Semi Hamzaçebi

Semi Hamzaçebi

JEOLOJİ

         Geo (Yer) ve Logos (Bilim) sözcüklerinden türeyen JEOLOJİ, yerbilim anlamındadır. Jeoloji, dünyanın içinde ve üzerinde gerçekleşen tüm olguları gözlemleme ve yorumlama işini uğraş edinen bilim dalıdır.

Jeoloji (Geology); Fiziksel Jeoloji, Tektonik, Petrografi, Sedimantoloji ve Stratigrafi, Mineroloji, Paleontoloji, Mühendislik Jeolojisi, Hidrojeoloji gibi alt bilim dallarıyla, yerkabuğunun bir mineral tanesinden kıtalara kadar değişik büyüklükteki bileşenlerinin özelliklerini, dağılımını ve gelişimini, dinamizmini inceleyerek elde ettiği verileriyle yerin tarihçesini yorumlayan; sedimenter, mağmatik ve metamorfik kayaların zaman ve mekan ortaklığında sentezini yapan; yeryüzündeki kayaç, toprak ve su ile hayatın gelişimini inceleyen temel bir doğa bilimidir. Diğer bilimler gibi görünen ve görünmeyen yönleriyle dünyayı insanlar için anlaşılabilir kılmayı hedefler.

         İnsan, bilinen tarihi boyunca çevresini algılamaya, yorumlamaya, dönüştürmeye ve kendi ihtiyaçlarını karşılamaya çaba sarf etmiştir. İlk çağlarda insanları en çok meşgul eden nesneler ve olaylar üzerine bastığı Yerküre odaklı olmuştur. Çakmak taşını bıçağa ve ateş kaynağına, kili çömleğe, kalayı ve bakırı karıştırıp bronza, çeliği kılıçlara ve mızrağa dönüştüren süreçler insanlık tarihinde önemli kültürel dönüşümlerle beraber tarihsel dönemler de (demir çağı, bakır cağı vb.) meydana getirmiştir.

Ancak Yerküre sadece sunduğu nesneler ile değil içinde taşıdığı yıkıcı güçlerle de etkilemiş ve insanlık için “ilgi odağı” olmuştur. İlk çağlardan bu yana insanlar, depremler ve volkan patlamaları gibi yeryüzünün altına hapsolmuş muazzam güçleri açığa vuran olguların farkındaydılar, bu olguları tanrıların müdahalesi olarak yorumladılar.

        İster yıkım ister zenginlik kaynağı olarak görülsün ilkçağlardan başlayan Yerküreyi tanımaya, yorumlamaya, ondan azami ölçüde yararlanmaya ve zararlarından korunmaya yönelik üretilen bilgi birikimleri üzerinde ÇAĞDAŞ JEOLOJİ yükselmiştir. Son yıllarda üretilen yeni bilgi ve bulgular, JEOLOJİ biliminde önemli açılımlar yaratmıştır. Bugün halk sağlığı, güvenliği ve refahı adına her türlü insan girişimi ve projelerinde ihtiyaç duyulan JEOLOJİK verilerdeki artış sonucu JEOLOJİ toplumsal yaşamın her alanı ile bütünleşmiştir.

         Jeoloji biliminin ilk ortaya çıkışında insanlığın dünyayı tanıma ve yorumlama ihtiyacına yanıt verdiği ve o dönemlerden bugüne kadar geçerliliğini koruyan bilimsel kabulün sonucu olarak 5 temel bilim (biyoloji, fizik, kimya, matematik ve jeoloji ) arasındaki yerini aldığı bilinmektedir. Günümüzdeki teknolojik gelişmelere dayalı olarak Jeoloji Mühendisliği hizmet yelpazesi önemli oranda genişlemiştir. Başta doğal kaynak, çevre ve afet yönetim süreçleriyle ilgili olarak metalik madenler, endüstriyel hammaddeler, enerji hammaddelerinin ve sıcak ve soğuk su kaynaklarının aranması ve ekonomik kullanımı kararlarında; deprem, heyelan, kaya düşmesi, sıvılaşma, su baskını afet tehlike ve risk değerlendirmeleri; arazi kullanım planlarının hazırlanması; yer seçimi kararları, kütle hareketleri tanımlama, sınıflama, izleme , duyarlılık analizleri ve stabilizasyon önlemlerinin belirlenmesi için jeolojik-jeoteknik etütlerde; yer altı suyu ve toprak kirliliği, atık depolama vb. çevresel sorunların çözümünde; Baraj, tünel, karayolu, demiryolu, boru hattı, enerji santralleri gibi mühendislik yapıları ve binalar için jeolojik-jeoteknik etütlerde, kentsel projelerin ihtiyaç duyabileceği temel parametrelerin belirlenmesinde, toplum sağlığı için risk oluşturan radon gazı ile asbest, arsenik, zeolit minerallerine ve etkilerine yönelik Tıbbi Jeoloji ve Jeolojik Sit olarak kabul edilen oluşumlar (Fosil zonları, taşlaşmış ağaçlar, yeryüzü şekilleri) ile ilgili araştırmalar da JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ aktif görevler üstlenmektedir. 

         Ülkemizde 19.yüzyıldan itibaren JEOLOJİ bilgilerini içeren yayınlarla karşılaşılmaktadır. Örneğin, Hoca İshak Efendi’nin 4 ciltlik Mecmua-yı Ulum-ı Rizaziye (1834) adlı eserinde jeolojik değerlendirmeler yer almıştır. Yine aynı dönemde, Mekteb-i Tıbbıye-i Şahane’de JEOLOJİ dersleri verilmeye başlanmıştır. Darülfünunu Şahane içinde Ulum-ı Tabiiye ve Riyaziye (Doğa ve Matematik Bilimleri) bölümünün kurulması ile üniversitede JEOLOJİ eğitimine ilk adım atılarak İlm-i Arz ve Maadin (Yer ve Maden Bilimi) dersi okutulmaya başlanmıştır. Balkan Savaşı nedeniyle bir süre ara verilse de önce İstanbul Darülfununu (1933’ten sonra İstanbul Üniversitesi) Fen Fakültesi bünyesindeki JEOLOJİ ENSTİTÜSÜ’nde ve daha sonra da İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesinde JEOLOJİ eğitimine devam edilmiştir. Aynı dönemde Ankara Üniversitesi Ziraat Enstitüsü bünyesindeki Tabii Bilimler Fakültesinde (1933) Jeoloji Bölümünde eğitim başlamıştır.1960’ların ikinci yarısında Karadeniz Teknik Üniversitesi(1965), Ortadoğu Teknik Üniversitesi(1965), Dokuz Eylül Üniversitesi(1968) ve Hacettepe Üniversitesi (1968) olmak üzere 4 üniversitede daha Jeoloji Mühendisliği eğitimine başlanılmıştır. Bugün Üniversitelerin Mühendislik/ Mühendislik-Mimarlık Fakültesi bünyesindeki 20 bölüm öğrenci almaktadır. (Kaynak; Jeoloji Müh.Odası)

        Güzel günler dileğiyle.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.