25.01.2022, 10:05

karne tatili…

ilkokulu çift dikiş bitirmiş cumhuriyet ortaokulu’na dedemin sayesinde zar zor kaydımı yaptırmıştım

o zamanlar şimdiki kadar olmasa da kayıt yaptırmak için ya o mahallenin ikametgahında olmalısın ya da hatırı sayılır birinin çocuğu

e bende de ikincisi olan dedemin 1950’li yıllarda ‘mimera’ köyünün eski muhtarlarından biri olması en büyük şansımdı

nedense zehra kitapçı ortaokulu’na gitmek istemiyordum

dediğim dedik çaldığım düdük bir nevi zarıl zarıl ağlıyorum dedemin peşinde

çünkü orayı bitirince trabzon lisesi’ne kayıt yaptıracaktım otomatikman

ortahisar’da konuşlanan eski hükümet konağı’nda tanımadığı sima yok gibiydi

*

ortahisar’daki vilayet konağının merdivenlerinden yukarı o önde ben arkasında söylenerek çıkarken herkes pür dikkat kesilerek;

hayırdır muhtarım? diyerek dedemi sakinleştirme telaşında

dedemse hiç kimseyi tınmadan;

vali beyle milli eğitim müdürüyle görüşeceğim! gibi sözleri havada uçuşuyor

demeye kalmadan sanırım milli eğitim müdür yardımcılarından birisinin odasına girdi

kırk yılın başı işim düştü size!

ha bu uşağı cumhuriyet ortaokulu’na kayıt etmiyorlar!

böylesine ufak bir işi de mi yaptıramayacağım ya! diyerek esip gürlemekte

dedemin ısrarı sonucu ilgili yerler aranıp o güzide okula bir şekilde kaydımı yaptırmıştım

neyse ne biz sadede gelelim:

*

okul başladı başlamasına ancak benim ruh sanırsın ki uçup gitmiş bedenimden de köyümün kırlarında sığır peşinde komşunun bahçesinden de erik deşirmekte

bir türlü derslere kendimi veremiyor konuları da anlayamıyorum

ister ders tekrarı isterse arkadaşlarla çalışmak benim kafayı bir milim yukarıya taşımıyor

demeye kalmadı yarıyıl zili kendisini bangır bangır çaldırarak geldi

ve karnelerimiz elimize birer ateşten top misali tutuşturuldu

on ders yedi zayıf

notlar on üzerinden olduğu için çoğu üç bir iki tane de yedi vardı

düşünsenize resim dersi bile üç

resim öğretmeni aynı zamanda hem de sınıf öğretmenim olan ressam ‘mustafa beşgen’

*

sadece kendimin karnesini öyle düşünürken mahalleden diğer arkadaşlarımın da karneleri benden aşağı değildi

bilenler bilir okulumuzla evimizin arasındaki ‘atapark’ adlı çocuk parkının bir köşesine iliştik

herkes bir diğerinin yüzüne çaresiz umutsuz ve garip bir şekilde bakışıyorduk

o gün ki aklımla nasıl yaptım bilmiyorum ancak;

çantamdan mavi mürekkepli dolma kalemimi çıkararak:

-ula ne kara kara düşiniysiniz!

ben ikileri de üçleri de sekiz yapacağım

annem nasılsa okuryazar değil anlamaz babam da alamanya’larda haberi olmaz

ve sonrasında da dediğimi yaparak zayıfsız karnemi eve getirme sevinciyle topuklarım kıçıma değecek şekilde evin yolunu tuttum

sonrasında ne mi oldu?

kih! kih!

..

küçücük bir dip not:

‘çocuklarınıza karnelerinde zayıf var diye kızmayın-yaşamayı öğretin

-iki kere doğulup yaşanmıyor çünkü…’

..

samsun..

20 ocak 2017

Yorumlar (0)