KENDİNE SORGU 

Doğanın canlılığı ve yasası gereği tekerler hep ileri döner aslında. Bunun kendiliğinden yanı başka bir akademik alan, beni aşar doğrusu. Bu alanda yetkin bilim insanlarımızın var olduğunu biliyorum. Onlardan çok yararlandığımızı söylemeli, bilimin üstünlüğünü, bilim insanının çabasını hak ettikleri düzeyde kabullenmeliyiz de.—Keşke sayıları, kürsüleri, olanakları ve özgürlükleri daha çok olsa.—
Kendiliğinden olmayan yanı, "yasa"sı, kuramı insana ait. Bilimi, ürettiği teknolojiyi nasıl kullanacağı insan işi. Bu düzenlemeyi, uygulamayı "iyi" yaptığı ölçüde bütünüyle doğa, canlı yaşam, haliyle" insan" da "GÜZEL YAŞAM"a, "MUTLU YAŞAM"a daha yakın olur. Bütün çaba aslında bu değil mi?...
Ne var ki çok şeyi yitirdik son zamanlarda. İyilik adına, güzellik adına sayılamayacak kadar çok. Bunları yineleyip sıralayacak değilim. Üzünç yaymak, hele karamsarlık hiç değil amacım. Çokça yapılıyor televizyonda, sosyal iletişim ağlarında, kimi sırça köşklerde. Gündüz kadın merkezli sömürü, akşam kadın- erkek karışık. Ama yine bir şeyleri kaşıyıp tırmalayan, çıkarcı, bencil, bütünüyle insanı, insanımızı sömüren yaklaşım. Kültürel, ekonomik ve etik sömürü. Çürüyen ve çürüten… Kendisiyle kalmayıp, yakından uzağa doğru, adım adım yok eden "KANSEROJEN HÜCRE…"
   O "güzellik" adına, "iyilik" adına yapılanlar da paylaşılmalı yeni güzellikler için. Size göre de öyle değil mi? Paylaşılan acılar azalır, paylaşılan sevinçler çoğalır sözü boşuna mı söylenmiş. Yalan mıdır buna ilişkin özlü sözler, avuntu mudur yoksa... Doğrudur, kimi sözler dönemsel önem taşır. İlgili dönemin koşulları, ekonomik, sosyo kültürel belirleyiciler, doğal ya da toplumsal yıkım ve yıkıcılar, kimi değer ve tutumları öne çıkarır. Bu koşullardaki "kamu spotları" ve kimi sözler baskın çıkar. Birileri bu sözleri atasözü gibi, özlü söz gibi algılar ve genele yaşamın, insanlığın bütününe yayar. Buna ilişkin ayıklanması gereken kimi "atasözleri" varlığını ne yazık ki sürdürebilmekte...
   Ancak "paylaşmak" sözcüğü çok şeyin ilacı, reçetesi, epeyce de iyileştiricisi bana göre. Haksızlık etmeyeyim, herkese göre öyledir demeliydim. İnsanın özünde bu vardır diye düşünüyorum. Bu "öz"ün kaynağını da kimseyle kıyasıya tartışmayı doğru ve verimli bulmam, kısır bulurum da. 
   Kimi insanın evrimine, "yürek zenginliğine" bağlar…
   Kimileri bilimsel eğitimle-kültürle birebir ilişki kurar…
  Kimi de geleneklere, göreneklere, dinsel inanca dayandırır, yaradılışa bağlar…
   Öyle ya da böyle bütün bunlar bire toplumsal değerdir. İnsana yine insan tarafından sunulmuş birer "nimet"tir. Daha iyi, daha güzel olma uğraşı. Binlerce yılın süreci aslında. Birikimleriyle, elenip atılanıyla "BÜYÜK İNSANLIK KALITI.” Ne kadar daha süreceği ne zaman "zirve"ye çıkacağı bilinmeyen insanlığın sonuncu (nihai) "utku"su belki de. Ne mutlu o dönemi görüp-yaşatacak olanlara...
    Bir yanıyla ilerleme, çok yönlü ilerleme. İnsan için, bütünüyle canlılar ve doğa için. Öte yanıyla "tekerlere çomak sokan" yine insan. Doğrularla yanlışlar iç içedir ya. Hani "atbaşı" giden. 
Evet insandan söz ediyorum! İlkel toplum diye adlandırılan "ilkel komünal" toplum sisteminden günümüze değin birçok sistemden, yönetim biçiminden değil!  Eksik yanlış, bütünüyle doğaya öncelik vermeyen, çıkar- çevre ilişkilerine karşılık bulan, kategorize edilerek sınıflara bölünen, ayrılan sistemlerin ucube ve insanlık dışı "yasa" ve uygulamalarından söz etmiyorum! Dünya acımasız Emperyalizm Çağını yaşarken ki bunu görmemek dehşet bir " KÖRLÜK!"
     Sözünü etmeye çalıştığım bunların dışında, bütün bunlara karşın direnme noktasının git gide geriye düştüğüdür. Bireysel ve toplumsal enerjimizin yeterince kullanılmadığından, kullanılamadığından söz ediyorum. Kuşkusuz bu beceri eksikliği, yitimi bizim olduğu kadar, çocuklarımız ve gelecek için çok tehlikeli olacaktır.
O nedenle sözüm "BİZ" diyenlere!
Aynı fırından beslenen insanadır sözüm…
Aynı suyu içen, aynı bahçeyi ekip- biçen, aynı tastan çorba içen insana…
Aynı köprüden geçen, geçmek zorunda olan…
Kol kola, omuz omuza, dik yürümek, sarılmak, kucaklaşmak, gönül birlikteliğiyle yardımlaşmak, dayanışmanın tadı ve keyfini yaşamak ve yaşatmak çok mu zor!
......
Köprüyü ayakta tutalım, yıkmayalım!
Fırına birlikte odun atalım söndürmeyelim!
O bahçeleri ekip-biçerken suyu bulandırmak niye!
Aşımıza zehir katmak isteyen "O ÇAĞ" öyle canavarca yaşarken bu gevşeklik, bu bencillik, bu dağınıklık, bu devekuşu tavrı, bu aymazlık neden!  Neden!
     
"Yârin yanağından gayri her yerde, her şeyde hep beraber "olmak güzelliği varken.


     
                        — Yarınlar güzel olacak—

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.