Kavakmeydan ikinci ‘meydan’ olmalı!

Trabzon’un her geçen gün taş yığınına, taşra kentine dönmesinin ana nedenlerinden biri, Trabzon’u bilmeyenlerin ve de siyasetçilerin günü kurtarma adına verdikleri hesapsız, kitapsız kararlarıdır.
Trabzon aylardır, Avni Aker, Yavuz Selim Sahası, 19 Mayıs spor salonu ve Orman Lojmanlarının yerine, neyin nelerin yapılmasını tartıştı. Spor camiası, Avni Aker yıkılmasın, Yavuz Selim Sahası yerinde kalsın, dedi. Kimileri, bölgede saha yapılsın çevresi park, bahçe olsun, dedi. Siyaset ve belediye de, bu görüşü savunanların esiri oldu.
Bu konuda birkaç kez görüş belirttim. Hem de şehir plancıların uzmanların da görüşünü alarak… Ki, bizim görüşümüze paralel projeler de yapanlar oldu. Ama ne yazık ki, kabul görmedi.
Burada tekrar ediyorum, ‘Kavakmeydan’ bölgesi meydan olarak kalmalı. Bölge Numune Hastanesini de içine alacak şekilde planlanmalı. Bu kentin geleceği düşünülmeli. Trabzon, Atatürk Alanı çevresine sıkıştı kaldı. Kentin ikinci bir büyük meydanı yok.
Kavakmeydan’ın ikinci bir meydan olarak planlanması şarttır. Hazırlanan son planda bölgeye bir iki top sahası vs. işlenmiş. Bu proje hayata geçirildiğinde bölge, ne meydan olur ne de park.
Avni Aker ve çevresinde ‘ne yapılması’ gerektiği konusundaki görüşlerimizi tekrar yazıyorum;
‘Bölge geniş kapsamlı planlanmalı. Numune Hastanesi de plana dahil edilmeli. İncirlik kavşağından Valiliğe kadar uzatılmalı. Takriben 150 dönümlük yer hatta Trabzon Lisesi ve Cumhuriyet Ortaokulu da plana dahil edilmeli. İncirlik camisinin önünden hastanenin güneyinden geçen yol, tünele alınmalı ve türbenin orada diğer yolla birleştirilmeli. Tünel yolun çevresine bin araçlık otopark yapılmalı. Hastane ile Yavuz Selim arası birleştirilmeli. Numune Hastanesi ileride 5 yıldızlı bir otele dönüştürülebilir. Hastane bahçesinde sonradan yapılan binalar yıkılmalı ve bahçe için yeni peyzaj yapılmalı. Avni Aker’in bulunduğu alana çok katlı iki rezidans, iş merkezi olabilir. Semt sahası, basketbol ve voleybol sahası, açık yüzme havuzu (Hastane bahçesine olabilir), çocuk parkı, orman lojmanlarının yerine Atatürk Alanında yıllar önce yıkılan opera-tiyatro- sinema binasının aynısı yapılmalı. Bölge ağaçlandırılarak, yürüyüş ve gezinti yolları ile nakış gibi işlenebilir. Alanda tek katlı mağazalar, çay bahçeleri olabilir’.
Büyükşehir belediyesi de benzer bir proje hazırlatmıştı. Ancak, günü kurtarma peşinde koşanların tepkisi nedeniyle rafa kaldırıldı. O projede Hastane ile okul arasındaki yol, valilik ile lise arasına kaydırılmış. Kavakmeydan’ın bir yaşam alanı, Ortahisar’a ikinci bir meydanı yapmak istiyorsak, bu proje kesinlikle hayata geçirilmeli…

 

Sahalar sahile!
Sahilde, ASKF ile TS tesislerinin deniz tarafında iki saha var. Bu sahaların sayısı rahatlıkla 5’e çıkarılabilir, hem de birkaç bin kişilik tribünle. Faroz sahilindeki saha ile ASKF arasındaki alan, boşaltılmalı. Orada, sebze ve meyve hali, balık toptan satış mekanları vs. var. Limana yakın olması nedeniyle balıkhane kalabilir. Geri kalan alanda rahatlıkla üç saha yapılır. Sebze ve meyve hali de Deliklitaş’a, Büyükşehir belediyesinin hazineden veya karayollarından satın aldığı yaklaşık 150 dönümlük alana nakledilebilir ve nakledilmelidir. Bu alan tam bir spor kompleksi olur. Ve Ortahisar ilçesinin her semtine de eşit uzaklıktadır.

Akyazı’daki sahalar boş!

Akyazı Şenol Güneş Spor Kompleksinde 5-6 top sahası var. Bu sahaların amatörlere kapalı olduğu söyleniyor. Akyazı’daki sahalar tüm amatörlere açılmalı. Soyunma odaları vs. yoksa sahaların bir kenarına portatif soyunma odaları yapılabilir.
 
Akyazı stadının batısı
Trabzonspor’a verilmeli!
Akyazı Medikal Park Stadının batısındaki yaklaşık 450 dönümlük alanın, Trabzonspor’a verilmesi gerektiğini defalarca yazdım. Her platformda da söyledim. Ama ne yazık ki, siyasiler spor kompleksinin yanı başına şehir hastanesi yaptırmak için gayret sarf ettiler. Ve ilk etapta da başardılar. Orada Şehir Hastanesi yapılması, Trabzon’un kalbine hançer saplamaktır. Orada şehir hastanesi olmaz. Trafik yoğunluğu sıkıntı yaratır. Spor kompleksinin yanında devasa bir hastane olmamalı. Akyazı koyu, Trabzonspor için dolduruldu. Dolgunun ilk projesi bu şekilde idi. TOKİ, dolgu ve stadın yapımını üstlendi. Yaklaşık 300 milyon lira civarında bir harcama yaptı. Karşılığında da Avni Aker ve çevresinde 58 dönümlük arazi ve birkaç mülk daha aldı.
TS asbaşkanı Hayrettin Hacısalihoğlu, dün nihayet bizim görüşümüze yakın bir istekte bulundu. Stadın batısındaki dolgu alanının yarısının Trabzonspor’a verilmesini istedi. Dolgu alanının yarısı değil, tamamı Trabzonspor’a verilmelidir. Trabzonspor, bu alana karşılık mevcut tesislerini vs. verebilir, hatta TOKİ’ye borçlanabilir. Trabzonspor, yönetimi ne yapıp ne edip Akyazı’daki 400 dönüm civarındaki dolgu alanını devletten almalıdır. 400 veya 500 dönümlük o alan, Trabzonspor’a büyük bir gelir getirir.                                                                                                  

Hasan KURT

            

************

Çaykara’da yağmur duası!

Çaykara müftüsü Abdurrahman Koç, üç-beş gündür camilerde yağmur duası yapıyormuş. Yağmur duası bir gelenektir. Genelde açık alanda toplu yapılır. Çaykara’dan arayan bir okur şaka yollu, ‘Müftü bey yağmur duasını camide yaptığı için henüz bir damla yağmur yağmadı’ dedi.
Şaka bir yana, köylerde bugünlerde vatandaş, tarlasına bahçesine diktiği ektiği ürün için şebeke suyu kullanıyor. (Eskiden Köy Hizmetleri köylere su verirdi ve ücretsizdi) Su sayacı fırıl fırıl dönüyor. Vatandaş, ‘Toprağa attığımız iki fasulye çiviti, diktiğimiz iki marul fidesi su istiyor. Eskiden, tarlalarımızın yanıbaşındaki göllerden su alırdık. Göller kapandı. Su gözeleri, çeşmeler kurudu. Tarlalarımızı sulayacak suyumuz yok. Kuyu vursak, astarı yüzünden pahalı! Kuyunun açması para, suyu için de atık su parası vereceğiz’ diyor… Köylerde (mahallelerde) yaşayan, bahçesi olan vatandaş için yarın daha zor olacak.

***********************

Savaşta piyadeler arasında şöyle bir psikoloji vardır. Savaş esnasında hücum eden bir bölükteki erlerin bir kısmı gün geçtikçe ya ağır yaralanır ya da tek tek ölürler. Geriye kalanlar ilk başlarda bundan çok etkilenir. Ama zamanla bu duruma alışırlar. Ve garip bir şekilde kendilerinin o savaşta ölmeyeceğine inanmaya başlarlar. Dahası savaş esnasında ölen ve ağır yaralanan arkadaşlarının manevi güçlerini, hatıralarını kendi hayallerinde yaşatırlar. İşte bir savaşı ölenlerden geriye kalan o psikolojideki askerler kazanır. Onun için 24 Haziran genel seçimlerine kadar ölmezsek zafer bizim olacak!
(Metin Kondel)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar