece Trabzonspor’u görüyoruz…

İyi ki varsın Trabzonspor.

***

***

CAMİAYA

Güldük, eğlendik...

Şimdi biraz gerçekçi olma zamanıdır.

Naçizane bir uyarımdır dikkate alırsanız mutlu olurum.

Trabzonspor sezonu şampiyon olarak tamamladı.

Komuoyuna bakınca bu sene de şampiyonluk söylemleri dile geliyor.

Artık keyif almanın zamanı gelmedi mi?

Alınan başarının üstüne yeni başarılar mı, yoksa sürdürülebilir bir ortamı yakalayarak geleceğe odaklanmak mı?

Hazırlık maçları sonrasında yapılan eleştiriler,

Süper Kupa maçından sonra yapılan övgüler…

Trabzon artık keyif alan bir şehir olmalı diye düşünüyorum.

Bu sene Trabzonspor taraftarı, takımını yormadan sevmeli.

Dile kolay 38 yıl sonra gelen sevinç, 11 yıl sonra gelen kupanın ardından hedef büyüttük.

Trabzonspor forması zaten ilk 4’e oynar.

Geçmişte kopan fırtınayı özlüyoruz biliyorum ama tehlikeli bir sezonla karşı karşıyayız.

İlk hafta İstanbulspor’la karşılaşacağız. Trabzonspor’un bu maçı kazanması lazım! Neden?

E takım yeni çıktı, Süper Kupa’yı aldın, şampiyon olarak ilk maça çıkıyorsun bu maçı kaybedilmez…

2. Hatayspor. E kendi evinde ilk maç. Asıl bu maç kazanılmalı. Bu olmazsa olmaz.

3. hafta Antalyaspor… E bu maçı kazanacaksın. Kazanacaksın ki seri yapasın!

4. hafta Galatasaray. E bu maçı hele bir de evinde mutlaka yeneceksin ki gücünü gösteresin! Bu mantık Trabzonspor’a uzun vadede zarar verir…

Trabzonspor şampiyon olduğunda taraftarın yaşadığı sevinç gösterisi tüm dünyanın gündemine girdi. Paraguay’dan Somali’ye herkesin haberi oldu bu sevinçten. Tüm dünya nasıl sevinilir mantığını Trabzon sayesinde canlı olarak gördü. Yetmedi kupa organizasyonu yaptı stadında 40 bin kişi huzuruna çıktı ardından gün sonra İstanbul’da 90 bin kişiye karşı ligin son maçını oynadı.

Böylesine bir kitlenin artık skora çok fazla önem vermemesi gerekir.

Bu yıl bu takım ilk 4’te olsun. Şampiyonlar Lig’ine kalıp, grupları 3. sırada tamamlasın, ardından Avrupa Kupası’nda son 16’yı görsün en büyük başarı bu olur diye düşünüyorum. Tabi ki şampiyonluğu çok isterim. Hele hele Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında Şampiyon Trabzonspor diye yazmak çok farklı bir duygu olur.

Ama dikkatli olmalıyız.

Kaş yapalım derken göz çıkartmamalıyız…

***

TRABZONSPOR’A

Bu sene yıllar süren şampiyonluk sevinci özleminin giderilmesi, eğlenceler vs. derken 2021-2022 sezonun açık alınla tamamlayan Trabzonspor’da yönetim kurulu alkışı hak etti.

Trabzonspor Yönetim Kurulu’na bu sezon için farklı bir önerim var.

Statta eğlencelere devam etmesi taraftarıyım.

Şöyle ki o eğlenceler şampiyonlukla alakası olmayan eğlenceler.

Futbol taraftarı artık farklı etkinlikleri hak ediyor.

Ayrıca statlar sadece futbol oynanan koca koca yapılar olmaktan çıkmalı…

İnsanlar böylesine bir ekonomide Trabzon şartlarına göre zorlayabilecek noktada para vererek maça geliyor.

Ama sadece 90 dakikayı baz alırsak başka hiçbir şey yok!

Neden?

Bu kültür artık değişmeli.

Bunun için prosedür nedir nasıl işler bilmiyorum ama aşılamayacak bir yapıda olmadığını düşünüyorum.

Nasıl mı?

Örneğin; maç önlerinde saha kenarında yöresel bir sanatçı konser verilebilir. Taş çatlasın 15 dakika…

Örneğin; taraftar penaltı kullansın…

Devre arası olduktan hemen sonra stada gelen herkesin olduğu bir çekilişin dev ekrana yansıtıldığını düşünüyorum.

Kazanan 5 isim, Trabzonspor’un 3. Kalecisine penaltı atsın.

Eğlenceli olmaz mı?

Herkesin sadece 1 hakkı olacak.

Golü atarsa forma hediye edilecek.

Atamazsa alkışla uğurlanacak.

5 kişi 1’er penaltı.

Saha dışında forma hediyesi.

En önemlisi de devre arasında yapılan çekiliş.

Tüm stadın ekrana kilitlenmesi…

Adrenalin patlaması, herkes pür dikkat kesilecektir...

Eğlenceli mi olur, bence çok eğleniriz.

Yani stada gelenler artık galibiyetin, mağlubiyet ya da beraberliğin dışında bir şeyler alması lazım.

Türk futboluna örnek olan Trabzonspor, bu noktada da örnek olabileceğini ve böylesine etkinliklerin daha da çeşitlenerek artacağını düşünüyorum.

Yorumlar (2)
Navigasyon Ali 5 gün önce
Çok duygusal ve hassas bir yazı olmuş tebrikler
Hasan KUM 5 gün önce
Elinize, yüreğinize, dilinize sağlık. Güzel anlamlı yazı için teşekkür ederim.