Mehmet Nuri Sunguroğlu

Mehmet Nuri Sunguroğlu

KAPI ŞEHRİ KARS

ALMAN SEYYAH PROF. DR. KOCH İLE K-DOĞU ANADOLU 1843 – 44

Kars, şüphesiz aslen bir İberya (Gürcü) şehriydi. Gürcüce’de Kari "Kapı" anlamına gelirken, Ermenicede Karis-Kholakhi, "Şehrin Kapısı" anlamına gelmektedir. Ermeniler Karuts Kaghakh teriminden kısaltarak "Kars" kelimesini üretmişler ve bugünkü Ermeni dilinde Ghars olarak telaffuz edilen Kars, "Kapı Şehri" anlamında kullanılmaktadır.

230-b.jpg

Şehrin bulunduğu platoya başlangıçta Verin veya Anphait Basean (yani üst veya ağaçsız havza) deniyordu; daha sonra Vanand olarak adlandırılan şehri, tarihçi Konstantin Porphyrogeneta erken çağ onuncu yüzyılda Kars olarak tanımlamıştır.

1064 yılında Bizans’ın eline geçen Kars, 928'den 961'e kadar Ermeni Pakraduni Hanedanlığının idare merkeziydi. Şehir önce Selçuklular tarafından ele geçirilmiş olsa da devamında Moğolların istilasından korunamayarak günümüzdeki Türkler gelene kadar Moğol idaresinde kalmıştır. Kars'ın coğrafi ve stratejik konumunu en iyi anlayan III. Murat, şehre 7 Beylerbeyi ve Paşa atayarak (1579) şehrin korunması için 7 yerde müdafaa amaçlı istihkâmlar yaptırdı. Günümüzde Kars bir Paşalık ile idare edilmekte olsa da, Muş, Van ve Beyazıt gibi Erzurum Seraskerliğine bağlıdır.

Şehrin şimdiki Paşası misafirperver, yaşlı bir Müslüman olan Yusuf Paşadır. Bununla birlikte bu yaşlı adamı Ruslar gibi kalıtsal düşmana karşı olan sınırların uç noktasına neden atandığını anlamakta zorluk çektiğim kadar, bu önemli coğrafyada düşman sınırına yakın olan bu şehrin savunması için hiçbir şey yapılmadığı da, inanılması güç olan Türk anlayış eksikliğinin hüzünlü halinin bir başka kanıtıdır.

Ülkenin yetkililerini dürüstlük duygusu veya vatan sevgisi değil, bencillik ve açgözlülüğün doyumsuzluğu yönlendirdiği açıkça görülmektedir. Bunu eski valilerden birisinin; Rusların Gümrü'de (Alexandropol) savunma amaçlı yaptıkları inşaata 60.000 gümüş ruble karşılığında Kars'ın ormanlarını kestirerek satmasında görüyoruz. Yörenin sakinleri Paşanın isteği için ormanların ağaçlarını keserek ara sıra dayaktan başka hiçbir karşılık görmeden Rus sınırına kadar taşımaya zorlandı. Paşanın kişisel çıkarı için Kars platosunun tek önemli ormanı kesilerek yok edildi ve şimdi yerinde yeller esen bu ormanın gelecekte hepten yok olacağı kesindir.

Kars'ın engebeli platosunu aşarak farklı yönlerde akışına devam eden Kars Çayı, kaynağını Soğanlı Dağlarından almaktadır. Plato da farklı yerlerde 6-8 m yüksekliğinde oluşan tümseklerin moloz taş yığınları Kars Çayı’nı da yön değiştirmeye zorlamaktadır. Önce kuzey-doğuya doğru akan Kars çayı, devamında derin yatağını bulduktan sonra güney-doğuya doğru akışına devam etmektedir. En eski tarihimizden beri hala aktif olan Karagöz'ün (Karagöz Köyü, Ardahan-Kars) attığı lavalardan oluşan tepeler Kars Çayı'nı yönlendirerek nihayetinde güneye doğru devam ederek Aras nehrine akmaktadır. Ancak Kars Çayı Aras nehrine akmadan önce kuzeyden gelen ve en büyük kolu olan Arpa Çayı ile birleşerek aynı dere yatağını beraberce kullanmaktadırlar.

Kars Platosu batıda Soğanlı ve Çıldır Dağı, karşı tarafında -doğuda- Alagöz ve daha kuzeyinde Kafkasya'nın eteklerindeki Yeldere vadisi ile sınırlanmıştır. Güneyde Aras Nehrinin derin vadisine kadar uzanan Kars Platosu, Kuzeyde Çıldır Dağının uzantılarının arkasındaki zengin göllerin oluşturduğu havzanın yüksek koyutlarından sonra fazla geçmeden Samtshe-Cavaheti platosuna ulaşmaktadır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar