Kale surlarının temeli ve Antik Liman!

kale-surlari.jpgKTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi öğretim üyelerinden Coşkun Erüz, Trabzon Ortahisar’da yıllarca sebze ve meyve hali olarak kullanılan alanın doğusundaki kale surlarının temelinin antik rıhtım olduğunu öne sürdü.  Kale surlarının ortasında, Tabakhane Deresi’ne açılan kapıya da “limanın kapısı” dedi.

Kuzey Ekspres, dün Coşkun Erüz’ün bu hayali söylemini manşetine taşıdı. Erüz, bölgenin turizme kazandırılmasını söyledi.  Coşkun Erüz, daha önce de Pazarkapı Mahallesi’nde, Zağnos Deresi’nin denizle buluştuğu bölge için “antik liman” demişti.

Coşkun Erüz’ün bu iddialarını Trabzon yerel tarihi ile ilgili onlarca yazı yazan ve Ortahisar’ın hemen her bölgesini gezip inceleyen yazarımız Hasan Kurt’a sorduk.

Kurt şunları söyledi;

“Coşkun bey Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği’nin başkanı. Tarihi değerleri koruma adına bu açıklamayı yaptı. Ancak, Coşkun Bey ne arkeolog ne de sanat tarihçisi. Oradaki kale surları, Ortahisar kale surlarından sonra yapılmış. Tabakhane dere deltasının batısına, vadiden birkaç metre yükseğe inşa edilmiş ve denize kadar uzanmış. Moloz’da denizde bir de burcu vardı. O surlar, kum ve toprak üzerine inşa edilmemiş. Yıkılmaması ve derenin taşması göz önüne alınarak geniş taş temel üzerine inşa edilmiş. Tabakhane Deresi, 1800’lü yılların sonlarına doğru taşmış ve çevrede büyük hasar oluşmuştu. Bunun üzerine o tarihte derenin bu bölgesi denize kadar geniş 1-2 metre çapında ve yüksekliğinde bir sıkıştırılmış tuğla kanal içine alınmış. Coşkun bey bunu bilir. O bölgede denize uzanan surun dere tarafındaki taş temelin izdüşümü batı bölgesinde de var. Fotoğrafta görünen duvar, liman duvarı değil surların temeli ve kademesidir. Bu kademe karşı tarafta Ortahisar surlarının doğu kısmında, bu bölgenin güneyinde yolun üst kısmında daha yüksek olarak da vardır. Ayrıca o bölge liman olarak kullanılsaydı, kale surlarının tabanında iki üç metrelik değil 8-10 metrelik bir yükleme boşaltma alanı olurdu. Ve dere deltasında, denizle buluştuğu yerde liman olur mu? Var mı örneği? Ve ayrıca bu bölgenin Roma limanı olduğuna dair, Roma kayıtlarında ciddi bir belge bilgi de yok.  Coşkun bey, arkeologların, tarihçilerin alanında medyatik görüş belirtene kadar Karadeniz’de balık türlerinin neden azaldığı, balık türlerinin nasıl çoğaltılacağı konularında araştırma yapsa daha isabetli iş yapmış olur.”

Godot'yu beklerken!

İnsan doğumla başlar beklemeye, gün gün, adım adım ümitle bekler. Beklediği aslında kendi ölümüdür. Godot'yu bekleyenlerden farkları; onlar kurtarıcıyı bekler, genelde insanlar ölümü.

Ölüme meydan okuyanlar ölse de kazanır. Ölüme çare bizatihi ölümdür. Şair ne der;

Ölüm bize ne uzak, ne yakın bize ölüm

Ölümü göze aldık ne yapsın bize ölüm!

Socrates, İsa, Musa, bütün peygamberler, eylemci ve devrimciler Che, Mustafa Kemal yaşamaya devam ediyor.

Godot'yu bekleyenlerin çaresizliği beklemelerine gerek olmadığını bilmemeleri. Beklemek yerine direnmemiz ve başarmamız gerek. Kurtuluş kendi ellerimizde, içimizde.

Yapmamız gereken isyan etmektir.

İsyan, halin kötülüğüne, yöneticinin ahlaksızlığına, zalimin zulmüne, düzenin bozukluğuna isyan. İsyan olmasaydı insan hala avcı toplayıcı toplum olmaya ve kabile olarak yaşamaya devam ederdi.

İslam aleminde "Ulul emre itaat" diye bir uyuşturucu imal etmişler ve insanı bununla yedinci yüzyılda yaşamaya mahkum etmişler. Nisa suresi 59’ncu ayeti şöyle buyurur;

"Allah’a, Peygambere ve aranızdan kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara itaat edin; ve herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah’a ve Peygambere götürün,"

Eğer Allah'a, Peygamber'e uyuyorsa ulul emre itaat şarttır. Ulul emri bu dünyada Allah sorgulamayacağına ve Peygamber ebedi alemde olduğuna göre bu görev kimindir? Elbette biz inananlarındır

Halkı feryatlar içinde iken debdebe içinde yaşayan Muaviye ardıllarına isyan şarttır.

Yoksa kurtarılmak için Godot'yu bekleyen kalabalıklar kendi çaresizliklerinin içinde boğulacaktır.

Muhammed Mustafa (sav) müşriklerin ekonomik sistemine başkaldırmasa Mekke'den göçüne sebep kalmazdı ama o halde Mekke'de yaşayıp ölen bir Arap olarak unutulur giderdi.

Son söz; İsyan, daha güzele, daha iyiye ulaşmak için insana verilen, insanı yaratılmışların en şereflisi kılan ilahi bir görevdir. (Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

 

*****************************************************************

Bu ülkede bu iktidar başa geldikten sonra en çok aşağılanan üç şey oldu. Bunlardan biri Türklük, diğeri ülkücülük, üçüncüsüyse vatansever devrimcilik oldu.

Türklüğü ve ülkücülüğü savunması gereken yapı, öyle bir ihanetin içinde oldu ki beka diyerek Türklüğün bekasına kastedenlerin kapı bekçiliğine soyundu. Ülkücüler öyle yalnızlaştırıldılar ki, kendilerine bir karargah oluşturamadılar. Öyle derin travmalar yaşadılar ki, yeni oluşan İYİ Parti’yi kendilerinin karargahı sanıyorlarken oradan da ilk tasfiye edilenlerden oldular.

Her şey aslında olması gereken gibi oluyordu ama bunu yorgun zihinlere anlatmak kolay değildi. Emperyalizmin nasıl bir yok edici olduğunu bilmeyenlere bunu anlatamazdın. Şok dalgaları ardı ardına geliyor ve çok öncelerden operasyon yemiş ülkücüler, işin içinden çıkamaz oldular.

Devrimcilere gelince; geçmişte herkesten daha militarist savaşçı olanlar Sovyet Rusya’nın dağılmasıyla imanını ve Kabe’sini yitirmiş müminlere döndüler. Onlar bizden de daha derin travma yaşadıkları için büyük bir kesimi çok kolay akpeleştiler. Çünkü onlarında bir karargahı yoktu. Her şey Amerikan derin devletinin planlarına göre yürüyordu ve bunun herkesin hissetmesine rağmen kabullenmek istemiyordu. İdeolojiler bitmiştir, libereralizm kazanmıştır diyen ..... kişinin öngörüsüye MHP’nin başına getirilmiş kişinin milliyetçilikten başka her şeyi yaptığını bile göremedi. Daha dün, birisiyle dava arkadaşı olduğunu söyleyen bu zat bizimle dava arkadaşı olamamasını nasıl izah edebiliriz ki?

Evet, karmaşık gibi görünen şeylerin aslında çok basit şeyler olduğunu anlayamamızın nedeni, olguların basitliğini karmaşık ve anlaşılmaz kılan bizim zihnimizin korkaklığıdır. Bu yüzden yoruluyor ve bıkkınlık gösteriyoruz. (Temel Kahveci)

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar