İYİYİM, ÇOK İYİYİM

  İlk günden bu güne çoğunlukla özgürlük, adalet, hak üzerine yazılar yazıyorum. O yüzden kadınlarla ilgili yazılarım çoğunluktadır.
Bazı yazılarım çok alkış aldı, bazıları ise alamadı.
Ben hiçbir zaman çok başarılı biri olduğumu iddia etmedim. Etmem de. Edemem de.

Ama kendimi başarılı bulduğum her an, etrafımdakilerin beni görmediği ve yanımda olmadığı anlardır. Takdir etmek zordur. Hazım gerektirir.
Donanmak ise daha zordur. Çünkü istemek gerekir.
  Son zamanlarda sıkça rastladığım bir durum var. Kalıcı ve sağlam çözümler yerine anlık çıkarlar peşinde koşanları görüyorum.  Haklıyı haksızı ayırt etmeden yarım yamalak işlerle, anı geçiştirmek istemlerini görüyorum.  Ve güç kimin elindeyse ona bağımlı olarak yaşama isteklerini…
 
Çözüm için mücadele etmeden, emek vermeden her şey benim olsun düşünceleri  o kadar çok bağırıyor ki. Adeta sesler kulakları sağır ediyormuş gibi. Oh ne ala memleket. 
Hep işimiz görülsün diye “boş ver” demelerle bugünlere geldik. Öyle ki ekip ruhu bile ruhsuzlaştı. 
 
Dehaların  dönemi Mustafa Kemal Atatürk’le sona erince,  ortaya sözde birlik beraberlik, aynı davayı savunma, bir işi birlikte yapmak adına bir araya gelen insanların oluşturduğu topluluklar çıktı. Adlarına da ekip dediler. 
Şimdi geriye dönüp bir bakın, ya da sizin içinde bulunduğunuz bir ekibiniz varsa onu inceleyin. Hangisi ayakta kalabildi. 
 
Doğruları, hakkaniyetten ayırmak öyle her babayiğidin harcı değildir. Biz Türklerin ekip de olsa, tek de olsa mutlaka kendine bir lider, reis, başkan seçtiği bir alışkanlığı vardır. Ama olmuyor işte bu menfaat dünyasında. Allah bile Kur’an-ı Keriminde aracıyı kabul etmezken sen niye illa da işim görülsün diye bir lider, reis seçersin ki kendine…
  İnsanlık öleli çok oldu. Tutunamayanlar kitabında Oğuz Atay, “Bence bir perdelik dram şeklinde yazmalıydın insanlığın ölümünü! Haber şeklinde daha inandırıcı değil mi albayım? İnsanlık öldü!” diyor… Sanırım artık durup düşünme zamanının gelip de geçtiğini gösteriyor bu cümle.
 
Maksat işimiz görülsün diye diye yok oluyoruz.  O zaman ne Sibel Ünli’nin ölümü bizi etkiliyor, ne de Emine Bulut’un haince öldürülmesi. Ve daha niceleri.
Her gün biraz daha eksilip yok oluyoruz. 

  Ekip demiştik değil mi o işin hikaye kısmı.  Sadece “Ben” varken bir  topluluk için mücadeleye ne hacet. Gibi görünmek en iyisi. O zaman o topluluğun da bir parçası oluyorsun.
İsyan ediyorum! Neye mi?
Hep anlatmaya çalıştım. Hep kim bilir! Dedim. Ama hiç anlayamadım görür görmez aslında anlatmanın yararsızlığını.
Artık yandım, gördüm ve anladım. Ama neden hala pişmedim ona isyan ediyorum. Geçin bu birlik beraberlik sözleri altında toplanmaları, çünkü hiçbir şey yapmıyorsunuz. 
 
O yüzden bırakıyorum bu sözde toplulukları. Vazgeçmek zayıflık değil, bırakacak kadar güçlü olmaktır. Geldiğim ilk günkü gibi yalnız olmayı seçiyorum. Yalnızken yaralara dokunmak, insanları anlamak daha kolay. Çünkü  o zaman seni idare etmeye çalışan insanlar yüzünden işler aksamıyor.  
 
Diyorum ki kısaca kimseye karşı kinim olamaz. Ben istedim, ben yaptım. Hepsi benim hatam. Ben istemeseydim yakınımdan bile geçemezdiniz. Aldım koydum sizi başımın üstüne, o da benim saflığım işte.
Ben ve benim gibi olan sizler, biz niye bir türlü akıllanmıyoruz.  
Ama size sonuç olarak bir şey yazmam gerek.  Anladım ki ne olacaksa oluyor bu menfaat dünyasında. Engel olamıyorsun. Tahmin edemiyorsun. Herkes haklı. Herkesin bir sebebi var. O zaman sen yoluna ben yoluma.
Arkamda bırakmak için yazıyorum tüm bu kelimeleri. Her bir kelime ve yaşanmışlık geri bıraktığım hatıralarımın yenisine bir davetiye. Her adım bir başka dünyanın kapısını açar unutmayın! 

  Gittiğiniz yerlerde işaret bırakmayı unutmayın! Çünkü bazen çıkışı bulmak zor oluyor. Ortalıkta hep menfaat sesleri yükselince işareti bulmak işte o zaman kolay oluyor. Ve sizin işaretiniz o zaman sizin farkındalığınız ve farklılığınız oluyor.
Sonuçta yaşadıklarımızın içinde mutlaka görmemiz gereken saklı şeyler var. Buna hayattan ders alma diyoruz. Hayat bana yine bir ders verdi. Bende kelimelerimle aktarmaya çalıştım. Merak ediyorsanız iyiyim. Hem de çok iyi . Çünkü “akıl” galip gelince aynı yerde durmuyorsunuz.

 


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.