KARADENİZ'DEKİ SELLERİN NEDENİ!

KARADENİZ'DEKİ SELLERİN NEDENİ!

Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Başak Taşeli, küresel iklim değişikliğinin etkisiyle, Karadeniz Bölgesi'nde ani sel ve heyelan riskinin arttığını belirtti.

Giresun Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Başak Taşeli, "31 Ekim Uluslararası Karadeniz Günü" dolayısıyla yaptığı açıklamada, Avrupa'nın ikinci, üçüncü ve dördüncü büyük nehirleri olan Tuna, Dinyeper ve Don dahil 300'den fazla nehrin Karadeniz ve Azak Denizi'ne döküldüğünü belirtti.

Sadece Tuna Nehri'nin tek başına toplam akarsu girdisinin yüzde 70'ini Karadeniz'e taşıyan en büyük kaynak olduğuna işaret eden Taşeli, buna ilaveten Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh gibi nehirlerin geçtikleri büyük şehirlerden evsel atıkların, sanayi kuruluşlarının deşarjlarının ve tarım alanlarından ilaçlama ve gübreleme neticesinde zehirli materyallerin katıldığını ve artan azot-fosfor miktarlarının Karadeniz'de kirliliğine neden olduğunu aktardı.

Doğal afetler artacak

Taşeli, Karadeniz Bölgesi'nde ağustos ayındaki sellerin aşırı ısınmayla ilgisinin bulunduğunu savunarak, “Karadeniz'in 50 metre derinlikte ve 8 dereceden daha soğuk olan soğuk ara kuşağı, Avrupa'dan Karadeniz'e giren büyük nehirlerin soğuk suları ile beslenmekte ancak bu özellik 1995 yılından itibaren bölgesel iklim değişikliği nedeniyle önemli şekilde etkilendi. Karadeniz'in yüzey sularında önemli ısı artışları oluştu. Geçmiş yıllara göre daha fazla ısınan Karadeniz'in yüzey suları buharlaşarak yükselirken yamaçlara aşırı yaz yağışları bırakmakta. Doğu Karadeniz'de önümüzdeki yıllarda daha az kar fakat daha fazla yağmur, buna bağlı sel ve heyelan gibi daha fazla doğal afetler yaşayacağımızı korkarak tahmin etmekteyiz” dedi.

Kıyıdaş ülkelerin etkisi var

Karadeniz'deki kirlilikte tüm kıyıdaş ülkelerin etkisinin bulunduğunu dile getiren Taşeli, Karadeniz'de deniz çevresinin korunması amacıyla kıyısı bulunan Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya Federasyonu, Türkiye ve Ukrayna tarafından Nisan 1992'de Karadeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi ve ek protokollerin imzalandığını anımsattı.

Taşeli, Bükreş Sözleşmesi'nin icra organı niteliğindeki Karadeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Komisyonu'nun, kıyıdaş ülkelerin ortak stratejiler belirleyerek, Karadeniz'de kirlilik ve ekosistemin bozulmasıyla mücadele etmek, biyolojik çeşitlilik kaybını önlemek, ortak proje ve faaliyetler gerçekleştirmek amacıyla kurulduğunu ifade ederek, Karadeniz'e komşu ülkelerin bölgesel ısınmaya karşı izleyecekleri politikaların bir bakıma Karadeniz'in geleceğini belirleyeceğini söyledi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.